Velayet

İzmir Velayet Avukatı

Çocukların velayetinin verilmesi, velayet değişikliği, kişisel ilişki düzenlemesi ve velayetin kaldırılması davalarında Bayraklı/İzmir merkezli hukuki temsil. Boşanma sürecinde ve sonrasında çocuğun üstün yararı esas alınarak hazırlanan dilekçeler, uzman raporlarının değerlendirilmesi ve Lahey Sözleşmesi kapsamındaki uluslararası çocuk meselelerinde takip.

Velayet davalarında hukuki temsil

Velayet, çocuğun bakımı, eğitimi, korunması ve temsiline ilişkin haklar ile yükümlülükler bütününü ifade eden bir kavramdır ve Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 335 ila 355. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Velayet hakkı, kural olarak anne ve baba tarafından birlikte kullanılır; eşler arasında evlilik birliği devam ettiği sürece bu birliktelik bozulmaz. Boşanma, ayrılık ya da evlilik dışı doğum gibi hallerde velayetin kullanımı yargı kararı veya kanun gereği değişir.

Velayete ilişkin tüm kararlarda mahkemeyi bağlayan temel ilke çocuğun üstün yararıdır. Bu ilke yalnızca Türk hukukundan değil, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinden de kaynaklanır ve uluslararası hukuk standardı olarak kabul edilir. Mahkeme; çocuğun yaşı, fiziksel ve psikolojik gelişim düzeyi, anne-babaya bağlılığı, ebeveynlerin ekonomik ve sosyal koşulları ile çocukla ilgilenebilme imkânlarını bütünlük içinde değerlendirir. Yedi yaş ve üstü çocukların görüşü de yargılama sürecinde alınır ve karara temel oluşturur.

Av. Rıdvan Güney Hukuk Bürosu olarak, İzmir Bayraklı Adliyesi yakınında bulunan büromuz aracılığıyla velayetten kaynaklanan davaları takip etmekteyiz. Süreç; ön hukuki değerlendirme, çocuğun yaş ve gelişimine göre stratejinin belirlenmesi, boşanma davası içinde veya bağımsız olarak velayet talebinin yönetilmesi, uzman (psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı) raporlarının değerlendirilmesi, kişisel ilişki düzenlemelerinin takibi ve velayet kararının uygulanması adımlarından oluşur. Yurtdışında bulunan velayet davaları için Lahey Sözleşmesi kapsamında uluslararası çocuk kaçırma başvuruları da yürütülebilir.

Hangi durumlarda hukuki destek veriyoruz?

01

Boşanmada Velayet

TMK md. 336 uyarınca boşanma davası içinde çocukların velayetinin hangi eşe bırakılacağına ilişkin taleplerin yönetilmesi; uzman raporlarının değerlendirilmesi ve çocuğun üstün yararını gözeten dilekçelerin hazırlanması.

02

Velayet Değişikliği

TMK md. 349 kapsamında velayetin koşulların değişmesi nedeniyle diğer eşe verilmesi için açılan davaların hazırlığı ve takibi; çocuğun yaş, sağlık, eğitim ve sosyal durumundaki değişikliklerin değerlendirilmesi.

03

Kişisel İlişki Düzenlemesi

TMK md. 182 kapsamında velayet kendisine bırakılmayan eş ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin sıklığı, süresi ve şeklinin belirlenmesi; bayram, yaz tatili ve özel günlere ilişkin düzenlemeler.

04

Velayetin Kaldırılması

TMK md. 348 uyarınca velayetin kötüye kullanılması, ihmal edilmesi veya çocuğun zarar görmesi nedeniyle velayetin kaldırılması davaları; çocuğun korunmasına yönelik tedbir kararı talepleri.

05

Yurtdışına Çıkış İzni

Çocuğun yurtdışına çıkışı için velayet sahibi olmayan eşin onayının gerektiği durumlarda, mahkemeden izin talep edilmesi; uzun süreli yurtdışı oturum ve eğitim taleplerinin değerlendirilmesi.

06

Birlikte Velayet ve Lahey Sözleşmesi

Boşanma sonrası birlikte velayet talepleri ile Lahey Sözleşmesi kapsamında uluslararası çocuk kaçırma vakalarında çocuğun ülkesine iadesi başvurularının takibi.

