Mirasın Reddi: Süreler, Şartlar ve Yargıtay Kararlarıyla Uygulama (2026)

Mirasın reddi makalesi kapak görseli: hediye kutusu, eski mektup destesi ve anahtar
Kısaca
  • Mirasın reddi ikiye ayrılır: gerçek ret (TMK m. 605/1) ve hükmen ret (TMK m. 605/2). İkisinin mahkemesi, süresi ve davalısı birbirinden tamamen farklıdır.
  • Gerçek ret, ölümün ve mirasçı olunduğunun öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde, sulh hukuk mahkemesine yapılan beyanla gerçekleşir. Bu süre hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.
  • Hükmen ret, mirasbırakanın ölüm anında ödemeden aczi belliyse söz konusudur; süreye bağlı değildir, asliye hukuk mahkemesinde ve tereke alacaklılarına husumet yöneltilerek görülür.
  • Terekeye sahip çıkan mirasçı ret hakkını yitirir: aracın devri, payın intikal ettirilip satılması, borcun kısmen ödenmesi ret hakkını düşürür. Buna karşılık yalnızca mirasçılık belgesi almak terekeyi sahiplenmek sayılmaz.
  • Borcunu ödemeyen mirasçının alacaklıları, ret tarihinden itibaren altı ay içinde reddin iptalini isteyebilir (TMK m. 617).
İşlemSüreBaşlangıçDayanak
Gerçek ret3 ay (hak düşürücü)Ölümün ve mirasçı olunduğunun öğrenilmesi; atanmış mirasçıda tasarrufun resmen bildirilmesiTMK m. 606
Sürenin uzatılmasıSulh hakiminin takdirine bağlıÖnemli sebebin varlığıTMK m. 615
Ret süresi içinde ölen mirasçıMirasçılarına yeni süreMirasçı olunduğunun öğrenilmesiTMK m. 613
Hükmen retSüreye bağlı değilTerekeyi sahiplenmemiş olmak gerekirTMK m. 605/2, 610/2
Reddin iptali (mirasçının alacaklıları)6 ayRet beyanının özel kütüğe kaydıTMK m. 617
Reddedenin devam eden sorumluluğuÖlümden önceki 5 yıl içindeki kazandırmalar ölçüsünde—TMK m. 618

Mirasın reddi nedir?

Miras, mirasbırakanın ölümüyle birlikte kendiliğinden ve bir bütün olarak mirasçılara geçer. Bu geçiş yalnızca taşınmazları, banka hesaplarını ve araçları değil, borçları da kapsar. Mirasçı, tereke borçlarından kural olarak kişisel malvarlığıyla ve diğer mirasçılarla birlikte müteselsilen sorumludur. İşte mirasın reddi, mirasçının bu külli halefiyet sonucunu bertaraf etmesini sağlayan kurumdur.

Türk Medeni Kanunu m. 605 iki ayrı yol öngörür: birinci fıkrada “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler” denilerek gerçek ret, ikinci fıkrada “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır” denilerek hükmen ret düzenlenmiştir.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi de bu ayrımı, birinci fıkrada mirasın kayıtsız şartsız reddinin, ikinci fıkrada ise mirasın hükmen reddinin düzenlendiği biçiminde ortaya koymuştur (23. HD, E. 2018/1018, K. 2019/2436, 29.05.2019).

Uygulamada dosyaların önemli bir kısmı, iki kurumun birbirine karıştırılması nedeniyle görevsizlik veya usulden ret ile sonuçlanmaktadır. Bu nedenle yol ayrımını en başta doğru yapmak, davanın kaderini belirler. Büromuzun miras hukuku alanındaki çalışmaları kapsamında bu ayrım, dosyanın ilk değerlendirmesinde netleştirilir.

Gerçek ret ile hükmen ret arasındaki fark nedir?

Gerçek ret, üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine yapılan bir beyandır. Hükmen ret ise terekenin ölüm anında borca batık olduğunun, tereke alacaklılarına karşı asliye hukuk mahkemesinde açılan davayla tespit edilmesidir.

