Yabancı Murisin Türkiye’deki Taşınmazı: Miras Hangi Hukuka Tabi?
Yabancı murisin Türkiye’deki taşınmazı, murisin vatandaşlığı ne olursa olsun Türk miras hukukuna tabidir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 20. maddesi mirası kural olarak ölenin milli hukukuna bağlar; ancak Türkiye’de bulunan taşınmazlar için Türk hukukunun uygulanacağını emredici biçimde düzenler. Bunun pratik sonucu şudur: bir Alman, İranlı ya da Suudi vatandaşının İzmir’deki dairesi için kimin mirasçı olduğu ve payların ne olacağı Türk Medeni Kanunu’na göre belirlenir.
Ölenin ülkesinde düzenlenen mirasçılık belgesi bu taşınmaz için tek başına sonuç doğurmaz; Türkiye’de sulh hukuk mahkemesinden ayrıca veraset ilamı alınması gerekir. Terekedeki taşınırlar (banka hesabı, araç, şirket payı) ise ölenin milli hukukuna tabi kalır. Bu yüzden aynı muris için iki farklı mirasçı tablosu ortaya çıkabilir ve Yargıtay her iki mal grubu için ayrı ayrı mirasçılık belgesi düzenlenmesini istemektedir.
Bu yazıda MÖHUK m. 20’nin nasıl işlediğini, Türk hukukunun uygulanmasının somut olarak ne anlama geldiğini, yurt dışından alınan mirasçılık belgesinin Türkiye’deki değerini, Tapu Kanunu m. 35’in getirdiği ikinci süzgeci ve veraset ilamından tapu intikaline kadar izlenecek yolu, Yargıtay’ın yerleşik ve güncel kararlarıyla birlikte ele alıyoruz.
İçindekiler
MÖHUK m. 20 ne diyor?
Türk mahkemesi, yabancılık unsuru taşıyan bir miras uyuşmazlığında doğrudan Türk Medeni Kanunu’nu uygulayamaz. Önce hangi ülkenin hukukunun uygulanacağını, yani “miras statüsünü” belirlemek zorundadır. Bu belirlemeyi yapan bağlama kuralı MÖHUK m. 20’dir:
(1) Miras ölenin milli hukukuna tabidir. Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır.
(2) Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tabidir.
(3) Türkiye’de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır.
Madde iki kademeli çalışır. Genel kural ölenin milli hukukudur; muris hangi devletin vatandaşı ise mirasına o devletin hukuku uygulanır. İkinci cümle ise bu kuralın istisnasını getirir: tereke içinde Türkiye’de bulunan bir taşınmaz varsa, bu taşınmaz bakımından milli hukuk devreden çıkar ve Türk hukuku uygulanır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu ilişkiyi açıkça ifade etmiştir: birinci fıkranın ikinci cümlesi ilk cümlenin istisnasını oluşturur ve Türkiye’de bulunan taşınmazlar kanun gereği Türk hukukuna tabidir (8. HD, 31.03.2014, 2013/13346 E., 2014/5773 K.).
Aynı kural, 2007’den önce yürürlükte olan 2675 sayılı Kanun’un 22. maddesinde de aynen yer alıyordu. Mirasçılık ve mirasın geçişi murisin ölüm tarihinde yürürlükte bulunan hükümlere göre belirlendiğinden, eski tarihli ölümlerde 2675 sayılı Kanun uygulanır; ancak sonuç değişmez. Yargıtay, mülga Kanun dönemindeki ölümler için de Türkiye’deki taşınmazlara Türk hukukunun uygulanacağını istikrarlı biçimde kabul etmektedir (7. HD, 13.10.2011, 2011/5769 E., 2011/6029 K.; 14. HD, 21.03.2019, 2016/8239 E., 2019/2548 K.).
Uygulamada gözden kaçan bir nokta atıf (renvoi) meselesidir. MÖHUK m. 2/3 uyarınca uygulanacak yabancı hukukun kanunlar ihtilafı kurallarının başka bir hukuku yetkili kılması yalnızca kişinin hukuku ve aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda dikkate alınır. Miras statüsü bu kapsama girmediğinden, taşınırlar bakımından yetkili kılınan yabancı hukukun kendi bağlama kuralları dikkate alınmaz; doğrudan o hukukun maddi miras hükümleri uygulanır.
Neden taşınmazlar için Türk hukuku uygulanır?
Bu istisna Türk hukukuna özgü değildir. Taşınmazlar üzerindeki hakların, taşınmazın bulunduğu ülke hukukuna tabi olması (lex rei sitae) milletlerarası özel hukukun en eski ve en yaygın kurallarından biridir. Gerekçesi açıktır: taşınmaz, bulunduğu devletin egemenlik alanının parçasıdır; mülkiyetin kime ait olduğu tapu sicili üzerinden alenileşir ve sicilin güvenilirliği, sicilin tutulduğu ülke hukukunun uygulanmasını gerektirir. MÖHUK m. 21’in taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve diğer ayni hakları bulundukları ülke hukukuna bağlaması da aynı düşüncenin ürünüdür.