Velayete dair temel hükümler

Velayet kavramı ve kapsamı (TMK md. 335-340)

Velayet, çocuk üzerinde anne ve babaya tanınan, çocuğun kişiliği, mal varlığı ve yasal temsili üzerinde kullanılabilen geniş kapsamlı bir haktır. TMK md. 335 uyarınca ergin olmayan çocuk, anne ve babasının velayeti altındadır. Velayet, çocuğun bakımı, eğitimi, ahlaki ve fiziksel gelişimi, sağlığının korunması, yetiştirilmesi ve eğitiminin yönlendirilmesi gibi tüm yönlerini kapsar. Bu yönüyle velayet, sadece “kim alır” sorusundan ibaret olmayıp, çocuğun yaşamının ana hatlarını şekillendiren bir hak-yükümlülük bütünüdür.

Velayetin vesayetten farkı önemlidir. Velayet, anne ve babaya çocuğun ergin olmasına kadar tanınan doğal bir haktır; vesayet ise velayet altında olmayan ergin olmayan kişiler veya kısıtlı yetişkinler için mahkeme tarafından atanan vasi yoluyla yürütülen bir koruma yoludur. Boşanma halinde velayet kaldırılmaz; sadece kullanım biçimi değişir, eşlerden birine bırakılır. Anne veya babanın ölümü, velayetin kaldırılması ya da kötüye kullanılması gibi istisnai hallerde vesayet hükümleri uygulanabilir.

Boşanmada velayet (TMK md. 336)

TMK md. 336 uyarınca boşanma veya ayrılık halinde mahkeme, velayetin eşlerden birine verilmesine karar verir. Velayetin verilmesinde belirleyici ölçüt, daha önce de vurgulandığı üzere çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme bu değerlendirmeyi yaparken çeşitli unsurları bütünlük içinde ele alır: çocuğun yaşı, sağlık durumu, eğitim ihtiyaçları, anneye ve babaya bağlılığı, ebeveynlerin gelir düzeyleri, çalışma saatleri, sosyal çevreleri ve çocukla ilgilenme imkânları gibi unsurlar değerlendirilir.

Türk hukukunda cinsiyete dayalı bir velayet kuralı bulunmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihadı küçük yaştaki çocukların annenin bakımına bırakılmasını sıklıkla kabul etmekle birlikte, bu durum mutlak bir kural değildir. Annenin çocukla ilgilenme imkânının bulunmadığı, sağlığının elvermediği veya çocuğun menfaatine aykırı bir yaşam sürdüğü durumlarda velayet babaya verilebilir. Aynı şekilde belirli bir yaştan sonra, özellikle yedi yaş ve üstü çocukların görüşü alınır ve bu görüş kararda dikkate alınır. Mahkeme, gerektiğinde uzmanlardan (psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı) görüş alarak değerlendirmesini yapar.

Çocuğun üstün yararı ilkesi

Çocuğun üstün yararı, velayet hukukunun temel taşıdır. Bu ilke; BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası belgelerden kaynaklanır ve iç hukukta TMK md. 339 vd. ile somutlaşır. İlke uyarınca, çocuğa ilişkin alınan her kararda — ister velayet ister kişisel ilişki ister yurtdışı çıkışı olsun — çocuğun yararı, yetişkinlerin menfaatlerinin önünde tutulur.

Çocuğun üstün yararının somut olarak belirlenmesi çoklu unsurlu bir değerlendirme gerektirir. Yargıtay içtihatlarında ve uzman raporlarında dikkate alınan başlıca unsurlar şunlardır: çocuğun fiziksel, ruhsal ve duygusal ihtiyaçları; ebeveynlerin çocuğa yaklaşımı ve ona zaman ayırma imkânları; çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun bir bakım imkânının varlığı; eğitim olanakları; çocuğun mevcut çevresi ve okul-arkadaş ilişkileri; ebeveynlerin ruhsal sağlığı ve madde bağımlılığının bulunmaması; çocuğun yaşına uygunsa kendi tercihi. Bu unsurlardan biri tek başına değil, hepsi birlikte değerlendirilir.

Birlikte velayet

Türk hukukunda boşanma sonrası velayetin kural olarak tek bir eşe verilmesi öngörülmüş olmakla birlikte, son yıllarda birlikte velayet talepleri de mahkemeler tarafından kabul görmeye başlamıştır. Anayasa Mahkemesi’nin ve Bölge Adliye Mahkemelerinin son dönem kararları, ebeveynler arasında uyum bulunması, çocuğun bu durumdan zarar görmemesi ve birlikte velayetin uygulanabilir olması koşullarıyla bu yolu açmıştır.