Gerçek retHükmen ret
DayanakTMK m. 605/1TMK m. 605/2
ŞartMirasçının beyanı yeterliÖlüm anında ödemeden aczin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması
SüreÖğrenmeden itibaren 3 aySüreye bağlı değil
Görevli mahkemeSulh hukukAsliye hukuk
Yetkili mahkemeMirasbırakanın son yerleşim yeriDavalı alacaklıların yerleşim yeri
Karşı tarafYok; beyan tespit edilip tescil edilirTereke alacaklıları (hasımsız açılamaz)
Terekeyi sahiplenmekRet hakkını düşürür (TMK m. 610/2)Ret hakkını düşürür (TMK m. 610/2)
Mirasın gerçek reddi ile hükmen reddinin karşılaştırıldığı görsel

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, gerçek ret talebinde sulh hukuk hakiminin görevini şöyle sınırlandırmıştır: “reddin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığını incelemek, süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde ise, Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca ret beyanını tespit ve tescil etmekten ibarettir” (14. HD, E. 2016/14886, K. 2020/5130, 17.09.2020).

Nitelendirme, dilekçedeki kelimelerle değil, talebin özü ve husumetin yöneltilip yöneltilmediğiyle yapılır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, dilekçede terekenin borca batık olduğu ifadesi geçmesine rağmen tereke alacaklılarına husumet yöneltilmemiş olması nedeniyle davayı gerçek ret olarak nitelendirmiş ve sulh hukuk mahkemesini görevli saymıştır (17. HD, E. 2014/21716, K. 2014/18161, 09.12.2014).

Aynı ilke güncel kararlarda da sürüyor. Alacaklıları hasım göstermeden mirasın reddinin tespit ve tescilini isteyen mirasçılar hakkında görevsizlik kararı veren mahkemenin kararını bozan 7. Hukuk Dairesi, şu tespiti yapmıştır:

Terekenin borca batık olduğunu belirtmek mirasın hükmen reddi istemi olarak anlaşılamaz.

Yargıtay 7. HD, E.2025/3699, K.2026/1459, 23.03.2026

Bu ayrım hayatidir: yanlış mahkemede açılan dava, esasa hiç girilmeden görev yönünden reddedilir ve bu arada üç aylık hak düşürücü süre işlemeye devam eder.

Bu yazı, üç aylık süre içinde yapılan gerçek ret üzerine kuruludur. Sürenin kaçırıldığı, terekenin ölüm anında borca batık olduğu ve mirasçının icra takibiyle karşılaştığı haller için ayrı bir yazı bulunmaktadır: mirasın hükmen reddi: süre geçtiyse borçtan kurtulmak.

Üç aylık süre nasıl hesaplanır?

TMK m. 606 uyarınca miras üç ay içinde reddolunabilir. Sürenin başlangıcı:

  • Yasal mirasçılar için: mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarih,
  • Atanmış mirasçılar için: mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarih.

Bu süre hak düşürücü niteliktedir; taraflar ileri sürmese bile mahkemece resen dikkate alınır (14. HD, E. 2016/14886, K. 2020/5130).

Kritik nokta, kanunun “ölüm tarihi” değil “öğrenme tarihi” demesidir. Mirasbırakanla uzun süredir görüşmeyen mirasçı, ölümü geç öğrendiğini ispat ederse üç ay bu tarihten başlar. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, mirasçıların muris ile altı yedi yıldır görüşmediklerini ve ölümü yakınlarından öğrendiklerini beyan ettiği dosyada, mahkemenin sırf ölüm tarihinden hareketle süre reddi vermesini bozmuş; delil sunmaları için imkan tanınması gerektiğini belirtmiştir (8. HD, E. 2014/24118, K. 2015/181, 12.01.2015).