Yargıtay bu kuraldan bir adım daha ileri giderek Türk mahkemelerinin Türkiye’deki taşınmazlara ilişkin miras uyuşmazlıklarında münhasır yetkili olduğunu kabul etmiştir. 8. Hukuk Dairesi, Norveç vatandaşı bir murisin Antalya’daki bağımsız bölümüne ilişkin uyuşmazlıkta şu tespiti yapmıştır: MÖHUK m. 20/1’deki “Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır” hükmü gereğince taşınmaz tereke uyuşmazlıkları konusunda Türk mahkemeleri münhasır yetkilidir ve bu nedenle Türkiye’deki taşınmazların intikali için yabancı mahkemelerce verilmiş mirasçılık belgelerinin Türk mahkemelerince tanınması mümkün değildir (8. HD, 17.10.2014, 2013/23629 E., 2014/18556 K.; aynı yönde Daire’nin atıf yaptığı HGK, 24.10.2001, 2001/2-922 E., 2001/746 K.). Münhasır yetkinin sonuçlarına aşağıda yabancı mirasçılık belgesi başlığında yeniden döneceğiz.
Türk hukukunun uygulanması somut olarak ne demek?
“Taşınmaz için Türk hukuku uygulanır” cümlesi soyut kalmamalıdır. Bu kural, taşınmaz bakımından miras hukukunun bütün sorularının Türk Medeni Kanunu’na göre cevaplanması demektir.
Kimin mirasçı olduğu ve paylar
Mirasçı sıfatı TMK m. 495 ve devamındaki zümre sistemine göre belirlenir. Birinci zümre altsoydur; altsoy varsa ikinci zümre olan ana ve baba mirasçı olamaz (TMK m. 496). Sağ kalan eş, altsoyla birlikte mirasçı ise terekenin dörtte birini, ana-baba zümresiyle birlikte ise yarısını, büyük ana-baba zümresiyle birlikte ise dörtte üçünü alır (TMK m. 499). Kız ve erkek çocuklar eşit pay alır. Evlatlık, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur (TMK m. 500).
Bu kuralların yabancı hukuktan farklı sonuç verdiği haller az değildir. Bazı hukuk sistemlerinde ana ve baba, ölenin çocukları bulunsa dahi mirasçıdır; bazılarında kız çocuğun payı erkek çocuğun yarısıdır; bazılarında sağ kalan eşin payı Türk hukukundakinden çok farklıdır. Ölenin ülkesinde düzenlenen mirasçılık belgesinde bu esaslara göre bir mirasçı tablosu yer alsa bile, Türkiye’deki taşınmaz için bu tablo geçerli değildir. Türk mahkemesi taşınmaz yönünden mirasçıları ve payları yalnızca TMK’ya göre belirler; yabancı hukukta pay sahibi görünen ana-baba, Türk hukukunda altsoy varken taşınmazdan pay alamaz.
Saklı pay ve ölüme bağlı tasarruflar
Muris vasiyetname ile Türkiye’deki taşınmazı üzerinde tasarruf etmişse, saklı payın var olup olmadığı ve oranı (TMK m. 505-506) ile tenkis Türk hukukuna göre değerlendirilir. Vasiyetnamenin şekli MÖHUK m. 20/4 ve m. 7 uyarınca yapıldığı yer hukukuna veya ölenin milli hukukuna uygunsa geçerli sayılır; tasarruf ehliyeti ise tasarruf anındaki milli hukuka tabidir (m. 20/5). Şekil ve ehliyet yönünden yabancı hukuka bakılsa dahi, taşınmaz üzerindeki tasarrufun esası ve sınırları Türk hukukuna göre denetlenir; vasiyetnamenin iptali ve tenkis talepleri de bu çerçevede değerlendirilir.
Mirasın açılması, kazanılması ve paylaşılması
MÖHUK m. 20/2 mirasın açılması sebeplerini, iktisabını ve taksimini terekenin bulunduğu ülke hukukuna bağlar. Türkiye’deki taşınmaz için bu da Türk hukukudur. Dolayısıyla mirasın ölümle kendiliğinden geçmesi (TMK m. 599), mirasçılar arasındaki elbirliği mülkiyeti (TMK m. 640), paylaşma sözleşmesinin şekli, mirasın reddi ve mirastan yoksunluk Türk hukukuna göre işler. Mirasçılar anlaşamazsa taşınmazdaki ortaklık, ortaklığın giderilmesi davasıyla Türk usul hukuku çerçevesinde sona erdirilir.