Birlikte velayet, çocuğa ilişkin önemli kararların (eğitim, sağlık, yurtdışı seyahat gibi) ebeveynler tarafından birlikte alınmasını öngörür. Çocuğun ikamet yeri, fiziksel bakımı ve günlük yaşam düzenlemeleri farklı şekillerde yapılabilir. Bu yolun başarılı olabilmesi için ebeveynler arasında kayda değer bir iletişim ve uzlaşma kapasitesi bulunması gerekir. Yüksek çatışma içeren boşanmalarda birlikte velayet kabul edilmemekte, klasik tek-velayet yapısı tercih edilmektedir.

Velayet değişikliği davası (TMK md. 349)

Velayet kararı, kesinleştikten sonra dahi koşulların değişmesi halinde tekrar gözden geçirilebilir. TMK md. 349 uyarınca velayet sahibi eşin yeniden evlenmesi, başka bir yere gitmesi, ölümü veya çocuğun yararı için gerekli görülmesi hallerinde diğer eş, hakim tarafından velayetin değiştirilmesini talep edebilir. Burada aranan temel koşul “durumun değişmesi”dir; aynı koşullar altında velayet kararı bir kez verildikten sonra tekrar tartışmaya açılamaz.

Velayet değişikliği talebinin somut delillerle desteklenmesi gerekir. Çocuğun bakım ve eğitim koşullarının kötüleşmesi, velayet sahibi ebeveynin sağlık durumunda olumsuz değişiklik, çocuğa karşı şiddet veya ihmal, yeni doğan ihtiyaçlar gibi unsurlar değerlendirilir. Mahkeme, gerektiğinde sosyal inceleme yaptırır ve uzmanlardan görüş alır. Kötü niyetli, sırf rekabetten kaynaklı talepler kabul edilmez; çocuğun istikrarlı bir yaşam çevresi, değişiklik için yeterince güçlü bir gerekçe yoksa korunur.

Kişisel ilişki düzenlemesi (TMK md. 182)

Velayet kendisine bırakılmayan eş ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması, hem ebeveynin doğal hakkı hem de çocuğun gelişimi için önemli bir gerekliliktir. TMK md. 182 uyarınca mahkeme, kişisel ilişkinin sıklığını, süresini ve şeklini çocuğun ihtiyaçlarına ve ebeveynlerin durumuna göre belirler. Düzenleme genellikle haftalık görüşme, hafta sonu, bayram tatilleri ve yaz tatili gibi farklı zaman dilimlerini içerir.

Kişisel ilişki düzenlemesinin uygulanmaması halinde mahkeme tarafından icra yoluyla zorlama mümkündür. Velayet sahibi eş, kişisel ilişki kararının yerine getirilmesinde engelleyici davranıyorsa, diğer eş icra dairesi aracılığıyla görüşmenin sağlanmasını talep edebilir. Israrla engelleyici davranış, velayet değişikliği davasında da delil olarak kullanılabilir. Çocuğun yaşı arttıkça ve fikirleri belirginleştikçe kişisel ilişki düzenlemeleri çocuğun isteklerine göre revize edilebilir; bu konuda ek dava açılması mümkündür.

Velayetin kötüye kullanılması ve kaldırılması (TMK md. 348)

TMK md. 348 uyarınca, ebeveynin velayet hakkını kötüye kullanması, çocuğa karşı görevini ihlal etmesi ya da çocuğun bedensel ve ruhsal gelişiminin tehlikeye girmesi hallerinde velayet kaldırılabilir. Bu, mülkiyet hakkına benzer şekilde temel haklara müdahale niteliğinde olduğundan istisnai haller için öngörülmüştür. Çocuğa yönelik şiddet, cinsel istismar, ihmal, ağır madde bağımlılığı, çocuğu suça itme gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilir. Velayetin kaldırılmasına karar verilen ebeveyne, ileride durumun düzelmesi halinde velayetin tekrar verilmesi de mümkündür. Velayetin kaldırılmasından sonra çocuğa vasi atanır; vasi, mahkeme tarafından çocuğun yararına uygun bir kişi olarak seçilir. Bu süreçte savcılık ve sosyal hizmet kurumları aktif rol oynar.