Aynı yaklaşım, teyzesinin mirasçısı olduğunu veraset ilamının çıkması üzerine öğrenen davacı bakımından da benimsenmiştir. Yargıtay, öğrenme tarihinin belirlenmesi ve sürenin bu tarihe göre hesaplanması gerektiğini vurgulayarak süre yönünden ret kararını bozmuştur (14. HD, E. 2016/14886, K. 2020/5130).

Sürenin hesaplanma yöntemi de ayrı bir ayrıntıdır. Yargıtay, TMK’daki sürelerin hesabında HMK m. 92’nin değil, TMK m. 5 ve TBK m. 646 yollamasıyla TBK m. 92’nin uygulanacağını; süre “ay” olarak belirlendiğinden 30.01.2014 tarihli ölümde 30.04.2014 günü yapılan başvurunun süresinde olduğunu kabul etmiştir (14. HD, E. 2015/2376, K. 2015/5130, 06.05.2015). Bu tür dosyalarda bir günlük fark davanın kaderini değiştirdiği için hesap yönteminin doğru kurulması önemlidir.

Sürenin uzatılması ve ret süresi içinde ölen mirasçı

TMK m. 615 uyarınca, önemli sebeplerin varlığı halinde sulh hakimi yasal veya atanmış mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir. Yurt dışında bulunma, terekenin durumunun kısa sürede anlaşılamayacak kadar karmaşık olması gibi haller uygulamada bu kapsamda değerlendirilir.

TMK m. 613 ise, mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkının kendi mirasçılarına geçtiğini düzenler. Bu mirasçılar için süre, kendilerinin mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihten işlemeye başlar; kendi mirasbırakanlarına ait mirası kabul ederlerse, önceki mirası reddedebilirler.

Hükmen ret ne zaman gündeme gelir?

Hükmen retde mahkemenin görevi bir beyanı tescil etmek değil, ölüm tarihi itibarıyla terekenin aktifini ve pasifini karşılaştırmaktır. Murisin ölüm tarihinde üzerine kayıtlı taşınmaz, araç ve banka kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm kurulması bozma sebebidir (7. HD, E. 2022/1460, K. 2023/2505). Dava, “borç var, malvarlığı yok” beyanıyla kazanılmaz; ölüm anına sabitlenmiş, kurum yazılarıyla desteklenmiş bir aktif-pasif tablosu gerekir.

Hükmen ret ayrıca süreye tabi değildir: üç aylık süre geçmiş olsa bile, terekeyi sahiplenmemiş mirasçı bu yola başvurabilir. İspat ölçüsü, husumet, dava masrafları, dilekçe unsurları ve ret hakkını düşüren davranışlar ayrı bir yazıda ayrıntılı olarak ele alınmıştır: mirasın hükmen reddi davası.

Hangi mahkeme görevli: sulh hukuk mu, asliye hukuk mu?

Hükmen ret davası bir malvarlığı hakkına ilişkin tespit davası olduğundan, HMK m. 2 uyarınca dava değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Yargıtay, TMK m. 605/2’ye dayalı talebin sulh hukuk mahkemesinde esasa girilerek sonuçlandırılmasını bozmuş; görevin kamu düzeninden olduğunu ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınacağını hatırlatmıştır (14. HD, E. 2017/3390, K. 2021/1571, 08.03.2021).

Davanın hasımsız açılması ise usulden ret sebebidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bozma ilamında da vurgulandığı üzere, davanın alacaklılara husumet yöneltilerek görülmesi gerekirken hasımsız dava şeklinde incelenmesi usul ve kanuna aykırıdır (aktaran: 14. HD, E. 2016/10072, K. 2019/4506, 20.05.2019).

Yetki bakımından ise ölçüt farklıdır: bu davada yetkili mahkeme, alacaklıların davanın açıldığı zamandaki yerleşim yeri mahkemesidir (14. HD, E. 2015/2962, K. 2016/1428). Gerçek ret beyanı ise mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapılır.