Yargıtay, Norveç hukukunun miras paylaşımına kayyımın katılmasını aradığı bir olayda, Türkiye’deki taşınmazın paylaşılmasına Türk hukukunun uygulanacağını ve bütün mirasçıların katıldığı yazılı bir paylaşma sözleşmesinin yeterli olduğunu, Norveç hukukundaki ek koşulun bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir (8. HD, 2013/23629 E., 2014/18556 K.). Daire aynı kararda önemli bir tespit daha yapmıştır: tereke içinde Türkiye’de bulunan bir taşınmaz varsa, bağlama noktası olarak “ölenin milli hukuku” alınsın ya da “terekenin bulunduğu yer hukuku” alınsın, her iki yol da Türk hukukuna çıkar.
Mirasçısız tereke
MÖHUK m. 20/3 uyarınca Türkiye’de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır. Ancak Türk hukukuna göre mirasçı bulunduğu sürece Hazine’nin taşınmaz üzerinde hak iddia etmesi mümkün değildir. Suudi Arabistan vatandaşı bir murisin İstanbul’daki taşınmazlarına ilişkin uzun süren bir uyuşmazlıkta Yargıtay, Türkiye’deki taşınmazlar için mirasa Türk hukukunun uygulanacağını ve mirasçı mevcut olduğundan taşınmazların Devlete kalmasının mümkün olmadığını benimseyen ilk derece gerekçesini bu yönüyle tartışmasız bırakmıştır (7. HD, 23.12.2024, 2024/4288 E., 2024/5906 K.).
Taşınırlar için durum farklı: aynı muris, iki mirasçı tablosu
MÖHUK m. 20’nin ilk cümlesi taşınırlar için yürürlüktedir. Murisin Türkiye’deki banka hesabı, aracı, şirket payı, kasa içeriği ve alacakları ölenin milli hukukuna tabidir. Bu nedenle yabancı bir murisin terekesinde hem taşınmaz hem taşınır bulunduğunda mahkemenin iki ayrı hukuk uygulaması ve iki ayrı mirasçı tablosu çıkarması gerekir.
Yargıtay bu ayrımı yıllardır tutarlı biçimde uygulamaktadır. 7. Hukuk Dairesi, Mısır vatandaşı sağ kalan eşe ilişkin bir dosyada taşınmazlar ile para ve taşınır mallar yönünden mirasçıların ve miras paylarının ayrı ayrı belirlenmesini, para ve taşınırlar yönünden verilecek mirasçılık belgesinde yabancı uyruklu eşin mirasçı olarak gösterilmesini istemiştir (7. HD, 17.10.2012, 2012/4537 E., 2012/7156 K.).
Daire’nin 2026 tarihli güncel kararı ilkeyi en açık haliyle ortaya koyar: MÖHUK m. 20 uyarınca murisin taşınır malları bakımından milli hukuku, Türkiye’de bulunan taşınmaz malları bakımından ise Türk hukuku uygulanır; bu bağlama kuralı gereğince taşınır ve taşınmaz mallar yönünden uygulanacak hukuk farklı olup her biri bakımından ayrı ayrı mirasçılık belgesi düzenlenmesi gerekir (7. HD, 12.01.2026, 2025/3452 E., 2026/153 K.). Aynı kararda mahkemenin önce murisin öldüğü andaki vatandaşlığını kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespit etmesi gerektiği, bu tespit yapılmadan verilen mirasçılık belgesinin bozulacağı vurgulanmıştır.
Taşınırlar için yabancı hukukun uygulanması hakime ek bir yük getirir. MÖHUK m. 2 uyarınca hakim yabancı hukuku resen uygular, içeriğini araştırır ve taraflardan yardım isteyebilir; yabancı hukukun içeriği tespit edilemezse Türk hukuku uygulanır. Bu araştırma çoğunlukla Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla yapılır ve dosyanın süresini belirgin biçimde uzatır. Taşınmaz yönünden ise böyle bir araştırmaya gerek yoktur; Türk hukuku doğrudan uygulanır.
Somut bir örnekle netleştirelim. İran vatandaşı bir kadın, İran’da vefat ediyor; geride eşi, iki çocuğu ve sağ olan ana-babası kalıyor. İran’da düzenlenen mirasçılık belgesinde ana ve baba da mirasçı olarak gösteriliyor. Murisin İzmir’de yarı hissesine sahip olduğu bir daire var. Bu daire yönünden Türk mahkemesi TMK m. 495 ve 499’u uygular: iki çocuk varken ana ve baba mirasçı olamaz; murisin payının dörtte biri sağ kalan eşe, dörtte üçü çocuklara geçer. Murisin Türkiye’de bir banka hesabı da varsa, o hesap için İran hukuku uygulanır ve ana-baba, İran hukukunda kendilerine tanınan payla mirasçı olur. Aynı muris, aynı ölüm, iki farklı mirasçı tablosu.