Velayet davalarında süreler ve aşamalar

Velayet davalarının önemli bir kısmı hak düşürücü süreye tâbi değildir; çocuğun üstün yararı söz konusu olduğunda her zaman dava açılabilir. Ancak bazı uluslararası süreçlerde ve istinaf incelemesinde sıkı süreler uygulanır.

Durum / Aşama Süre Dayanak
Velayet değişikliği davası Süresizdir, koşullar değiştiğinde TMK 349
Kişisel ilişki düzenlemesi Süresizdir, ihtiyaca göre TMK 182
Velayetin kaldırılması davası Çocuğun ergin olmasına kadar TMK 348
Çocuğun görüşünün alınma yaşı 7 yaş ve üstü (genel uygulama) TMK / İçtihat
Lahey Sözleşmesi (kaçırma) başvuru Kaçırmadan itibaren 1 yıl 1980 Lahey Söz.
Yurtdışına çıkış izni Çıkış öncesi alınmalıdır 5682 SK md. 17
Karara karşı istinaf Tebliğden itibaren 2 hafta HMK 345

Yukarıdaki süreler genel hükümlere ilişkin olup somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Sürelerin doğru hesaplanması ve uygulanması için somut dosyanın değerlendirilmesi gerekir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ile Hukuk Genel Kurulu kararları, velayet uygulamasında yol gösterici niteliğe sahiptir. Aşağıdaki içtihat çizgileri, davaların değerlendirilmesinde dikkate alınan temel ilkeleri yansıtır:

Çocuğun üstün yararı temel ölçüt

Velayetin verilmesinde, değiştirilmesinde ve kişisel ilişkinin düzenlenmesinde belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Bu yaklaşım, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi md. 3 ile uluslararası standartlardan da kaynaklanır. Mahkeme; çocuğun yaş, sağlık ve eğitim ihtiyaçları, anne-babaya bağlılığı, ebeveynlerin yaşam koşulları ve çocukla ilgilenme imkânlarını bütün halinde değerlendirir; ebeveynlerin birbirine karşı duyguları veya menfaatleri belirleyici sayılmaz.

Yedi yaş ve üstü çocuğun görüşünün alınması

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, yedi yaş ve üstü çocukların velayet, kişisel ilişki ve yaşam yeri konusundaki görüşleri alınır. Çocuğun görüşü, mahkeme bağlayıcı olmamakla birlikte karara önemli ölçüde etki eder. Görüşün alınması sırasında çocuğun ebeveynlerinden uzak bir ortamda, uygun bir uzman gözetiminde ve serbest iradesini ifade edebileceği koşullarda dinlenmesi büyük önem taşır.

Velayet değişikliğinde “durumun değişmesi” şartı

TMK md. 349 kapsamındaki velayet değişikliği davasının kabul edilebilmesi için kararın kesinleşmesinden sonra koşulların değişmiş olması gerekir. Aynı durumlar altında velayetin yeniden tartışmaya açılması içtihatlara göre kabul edilmez. Çocuğun yaşı, sağlığı, eğitimi, ebeveynlerin yaşam koşulları gibi unsurlardaki somut ve önemli değişiklikler aranır; küçük rahatsızlıklar veya ebeveynler arası rekabet yeterli sayılmaz.

Kişisel ilişki çocuğun ihtiyaçlarına göre düzenlenir

Kişisel ilişki kararları, klasik formüllerle değil çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve özel ihtiyaçlarına göre belirlenir. Yargıtay, küçük yaşlardaki çocuklar için kısa ve sık görüşmeleri; daha büyük çocuklar için uzun ve daha az sıklıkta görüşmeleri öne çıkarır. Çocuğun okul programı, sosyal aktiviteleri ve özel ihtiyaçları (sağlık, eğitim) düzenlemede dikkate alınır; ebeveynlerin sosyal yaşamlarına göre değil, çocuğun yararına göre yapılan düzenlemeler kabul görür.

Yukarıdaki ilkeler genel içtihat çizgisini yansıtmakta olup, somut olayın özelliklerine göre farklı yönde kararlar verilmesi mümkündür. Her dosya kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Dava ve takip süreci

01

Ön Görüşme

Çocuğun yaşı, mevcut durumu, ailenin koşulları ve talep edilecek velayet türünün değerlendirilmesi.