Mirasbırakanın son yerleşim yeri İzmir ise gerçek ret beyanı, bağlı olunan adliyedeki sulh hukuk mahkemesine yapılır. Bayraklı, Bornova, Buca, Konak, Karabağlar ve İzmir Adliyesine bağlı diğer ilçeler için sulh hukuk mahkemeleri Bayraklı’daki Ek Hizmet Binasında (Gültekinler Plaza), Karşıyaka ve Çiğli için Karşıyaka Adliyesinin Çiğli Ek-2 Hizmet Binasında çalışmaktadır. Hükmen ret davası ise asliye hukuk mahkemesinde görülür; İzmir Adliyesinin asliye hukuk mahkemeleri 01.09.2026 itibarıyla Konak’taki Halkapınar Ek Hizmet Binasındadır. Tüm eşleşmeler İzmir adliyeleri sayfamızda yer alıyor.

Not: Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin kapatılmasının ardından bu uyuşmazlıklara ilişkin temyiz incelemeleri 7. Hukuk Dairesince yürütülmektedir; bu nedenle güncel içtihat taramasında her iki dairenin kararlarına birlikte bakılması gerekir.

Hangi davranışlar mirası reddetme hakkını düşürür?

TMK m. 610/2’ye göre, ret süresi sona ermeden tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı mirası reddedemez.

Hukuk Genel Kurulu bu kuralın ölçütünü net biçimde ortaya koymuştur:

“Mirasçının hangi maksatla hareket ettiğini araştırma veya niyetinin tespiti kural olarak gerekli değildir… Somut olay, nesnel olarak ‘tereke işlerine karışma’ niteliğinde midir, değil midir? Önemli olan budur.”

Yargıtay HGK, E. 2013/1607, K. 2013/1675, 20.12.2013

Aynı kararda, mirasbırakanın borcunu ödemeyi taahhüt etmenin veya kısmen ödemenin mirasın kabulü anlamına geldiği belirtilmiştir.

İçtihatta zımni kabul sayılan somut örnekler:

  • Terekeye ait aracın noterde devredilmesi. Murisin ölümünden bir ay sonra aracı noter satışıyla devreden mirasçıların ret hakkını yitirdiğine karar verilmiştir (23. HD, E. 2018/1018, K. 2019/2436).
  • Payın intikal ettirilip satılması. Taşınmazlardaki hisselerini önce resmi senetle adlarına intikal ettirip beş gün sonra satan davacıların terekeyi sahiplendiği kabul edilmiş, dava TMK m. 610/2 gereğince reddedilmiştir (7. HD, E. 2022/2483, K. 2022/3769, 26.05.2022).
  • Satış bedelinin tahsil edilmesi. Miras payına düşen bedeli alan mirasçıların tereke mallarını kendilerine mal ettikleri, dolayısıyla ret haklarının düştüğü sonucuna varılmıştır (14. HD, E. 2016/12041, K. 2019/7224, 31.10.2019).

Buna karşılık her işlem terekeyi sahiplenmek değildir. Yargıtay, mirasçılık belgesi alınmasının terekeyi sahiplenmek anlamına gelmediğini açıkça belirtmiş ve bu gerekçeyle verilen ret kararını bozmuştur (14. HD, E. 2016/13527, K. 2020/3370, 04.06.2020). Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 08.02.1950 tarihli ve 140/20 sayılı kararında da malların çalınmaması için tedbir alınması, malların deftere geçirilmesi, zamanaşımını kesmek için dava açılması gibi işlemlerin olağan idare işlerinden sayıldığı kabul edilmiştir (aktaran: 7. HD, E. 2022/1460, K. 2023/2505).

Yargıtay ayrıca terekeyi sahiplendikten sonra ret talebinde bulunulmasını TMK m. 2’deki dürüstlük kuralına aykırı görmekte ve hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirmektedir (14. HD, E. 2016/13527, K. 2020/3370).

Hakkınızda icra takibi başlatıldıysa ne yapmalı?

Uygulamada mirasın reddi çoğu zaman bir icra takibiyle gündeme gelir. Burada iki teknik nokta öne çıkar.