Veraset ilamı nereden ve nasıl alınır?
Türkiye’deki taşınmazın mirasçılar adına tescili için Türk mahkemesinden alınmış bir mirasçılık belgesi şarttır. Tapu Sicili Tüzüğü m. 20/a, yasal veya atanmış mirasçıların tescil isteminde yetkili mercilerce verilmiş mirasçılık belgesini arar ve tapu müdürlüğü bu belgenin geçerliliğini sorgulayamaz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin ifadesiyle, taşınmazlar için Türk mahkemelerinden mirasçılık belgesi alınması zorunludur ve Türk kanunları uygulanmalıdır (14. HD, 03.03.2016, 2015/15080 E., 2016/2740 K.).
Yabancılık unsuru taşıyan dosyalarda noter yolu kapalıdır. Noterlik Kanunu m. 71/B uyarınca mirasçılık belgesinin yabancılar tarafından talep edilmesi veya nüfus kayıtlarının belge düzenlenmesi için yeterli olmaması halinde noterler mirasçılık belgesi veremez. Bu durumda başvuru TMK m. 598 gereği sulh hukuk mahkemesine yapılır.
Yetkili mahkeme MÖHUK m. 43’e göre belirlenir: miras davaları ölenin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, ölenin Türkiye’de son yerleşim yeri yoksa terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Yurt dışında yaşayan ve orada ölen bir yabancı için yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesidir.
Dava çekişmesiz yargı işidir ve resen araştırma ilkesine tabidir. Türk nüfus kaydı bulunmayan muris ve mirasçılar için irs ilişkisi; ölüm belgesi, evlilik ve doğum belgeleri, yabancı makamlarca düzenlenmiş nüfus veya aile kayıtları ve ölenin ülkesinde alınmış mirasçılık belgesi gibi belgelerle ispatlanır. Bu belgeler apostil şerhi taşımalı, apostil sözleşmesine taraf olmayan ülkelerden geliyorsa konsolosluk tasdik zincirinden geçmeli ve yeminli tercümeleriyle sunulmalıdır.
Mahkeme, murisin ölüm anındaki vatandaşlığını tespit ettikten sonra, taşınmazlar yönünden Türk hukukuna göre, taşınırlar yönünden ise milli hukuka göre mirasçıları ve payları gösteren belgeyi düzenler. Talep, taşınmazlar yönünden Türk hukukuna göre mirasçılık belgesi verilmesi biçiminde kurulmalı; terekede taşınır da varsa iki mal grubu için ayrı belge ya da ayrımı içeren tek belge istenmelidir.
Yurt dışından alınan mirasçılık belgesi Türkiye’de ne işe yarar?
Bu soru uygulamada en çok karıştırılan noktadır. Ölenin ülkesindeki mahkeme veya noterlikten alınmış mirasçılık belgesi, Türkiye’deki taşınmaz bakımından bağlayıcı bir belge değildir ve tapu müdürlüğünde doğrudan kullanılamaz. Yargıtay bunun nedenini iki ayrı gerekçeyle açıklamıştır.
İlk gerekçe münhasır yetkidir. Yabancı mahkeme ilamının tanınabilmesi için ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması gerekir (MÖHUK m. 54/1-b). Türkiye’deki taşınmazlara ilişkin miras uyuşmazlıkları Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinde olduğundan, bu taşınmazların intikali için yabancı mahkemelerce verilmiş mirasçılık belgelerinin tanınması mümkün değildir (8. HD, 2013/23629 E., 2014/18556 K.).
İkinci gerekçe mirasçılık belgesinin niteliğidir. Türk hukukunda mirasçılık belgesi aksi ispat edilinceye kadar mirasçıları gösterir; kesin hüküm oluşturmaz, her zaman iptali ve düzeltilmesi istenebilir. 14. Hukuk Dairesi’ne göre yabancı bir mahkemeden alınmış mirasçılık belgesine Türk hukukunun tanıdığı değerden fazla bir güç yüklenemez; belgenin aksi her zaman ispat edilebileceğine göre tanınması yahut tenfizi yoluna gidilemez. Bu nedenle Daire, yabancı mirasçılık belgesinin tanınması talebinin reddine, mirasçılık belgesi verilmesi talebinin ise sulh hukuk mahkemesinde görülmesine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir (14. HD, 12.12.2016, 2016/14569 E., 2016/10281 K.).
Bu, yabancı belgenin değersiz olduğu anlamına gelmez. Yargıtay, tanıma talebi reddedilse bile belgenin Türkiye’de açılacak mirasçılık belgesi davasında takdiri delil olarak kullanılmasına yasal bir engel bulunmadığını kabul eder (8. HD, 2013/23629 E., 2014/18556 K.; Daire’nin atıf yaptığı HGK, 27.05.2009, 2009/19-161 E., 2009/207 K.). Uygulamada belge, evlilik bağını ve soybağını ispatlayan, mirasçı çevresinin tespitine yardımcı olan güçlü bir delildir; ancak paylar Türk hukukuna göre yeniden belirlenir.