02

Belge ve Delil

Doğum belgesi, okul kayıtları, sağlık raporları, sosyal çevre belgeleri ve gerekli tanık beyanlarının hazırlanması.

03

Davanın Açılması

Aile Mahkemesinde dilekçenin sunulması; gerekiyorsa kişisel ilişki ve geçici velayet için tedbir talepleri.

04

Uzman Raporu

Psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı raporlarının değerlendirilmesi; gerekirse çocuğun görüşünün alınması.

05

Karar ve Uygulama

Velayet kararının verilmesi; kişisel ilişki düzenlemesinin takibi; uyumsuzluk halinde icra yoluyla zorlama.

Yetkili ve görevli mahkeme

Velayet, kişisel ilişki ve velayet değişikliği davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir (HMK md. 4/1-d ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun). Aile Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde bu davalar Asliye Hukuk Mahkemesinin Aile Mahkemesi sıfatıyla baktığı dosyalarda görülür. Velayet talepleri boşanma davası içinde de ileri sürülebilir; bu durumda boşanma davasının görüldüğü Aile Mahkemesi, velayet konusunda da karar verir.

Yer yetkisi bakımından velayet ve kişisel ilişki davalarında kural olarak çocuğun yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bu kural, çocuğun günlük yaşamını sürdürdüğü yerin esas alınmasını sağlar; çocuğun çıkarına olan en yakın mahkeme dosyaya bakar. Birden fazla çocuk olması ve çocukların farklı yerlerde yaşaması durumunda her çocuk için ayrı yer yetkisi gündeme gelebilir.

İzmir’de çocuğun yerleşim yeri Bayraklı, Karşıyaka, Bornova, Konak, Buca veya başka bir ilçede ise dava, ilgili Aile Mahkemesinde açılır. Bayraklı’daki yerleşim yerleri bakımından Bayraklı Adliyesi; ilk derece kararına karşı istinaf incelemesi İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde yürütülür. Lahey Sözleşmesi kapsamındaki uluslararası çocuk kaçırma vakalarında ise Türkiye’deki Adalet Bakanlığı Merkezi Makamı üzerinden başvuru yapılır; başvurular takiben yetkili Aile Mahkemesinde görülür.

Velayet sürecinde merak edilenler.

Aşağıdaki sorular, ilk görüşme öncesi sıkça karşılaşılan konulara genel cevap vermek amacıyla hazırlanmıştır. Somut dosyanız hakkında ayrıntılı değerlendirme için doğrudan iletişime geçebilirsiniz.