Birincisi, terekenin borca batık olduğu iddiası yalnızca dava yoluyla değil, def’i olarak da her zaman ileri sürülebilir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, hükmen reddin süreye tabi olmadığını, mirasçıların alacaklılara karşı tespit davası açabilecekleri gibi kendilerine karşı açılan davada da bu hususu def’i olarak ileri sürebileceklerini ve bu savunmanın ön sorun olarak incelenmesi gerektiğini belirtmiştir (Gaziantep BAM 11. HD, E. 2021/1722, K. 2022/147, 27.01.2022).

İkincisi, icra mahkemesinin yetkisi sınırlıdır. İİK m. 68/4 uyarınca borçlu, murisine ait bir alacak için takip edilirken terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse, bu hususta ilam getirmesi için kendisine uygun bir süre verilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, dar yetkili icra mahkemesinin bilirkişi raporuyla borca batıklığı kendisi inceleyip takibi iptal etmesini bozmuş; borçluya ilam getirmesi için süre verilmesi gerektiğini belirtmiştir (12. HD, E. 2013/33241, K. 2013/39995, 16.12.2013).

Ayrıca bir mirasçı lehine verilen hükmen ret kararının, o davada taraf olmayan diğer mirasçıları kapsamayacağı da içtihatla kabul edilmiştir (Gaziantep BAM 11. HD, E. 2021/1722, K. 2022/147). Her mirasçının kendi durumunu ayrıca korumaya alması gerekir.

Mirası reddetmenin sonuçları nelerdir?

  • Payın akıbeti (TMK m. 611): Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse, onun payı miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer. Bu nedenle bir kişinin reddi çoğu zaman sorunu çözmez; sıra alt kuşağa veya diğer zümreye kayar. Ailede reddin birlikte planlanması gerekir. Mirasçılık sıfatının sona erdiği diğer haller için mirastan ıskat (mirasçılıktan çıkarma) yazımıza bakabilirsiniz.
  • Tasfiye (TMK m. 612): En yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddederse tereke, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda artan değer olursa, bu değer mirası reddetmemiş gibi hak sahiplerine verilir. Terekenin paylaşılamaması halinde başvurulan yol için ortaklığın giderilmesi davası yazımız yol gösterici olacaktır.
  • Sağ kalan eş (TMK m. 614): Altsoyun tamamının mirası reddetmesi halinde miras, sağ kalan eşe geçer.
  • Reddeden mirasçının sorumluluğu (TMK m. 618): Mirası reddeden mirasçı, mirasbırakanın ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış olduğu ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacağı değer ölçüsünde tereke alacaklılarına karşı sorumlu kalır. Geri verme yükümlülüğünün kapsamı için mirasta denkleştirme davası yazımıza bakınız. Ret, ölümden kısa süre önce yapılan devirlerin sonucunu tümüyle ortadan kaldırmaz.

Alacaklılar mirasın reddinin iptalini isteyebilir mi?

Mirası reddeden kişinin kendi alacaklıları da korunmuştur. TMK m. 617/1 uyarınca, malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse, alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli güvence verilmediği takdirde ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali davası açabilir.

Retten dönülemez (kural olarak): Mirasın kayıtsız şartsız reddine ilişkin beyan sulh hukuk mahkemesine ulaştıktan sonra mirasçı bu beyandan tek taraflı olarak dönemez. Yargıtay, retten ancak diğer mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya reddin iptali davasının kabulüyle dönülebileceğini belirterek, aile baskısıyla mirası reddettiğini ileri süren mirasçı bakımından diğer mirasçıların muvafakatinin sorulmasını istemiştir (7. HD, E.2024/3350, K.2025/1813, 09.04.2025). Bu nedenle ret kararı, terekenin aktif ve pasifi netleşmeden aceleyle verilmemelidir.