Vasiyetname varsa tablo değişir. Yabancı mahkemenin vasiyetnameyi açıp okuduğuna ilişkin kararına dayanılarak atanmış mirasçılık belgesi istenmişse, bu karar hakkında Türk mahkemesinden alınmış ve kesinleşmiş bir tanıma veya tenfiz kararı bulunmadan mirasçılık belgesi verilemez. Yargıtay, İtalya’da düzenlenen vasiyetnamelere dayalı bir dosyada bu eksikliği kanun yararına bozma sebebi saymıştır (7. HD, 18.05.2023, 2023/2408 E., 2023/2675 K.).
Tapu Kanunu m. 35: mirasçı olmak ile taşınmazı edinmek aynı şey değil
MÖHUK m. 20 kimin mirasçı olduğunu ve payını belirler. Yabancı mirasçının bu payı Türkiye’de tapuda üzerine alıp alamayacağı ise ikinci bir süzgeçten geçer: 2644 sayılı Tapu Kanunu m. 35. Yargıtay’ın deyişiyle yabancı unsurlu veraset davalarında hak ehliyetinin tespiti bakımından kanuni tahditler ve karşılıklılık esaslı unsurlardandır (14. HD, 10.02.2021, 2017/2136 E., 2021/797 K.; HGK, 28.12.1994, 1994/2-625 E., 1994/905 K.).
Maddenin bugünkü metni 6302 sayılı Kanun’la 2012’de şekillenmiştir. Buna göre yabancı uyruklu gerçek kişiler, kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla ve ancak Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olmaları halinde Türkiye’de taşınmaz edinebilir. Edinilen taşınmazların toplam alanı özel mülkiyete konu ilçe yüzölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı aşamaz; askeri yasak bölgeler, askeri güvenlik bölgeleri ve özel güvenlik bölgeleri edinime kapalıdır. Maddenin son fıkrası doğrudan mirası ilgilendirir: bu sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazlar, Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılı geçmeyen süre içinde maliki tarafından tasfiye edilmezse tasfiye edilerek bedele çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir.
Sonuç şudur: yabancı mirasçı, MÖHUK m. 20 ve TMK’ya göre mirasçıdır; miras hakkı doğmuştur. Vatandaşı olduğu ülke Tapu Kanunu m. 35 kapsamında edinime kapalıysa ya da kanuni sınırlamalar aşılıyorsa mirasçı taşınmazın kendisini değil, tasfiye sonucu bedelini alır. Yargıtay bu iki katmanı ayırmaya özen gösterir: karşılıklılığın bulunmaması yabancı mirasçıların taşınmazları iktisabı hakkında uygulanır, mirasçılık sıfatı terekedeki taşınırlar yönünden devam eder ve mülkiyet tanınmadığında taşınmaz tasfiye edilerek miras payı tazmin edilir (7. HD, 02.10.2023, 2022/1744 E., 2023/4294 K.). Aynı kararda, iki ülke arasında karşılıklılık anlaşması bulunmamasının tek başına karşılıklılığın yokluğu anlamına gelmediği de vurgulanmıştır.
2012 öncesi ölümlerde eski metin uygulanır ve hukuki ile fiili karşılıklılık, murisin ölüm tarihi itibariyle aranır; mahkeme bunu Adalet Bakanlığı’ndan sormak zorundadır. Karşılıklılığın bulunmadığı hallerde mirasçılık belgesi, taşınmaz malvarlığı yönünden Tapu Kanunu m. 35’teki kısıtlılığın göz önüne alınması gerektiği şerhiyle verilir (8. HD, 21.11.2014, 2014/3607 E., 2014/21536 K.); Suriye uyruklu mirasçılara ilişkin özel kısıtlamalarda ise belgeye Türkiye’deki taşınmazların mirasçılara geçmeyeceği yönünde kayıt konur (14. HD, 2016/8239 E., 2019/2548 K.). Bu araştırma yapılmadan verilen belgeler bozulmaktadır (14. HD, 2015/15080 E., 2016/2740 K.; 7. HD, 04.11.2025, 2025/3698 E., 2025/4648 K.).