Türk hukukunda cinsiyete dayalı bir kural bulunmaz. Velayet, çocuğun üstün yararı esas alınarak verilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre küçük yaştaki çocukların annenin bakımına bırakılması yaygındır; ancak bu durum mutlak bir kural değildir. Annenin çocukla ilgilenme imkânının bulunmadığı, sağlık koşullarının elvermediği veya çocuğun menfaatine aykırı bir yaşam sürdüğü durumlarda velayet babaya verilebilir. Mahkeme, ebeveynlerin ekonomik durumu, çalışma saatleri, sosyal çevreleri ve çocukla ilgilenebilme imkânlarını bütün halinde değerlendirir.
Evet. TMK md. 349 uyarınca velayet kararı, koşulların önemli ölçüde değişmesi halinde her zaman değiştirilebilir. Velayet sahibi eşin yeniden evlenmesi, başka bir yere göç etmesi, sağlığının bozulması, çocuğun bakım koşullarının kötüleşmesi gibi haller değişiklik talebi için zemin oluşturabilir. Ancak aynı koşullar altında velayet bir kez verildikten sonra tekrar tartışmaya açılamaz; somut ve önemli değişikliklerin delillerle ortaya konması gerekir. Çocuğun istikrarlı bir yaşam çevresi, değişikliği gerektiren güçlü bir gerekçe yoksa korunur.
Evet. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre yedi yaş ve üstü çocukların görüşü velayet ve kişisel ilişki kararlarında alınır. Çocuğun görüşü mahkemeyi bağlamamakla birlikte, karara önemli ölçüde etki eder. Çocuk olabildiğince ebeveynlerinden uzak bir ortamda, uygun bir uzman gözetiminde ve serbest iradesini ifade edebileceği koşullarda dinlenir. Yaşı büyüdükçe çocuğun görüşünün ağırlığı da artar; ergenlik dönemindeki çocuğun isteği, çoğu zaman belirleyici unsur haline gelebilir.
Türk hukukunda boşanma sonrası velayet kural olarak tek eşe verilmekle birlikte, son yıllardaki yargı kararları birlikte velayetin de mümkün olduğunu kabul etmiştir. Anayasa Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemelerinin son kararları, birlikte velayetin uygulanabileceği koşulları belirlemiştir. Bunun için ebeveynler arasında iletişim ve uzlaşma kapasitesinin yeterli olması, çocuğun birlikte velayetten zarar görmemesi ve uygulamanın imkân dahilinde bulunması aranır. Yüksek çatışma içeren boşanmalarda birlikte velayet kabul edilmemektedir.
Mahkeme tarafından düzenlenmiş kişisel ilişki kararının uygulanmaması halinde başvurulacak ilk yol icra dairesi aracılığıyla zorlamadır. Velayet sahibi eş kararın uygulanmasını engelliyorsa, diğer eş icra dairesinde takip başlatarak görüşmenin gerçekleştirilmesini sağlayabilir. Israrla engelleme, velayet değişikliği davasında delil olarak da kullanılabilir; mahkeme, çocuğun diğer ebeveyniyle ilişkisini engelleme tutumunu çocuğun yararına aykırı bulabilir. Kişisel ilişki düzenlemesinin yetersiz olduğu durumlarda yeni dava ile düzenlemenin değiştirilmesi de talep edilebilir.
Çocuğun yurtdışına çıkışı için kural olarak velayet sahibi olmayan ebeveynin onayı da gereklidir. Velayet sahibi eş tek başına yurtdışı çıkışı yaptırmak isterse, diğer eşin onayını almakla yükümlüdür. Onay verilmezse, mahkemeden yurtdışına çıkış izni talep edilir; mahkeme çocuğun yararına ve yurtdışına çıkışın amacına göre karar verir. Tatil için kısa süreli çıkışlar genellikle olumlu karşılanırken, sürekli yurtdışına yerleşim için yapılan talepler daha sıkı incelenir. İzin alınmadan çocuğun yurtdışına çıkarılması, Lahey Sözleşmesi kapsamında uluslararası çocuk kaçırma sayılabilir.
1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine İlişkin Lahey Sözleşmesi, ebeveynlerden birinin çocuğu diğer ebeveynin onayı olmadan başka bir ülkeye götürmesi veya orada alıkoyması durumunda çocuğun ülkesine iadesini sağlayan uluslararası bir sözleşmedir. Türkiye sözleşmenin tarafıdır. Başvuru, kaçırmadan itibaren bir yıl içinde Adalet Bakanlığı Merkezi Makamı aracılığıyla yapılır. Sözleşme kapsamındaki davalarda mahkeme, çocuğun mutad meskeni olan ülkeye iadesi konusunda hızlı karar verir; esas velayet uyuşmazlığı ise iade sonrası mutad mesken ülkesinde ele alınır.
Hayır. Velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı kanunla güvence altına alınmıştır (TMK md. 182). Bu hak, ebeveynin doğal hakkı olduğu kadar çocuğun gelişimi için de gereklidir. Kişisel ilişkinin sıklığı ve şekli mahkeme tarafından belirlenir; haftalık görüşmeler, hafta sonu, bayram tatilleri ve yaz tatili düzenlemeleri yaygındır. Çocuğun yaşı büyüdükçe ve ihtiyaçları değiştikçe kişisel ilişki düzenlemesi yeniden değerlendirilebilir. Velayet sahibi olmamak, çocukla ilişkinin kesilmesi anlamına gelmez.

Velayet süreciniz için ön değerlendirme

Çocuğun yaşı, mevcut yaşam koşulları ve ebeveynlerin durumuna ilişkin bilgileri paylaşmanız halinde dosyanızın ön değerlendirmesi yapılır. Çocuğun üstün yararı ve hak kaybının önlenmesi bakımından erken iletişim önerilir.

Adalet Mh., 1593/1. Sokak, Toki No:51 J6 Blok D:2, Bayraklı / İzmir
Çalışma saatleri: Pazartesi — Cuma · 09:00 — 18:00