Yargıtay bu davada ispat konusunu daraltmıştır: “kötüniyetle redden söz edilebilmesi için reddeden mirasçının malvarlığının borcunu karşılamaya yetmediğinin sabit olması gerekir. Onun için her şeyden önce davalı durumunda bulunan mirasçının malvarlığının borcunu karşılamaya yeterli olup olmadığı hususunun etraflı şekilde araştırılıp tespit edilmesi zorunludur.” (14. HD, E. 2015/1833, K. 2015/5015, 05.05.2015)

Altı aylık sürenin başlangıcı konusunda güncel içtihat önemli bir ayrıntı getirdi. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ret beyanı sulh hukuk mahkemesinde özel kütüğe tescil edilmedikçe alacaklının redden haberdar olma imkanı bulunmadığını, bu nedenle sürenin ret beyanının özel kütüğe kaydından itibaren başlayacağını kabul etmektedir (7. HD, E.2025/706, K.2025/5328, 11.12.2025; aynı yönde 7. HD, E.2024/3306, K.2025/1660, 25.03.2025). Aynı kararda ilk derece mahkemesinin, 2024’ten eski miras ret kararları için UYAP’ta özel bir kütük bulunmadığını ve kaydın ancak Dairenin talebi üzerine yapıldığını bildirdiği görülmektedir. Bu nedenle 2024 öncesinde mirası reddetmiş bir mirasçı bakımından, kayıt hiç yapılmamışsa reddin iptali süresi henüz işlemeye başlamamış olabilir; alacaklı açısından ise eski bir ret, iptal davası için hala fırsat taşıyabilir.

Aynı içtihat çizgisinde önemli bir uyarı da yer alır: icra takibinin uzun süre devam etmesi tek başına acze delalet etmez (14. HD, E. 2018/2856, K. 2021/2623, 08.04.2021). Yani alacaklının “yıllardır tahsil edemiyorum” savunması, tek başına iptal kararı için yeterli değildir.

Dikkat edilmesi gereken ayrım şudur: bu davada araştırılan, terekenin değil, reddeden mirasçının kendi malvarlığının borca yeterli olup olmadığıdır (14. HD, E. 2015/1833, K. 2015/5015). Mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyan tasarruflar bakımından ise muris muvazaası davası ayrı bir hukuki yol oluşturur.

Küçükler ve kısıtlılar adına miras nasıl reddedilir?

Velayet veya vesayet altındaki kişiler adına mirasın reddinde iki ayrı sorun doğar. Birincisi izin sorunudur; ikincisi ve uygulamada daha çok gözden kaçanı menfaat çatışmasıdır.

Yargıtay, TMK m. 426/2’ye dikkat çekerek, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışırsa vesayet makamının ilgilinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atamasının gerektiğini belirtmiştir (14. HD, E. 2015/2962, K. 2016/1428). Aynı terekede hem kendi adına hem de çocuğu adına ret beyanında bulunan anne veya baba bakımından bu risk somuttur ve kayyım atanmadan yürütülen süreç sakatlanabilir.

Uygulamada en sık yapılan hatalar

  1. Yanlış mahkeme. Hükmen ret talebini sulh hukukta, gerçek ret talebini asliye hukukta açmak; görevsizlik kararıyla vakit ve süre kaybetmek.
  2. Hasımsız hükmen ret davası. Tereke alacaklılarını davalı göstermemek.
  3. Ölümden sonraki tarihe göre tablo kurmak. Borca batıklık ölüm tarihi itibarıyla belirlenir.
  4. Süre geçtiği için vazgeçmek. Üç ay geçmiş olsa bile hükmen ret yolu açıktır; ayrıca öğrenme tarihi ispatlanabilir.
  5. Farkında olmadan terekeyi sahiplenmek. Aracı satmak, kirayı tahsil etmek, borcun bir kısmını ödemek ret hakkını düşürür.
  6. Tek mirasçının reddiyle yetinmek. Reddedilen pay bir alt kuşağa geçer; çocuklar ve torunlar açısından da işlem yapılması gerekebilir.
  7. İcra dosyasında süresinde itiraz etmemek. Ödeme emrine itiraz edilmezse takip kesinleşir ve mirasın reddi süreci çok daha zahmetli hale gelir.