Vatandaşlık değişiklikleri de sonucu etkiler. Doğumla Türk vatandaşı olup çıkma izniyle vatandaşlıktan ayrılanlar 5901 sayılı Kanun m. 28 uyarınca Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanmaya devam ettiklerinden, Tapu Kanunu m. 35 sınırlamaları bu kişilere uygulanmaz; Yargıtay mirasçılık belgesindeki hüküm fıkrasını bu yönde düzeltmiştir (8. HD, 2013/13346 E., 2014/5773 K.). Mirasçının ölüm tarihinden sonra Türk vatandaşlığı kazanması ise edinim yasağını ortadan kaldırmaz; Yargıtay, Ermenistan vatandaşı sağ kalan eşin sonradan vatandaşlık kazanmasına dayanan tapu iptal ve tescil davasını bekletici mesele saymış, ancak ölüm tarihi itibariyle taşınmazlar yönünden mirasçılık sıfatı tanınmayan belgeleri tartışmasız bırakmıştır (7. HD, 25.05.2022, 2021/3924 E., 2022/3741 K.).
Sık karşılaşılan senaryolar
Yabancı muris, yabancı mirasçılar, Türkiye’de konut
En yaygın durumdur. Muris ve mirasçıların tamamı yabancıdır; tereke, örneğin İzmir’de bir yazlık dairedir. Taşınmaz için Türk hukuku, mirasçılar ve paylar TMK’ya göre belirlenir. Veraset ilamı taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır; ardından Tapu Kanunu m. 35 süzgeci ve intikal aşaması gelir.
Türk vatandaşı muris, yabancı eş veya çocuk
Muris Türk vatandaşı olduğundan taşınırlar için de Türk hukuku uygulanır; MÖHUK m. 20 ayrımı burada gündeme gelmez. Ancak yabancı mirasçının taşınmazı edinip edinemeyeceği yine Tapu Kanunu m. 35’e tabidir. Yargıtay, Mısır vatandaşı eş için karşılıklılık araştırması yapılmadan verilen belgeyi bozmuş; karşılıklılık yoksa eşin taşınmazlar yönünden mirasçı olamayacağını, para ve taşınırlar yönünden ise her halde mirasçı olduğunu belirtmiştir (7. HD, 2012/4537 E., 2012/7156 K.).
Çifte vatandaşlık
Muris birden fazla devletin vatandaşı ve aynı zamanda Türk vatandaşı ise MÖHUK m. 4/b uyarınca milli hukuk olarak Türk hukuku uygulanır; taşınır ve taşınmaz ayrımına gerek kalmaz. Muris Türk vatandaşı olmayıp birden fazla yabancı devletin vatandaşı ise daha sıkı ilişkili olduğu devletin hukuku milli hukuk sayılır (m. 4/c); taşınmaz için yine Türk hukuku geçerlidir.
Sağ kalan eşin mal rejimi alacağı
Miras statüsünden bağımsız bir sorudur ve çoğu dosyada gözden kaçar. MÖHUK m. 15/2, malların tasfiyesinde taşınmazlar için bulundukları ülke hukukunun uygulanacağını söyler. Eşlerin müşterek milli hukuku farklı bir mal rejimi öngörse bile Türkiye’deki taşınmaz, evlilik 2002 sonrasında sürmüşse edinilmiş mallara katılma rejimine göre tasfiye edilir; sağ kalan eşin katılma alacağı tereke borcudur ve miras paylaşımından önce hesaplanır. Bu konuyu ölen eşin katılma alacağı yazımızda ayrıca ele aldık.
Vasiyetname
Muris Türkiye’deki taşınmazı hakkında vasiyetname bırakmışsa vasiyetnamenin şekli ve ehliyet yönünden yabancı hukuk devreye girebilir (MÖHUK m. 20/4-5); ancak saklı pay, tenkis ve tasarrufun esası Türk hukukuna göre denetlenir. Vasiyetname yabancı bir mahkemede açılıp okunmuşsa, bu karar için tanıma veya tenfiz kararı alınmadan atanmış mirasçılık belgesi düzenlenemez. Türkiye’de düzenlenmiş bir vasiyetnamenin yerine getirilmesi ise vasiyetnamenin tenfizi davasının konusudur.
Veraset ilamından tapu intikaline süreç
Uygulamada dosya şu sırayla ilerler.
- Belgelerin toplanması. Ölüm belgesi, evlilik ve doğum belgeleri, mirasçıların pasaport örnekleri, tapu kaydı, varsa yabancı mirasçılık belgesi ve vasiyetname toplanır. Yabancı belgeler apostil şerhi taşımalı; apostil sözleşmesine taraf olmayan ülkelerde düzenlenen belgeler için o ülkenin dışişleri tasdiki ve ardından Türk konsolosluğu tasdiki gerekir. Türkiye’de yeminli tercüme ve noter onayı yapılır.
- Vekaletname. Yurt dışında yaşayan mirasçılar Türk konsolosluğunda düzenlenecek vekaletname ile süreci Türkiye’ye gelmeden yürütebilir. Yabancı noterde düzenlenen vekaletnameler için apostil veya konsolosluk tasdiki ve tercüme aranır.
- Mirasçılık belgesi davası. Taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinde, taşınmazlar yönünden Türk hukukuna göre mirasçılık belgesi talebiyle açılır. Terekede taşınır varsa taşınırlar yönünden milli hukuka göre ayrı tespit istenir.
- Veraset ve intikal vergisi. Türkiye’de bulunan malların yabancı mirasçılara intikali de vergiye tabidir (VİVK m. 1). Beyanname süresi ölümün ve mirasçıların bulunduğu yere göre değişir: ölüm Türkiye’de gerçekleşmişse mirasçılar Türkiye’de ise dört ay, yurt dışında ise altı ay; ölüm yabancı bir ülkede gerçekleşmişse mirasçılar Türkiye’de ise altı ay, murisin bulunduğu ülkede ise dört ay, başka bir yabancı ülkede ise sekiz aydır (VİVK m. 9). Vergi dairesinden ilişik kesme belgesi alınmadan tapuda intikal yapılmaz.
- Tapu intikali. Yabancı mirasçılar için yabancı kimlik numarası veya potansiyel vergi kimlik numarası, pasaport tercümesi ve fotoğraf istenir. Tapu müdürlüğü Tapu Kanunu m. 35 kapsamındaki ülke ve alan sınırlamalarını ve askeri bölge sorgusunu resen yapar.
Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler
Dosyaya başlarken murisin ölüm tarihindeki vatandaşlığı belgeyle netleştirilmelidir; Yargıtay bu tespit olmadan verilen belgeleri bozmaktadır. Terekede taşınır olup olmadığı baştan sorulmalı, taşınırlar için yabancı hukukun içeriğinin araştırılacağı ve sürenin uzayacağı müvekkile anlatılmalıdır.
Yabancı mirasçılık belgesi tanıma-tenfiz davasına konu edilmemeli, doğrudan sulh hukuk mahkemesinde delil olarak sunulmalıdır; aksi yol hem zaman hem masraf kaybıdır. Talep sonucu, taşınmazlar yönünden Türk hukukuna göre mirasçılık belgesi verilmesi şeklinde açıkça yazılmalı, gerekiyorsa Tapu Kanunu m. 35 şerhi istenmelidir. Veraset ve intikal vergisi beyan süresi, yurt dışında gerçekleşen ölümlerde çoğu zaman fark edilmeden geçmektedir; süre ölüm tarihinden itibaren işler, veraset ilamının alınmasından değil.
Sıkça sorulan sorular
Yabancı uyruklu bir kişinin Türkiye’deki evine hangi hukuk uygulanır?
Türk hukuku. MÖHUK m. 20/1 uyarınca miras kural olarak ölenin milli hukukuna tabi olsa da Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. Mirasçılar ve paylar Türk Medeni Kanunu’na göre belirlenir.
MÖHUK m. 20 nedir?
5718 sayılı Kanun’un miras statüsünü düzenleyen bağlama kuralıdır. Mirası ölenin milli hukukuna bağlar, Türkiye’deki taşınmazları Türk hukukuna tabi kılar, mirasın açılması, kazanılması ve paylaşılmasını terekenin bulunduğu ülke hukukuna bırakır ve Türkiye’deki mirasçısız terekenin Devlete kalacağını öngörür.
Yabancının Türkiye’deki banka hesabına da Türk hukuku mu uygulanır?
Hayır. Banka hesabı, araç ve şirket payı gibi taşınırlar ölenin milli hukukuna tabidir. Yargıtay, taşınır ve taşınmazlar için ayrı ayrı mirasçılık belgesi düzenlenmesini istemektedir (7. HD, 2025/3452 E., 2026/153 K.).
Yurt dışından alınan veraset ilamı Türkiye’de geçerli mi?
Türkiye’deki taşınmaz bakımından bağlayıcı değildir ve tapuda doğrudan kullanılamaz. Türk mahkemesinden yeniden mirasçılık belgesi alınması gerekir; yabancı belge bu davada takdiri delil olarak kullanılabilir.
Yabancı mirasçılık belgesi için tanıma veya tenfiz davası açılabilir mi?
Yargıtay’a göre hayır. Türkiye’deki taşınmazlara ilişkin miras uyuşmazlıkları Türk mahkemelerinin münhasır yetkisindedir ve mirasçılık belgesi kesin hüküm niteliği taşımadığından tanıma ya da tenfiz yoluna gidilemez (14. HD, 2016/14569 E., 2016/10281 K.).
Yabancı mirasçılar noterden veraset ilamı alabilir mi?
Hayır. Noterlik Kanunu m. 71/B uyarınca mirasçılık belgesinin yabancılar tarafından talep edilmesi veya nüfus kayıtlarının yeterli olmaması halinde noterler belge düzenleyemez; başvuru sulh hukuk mahkemesine yapılır.
Hangi mahkeme yetkilidir?