Saklı paylı mirasçıların paylarına yapılan tecavüzlerde başvurulacak yol için ayrıca mirasta tenkis davası yazımızı inceleyebilirsiniz.

Sıkça sorulan sorular

Mirasın reddi için üç aylık süre geçtiyse ne yapılabilir?

Gerçek ret yolu kapanmış olabilir; ancak mirasbırakanın ölüm anında ödemeden aczi belliyse hükmen ret yolu süreye bağlı değildir ve her zaman kullanılabilir. Ayrıca ölümü veya mirasçı olunduğunu daha sonra öğrendiğinizi ispat ederseniz, üç aylık süre o tarihten başlar.

Mirasın reddi hangi mahkemede açılır?

Gerçek ret sulh hukuk mahkemesine yapılan beyanla; hükmen ret ise asliye hukuk mahkemesinde, tereke alacaklılarına karşı açılan tespit davasıyla gerçekleşir.

Mirası reddedersem borçlardan tamamen kurtulur muyum?

Kural olarak evet. Ancak TMK m. 618 uyarınca, ölümden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan aldığınız ve paylaşmada geri vermekle yükümlü olacağınız değer ölçüsünde sorumluluğunuz devam eder.

Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) almak mirası kabul etmek midir?

Hayır. Yargıtay, mirasçılık belgesi alınmasının terekeyi sahiplenmek anlamına gelmediğini kabul etmektedir.

Terekedeki aracı kullanmaya devam edersem ne olur?

Aracın devri, satışı veya benzeri tasarruflar terekeyi sahiplenme sayılır ve ret hakkını düşürür. Bu nedenle ret süreci tamamlanana kadar tereke mallarına ilişkin hiçbir tasarrufta bulunulmaması gerekir.

Bir mirasçının açtığı hükmen ret davası diğer mirasçıları da kapsar mı?

Hayır. O davada taraf olmayan mirasçılar bakımından karar hüküm ifade etmez; her mirasçının kendi durumunu ayrıca korumaya alması gerekir.

Alacaklı, mirası reddettiğim için bana dava açabilir mi?

Kendi malvarlığınız borcunuza yetmiyorsa ve ret alacaklıya zarar verme amacı taşıyorsa, alacaklınız ret beyanının sulh hukuk mahkemesindeki özel kütüğe kaydından itibaren altı ay içinde reddin iptalini isteyebilir (TMK m. 617).

Çocuğum adına mirası nasıl reddederim?

Yasal temsilci olarak hareket edersiniz; ancak sizin menfaatinizle çocuğun menfaati çatışıyorsa vesayet makamınca temsil kayyımı atanması gerekir.

Mirası reddettikten sonra vazgeçebilir miyim?

Kural olarak hayır. Ret beyanı sulh hukuk mahkemesine ulaştıktan sonra tek taraflı olarak geri alınamaz; ancak diğer mirasçıların tamamı muvafakat ederse veya reddin iptali davası kabul edilirse retten dönülebilir.


Değerlendirme

Mirasın reddi, göründüğünden çok daha teknik bir alandır. Doğru yolun (gerçek ret mi, hükmen ret mi) seçilmesi, doğru mahkemenin belirlenmesi, husumetin doğru kişilere yöneltilmesi ve en önemlisi süreç boyunca terekeye ilişkin hiçbir tasarrufta bulunulmaması, sonucu doğrudan etkiler. Miras bırakanın borçlarıyla karşı karşıya kaldığınızı düşünüyorsanız, ölüm tarihi itibarıyla aktif-pasif tablosunun çıkarılması ve süre hesabının yapılması için vakit kaybetmeden hukuki destek almanız yerinde olur.

Büromuz, Bayraklı/İzmir’de miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava ve danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Dosyanızın değerlendirilmesi için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.