MÖHUK m. 43 uyarınca ölenin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesi, Türkiye’de yerleşim yeri yoksa terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Yurt dışında ölen bir yabancı için bu, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesidir.
Yabancı mirasçı Türkiye’deki taşınmazı tapuda üzerine alabilir mi?
Tapu Kanunu m. 35’e bağlıdır. Mirasçının vatandaşı olduğu ülke Cumhurbaşkanınca belirlenen ülkeler arasındaysa ve alan ile bölge sınırlamaları aşılmıyorsa tescil yapılır. Aksi halde taşınmaz bir yıl içinde tasfiye edilir ve bedeli mirasçıya ödenir.
Karşılıklılık yoksa mirasçılık sıfatı düşer mi?
Hayır. Mirasçılık sıfatı taşınırlar yönünden devam eder; taşınmaz yönünden mülkiyet tanınmaz, ancak taşınmaz tasfiye edilerek payın bedeli ödenir (7. HD, 2022/1744 E., 2023/4294 K.).
Ölenin ülkesindeki belgede ana-babası mirasçı gösterilmiş; Türkiye’deki taşınmazdan pay alırlar mı?
Ölenin çocukları varsa almazlar. TMK m. 496 uyarınca ana ve baba ancak altsoy bulunmadığında mirasçı olur. Yabancı hukuktaki farklı düzenleme Türkiye’deki taşınmaz için uygulanmaz; ancak taşınırlar için milli hukuk geçerli olduğundan orada mirasçı olabilirler.
Yabancı mirasçılar veraset ve intikal vergisi öder mi?
Evet. Türkiye’de bulunan malların yabancı mirasçılara intikali de vergiye tabidir. Beyanname süresi ölümün ve mirasçıların bulunduğu yere göre dört ile sekiz ay arasında değişir ve ölüm tarihinden itibaren işler.
Çifte vatandaş murisin Türkiye’deki taşınmazına hangi hukuk uygulanır?
Muris aynı zamanda Türk vatandaşıysa MÖHUK m. 4/b gereği bütün tereke için Türk hukuku uygulanır. Yalnızca yabancı vatandaşlıkları varsa taşınırlar için daha sıkı ilişkili ülke hukuku, taşınmaz için yine Türk hukuku geçerlidir.
Vasiyetname varsa ne değişir?
Vasiyetnamenin şekli ve ehliyet yabancı hukuka göre geçerli olabilir; ancak Türkiye’deki taşınmaz üzerindeki tasarrufun esası, saklı pay ve tenkis Türk hukukuna göre denetlenir. Vasiyetname yabancı bir mahkemede açılıp okunmuşsa bu karar için tanıma veya tenfiz kararı alınmadan atanmış mirasçılık belgesi verilemez.
Dayanaklar ve kaynakça
Mevzuat: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 2, 4, 7, 15, 20, 21, 43, 50-54; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 495-506, 598-599, 640, 676; 2644 sayılı Tapu Kanunu m. 35; 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu m. 1, 9; 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 71/B; 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m. 28; Tapu Sicili Tüzüğü m. 20.
Yararlanılan Yargıtay kararları:
- 7. HD, 12.01.2026, 2025/3452 E., 2026/153 K.
- 7. HD, 04.11.2025, 2025/3698 E., 2025/4648 K.
- 7. HD, 23.12.2024, 2024/4288 E., 2024/5906 K.
- 7. HD, 02.10.2023, 2022/1744 E., 2023/4294 K.
- 7. HD, 18.05.2023, 2023/2408 E., 2023/2675 K.
- 7. HD, 25.05.2022, 2021/3924 E., 2022/3741 K.
- 14. HD, 10.02.2021, 2017/2136 E., 2021/797 K.
- 14. HD, 21.03.2019, 2016/8239 E., 2019/2548 K.
- 14. HD, 12.12.2016, 2016/14569 E., 2016/10281 K.
- 14. HD, 03.03.2016, 2015/15080 E., 2016/2740 K.
- 8. HD, 21.11.2014, 2014/3607 E., 2014/21536 K.
- 8. HD, 17.10.2014, 2013/23629 E., 2014/18556 K.
- 8. HD, 31.03.2014, 2013/13346 E., 2014/5773 K.
- 7. HD, 17.10.2012, 2012/4537 E., 2012/7156 K.
- 7. HD, 13.10.2011, 2011/5769 E., 2011/6029 K.
- HGK, 28.12.1994, 1994/2-625 E., 1994/905 K.
Yabancı uyruklu bir yakınınızın Türkiye’deki taşınmazı söz konusuysa, dosyanın seyri ölüm tarihindeki vatandaşlığa, terekenin taşınır-taşınmaz dağılımına ve karşılıklılık araştırmasına göre değişir. Veraset ilamı ve miras hukuku çalışmalarımıza ilgili sayfalarımızdan ulaşabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayınız için hukuki danışmanlık alınız.