İzmir Ön Alım (Şufa) Hakkı Avukatı

İzmir Ön Alım (Şufa) Hakkı Avukatı

Paylı mülkiyet ve sözleşmesel ilişkilerden doğan ön alım (şufa) haklarının kullanılmasına yönelik davalarda Bayraklı/İzmir merkezli hukuki temsil. Yasal ve sözleşmesel şufa hakkı, satış bildirimi, üç aylık dava süresinin korunması ve devir işlemlerinin iptaline ilişkin süreçlerde dilekçe hazırlama, dava ve takip.

Ön alım hakkında hukuki temsil

Ön alım hakkı, halk arasında şufa hakkı olarak da bilinen, paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda paydaşlardan birinin payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşların aynı koşullarla bu payı satın alma hakkını ifade eder. Bu hak, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 732 ila 735. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, paylı mülkiyetin hukuki yapısını koruyan, paydaşların yabancı kişilerle ortaklığa zorlanmasını önleyen önemli bir kurumdur.

Hukukumuzda ön alım hakkı iki şekilde doğar: yasal ön alım doğrudan kanundan kaynaklanır ve paylı mülkiyette her paydaşa tanınır; sözleşmesel ön alım ise tarafların aralarında yapacakları sözleşme ile kararlaştırdıkları, tapuya şerh edilebilen kişisel bir haktır. Her iki tür de farklı şekil ve usul hükümlerine tabidir; özellikle üç aylık ve iki yıllık hak düşürücü süreler kaçırıldığında telafisi mümkün olmayan hak kayıpları doğar.

Av. Rıdvan Güney Hukuk Bürosu olarak, İzmir Bayraklı Adliyesi yakınında bulunan büromuz aracılığıyla ön alım hakkından kaynaklanan davaları takip etmekteyiz. Süreç; tapu kaydı incelemesi, satış işleminin ve bildirim durumunun değerlendirilmesi, dava açma süresinin hesaplanması, dilekçenin hazırlanması, davanın Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılması ve karar sonrası tescil işlemlerinin yürütülmesi adımlarından oluşur.

Hangi durumlarda hukuki destek veriyoruz?

01

Yasal Ön Alım Davası

TMK md. 732 vd. uyarınca paylı mülkiyete tabi taşınmazda paydaşların ön alım hakkını kullanmaları için Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak ön alım davalarının hazırlığı ve takibi.

02

Sözleşmesel Ön Alım

TMK md. 735 kapsamında tarafların yazılı şekilde kararlaştırdığı ve tapuya şerh edilebilen sözleşmesel ön alım haklarının kullanılması; şerh tescili ve şerh süresinin takibi.

03

Satış Bildirimi İncelemesi

Pay sahibinin yaptığı bildirimin TMK md. 733/3 uyarınca usulüne uygun olup olmadığının incelenmesi; eksik veya kötü niyetli bildirimlerin tespiti ve sürelerin korunması.

04

Devir İşleminin İptali

Ön alım hakkı kullanılarak yapılan devirlere ilişkin tapu iptal ve tescil davaları; satış bedelinin depo edilmesi ve mahkeme kararıyla yeni paydaş olarak tescilin sağlanması.

05

Süre Hesaplaması ve Hak Koruması

Bildirim tarihinden itibaren üç aylık dava açma süresinin ve bildirim yapılmamışsa satıştan itibaren iki yıllık azami sürenin hesaplanması ile hak düşürücü sürelerin korunması.

06

Davalı Paydaş ve Alıcı Müdafaası

Ön alım davasında davalı konumundaki paydaş veya yeni alıcı taraflarda hukuki temsil; satışın gerçekliği, hakkın düşmüş olması veya hakkın kötüye kullanımına ilişkin savunmalar.

Ön alıma dair temel hükümler

Yasal ön alım hakkı (TMK md. 732)

TMK md. 732 uyarınca, paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlar, satış işleminden haberdar olduktan sonra aynı koşullarla bu payı satın alma hakkına sahiptir. Yasal ön alım hakkı doğrudan kanundan kaynaklanır; ayrıca sözleşme veya tescil gerektirmez. Her paylı mülkiyet ilişkisinde otomatik olarak doğan bu hak, paydaşların korunmasının temel mekanizmasıdır.

Yasal ön alım hakkı yalnızca satış işlemlerinde doğar; bağışlama, miras yoluyla intikal, takas, ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi diğer devir biçimleri ön alım hakkı doğurmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre satış görünüşünde yapılan ancak gerçekte bağışlama olduğu anlaşılan işlemler de ön alım kapsamında değerlendirilmez; ancak bu durumun davalı tarafından usulüne uygun ispat edilmesi gerekir.

Ön alım hakkı, paylı mülkiyetin sona ermesi (örneğin ortaklığın giderilmesi davasının kesinleşmesi) halinde son bulur. Yine paylı mülkiyetin kat mülkiyetine çevrilmesi halinde de ön alım hakkı kural olarak kullanılamaz; çünkü kat mülkiyeti rejiminde her bağımsız bölüm tek başına bağımsız mülkiyet konusudur.

Bildirim yükümlülüğü ve süreler (TMK md. 733)

TMK md. 733/3 uyarınca, payı satan paydaş veya alıcı, satış işlemini diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirmekle yükümlüdür. Bildirim, ön alım davası açma süresinin başlangıç noktasını oluşturur ve dava açacak paydaşlar bakımından üç aylık hak düşürücü süreyi başlatır. Bildirim yapılmaması, dava açma hakkını koruyan en önemli unsurdur; ancak bildirim yapılmasa bile satıştan itibaren iki yıllık azami süre bulunduğundan paydaşların durumu sürekli takip etmeleri gerekir.

Bildirimin satış bedeli, alıcının kimliği, ödeme koşulları ve satış tarihi gibi unsurları içermesi gerekir. Eksik bildirim ya da gerçeğe aykırı içerikteki bildirimler, üç aylık süreyi başlatmaz; bu durumda paydaşlar, eksikliğin giderilmesi veya gerçek satış koşullarının öğrenilmesi tarihinden itibaren süreyi hesaplayabilir. Bu yönüyle bildirim incelemesi, davanın seyrini doğrudan etkileyen kritik bir aşamadır.

Dava açma süresi açısından iki sınır vardır: (i) Bildirim yapıldığında bildirimin tebliğinden itibaren üç ay; (ii) Bildirim yapılmamış olsa bile satış tarihinden itibaren iki yıl. Her iki süre de hak düşürücü niteliktedir; mahkemece re’sen gözetilir ve kaçırıldığında dava esastan görülmez. Bu sürelerin titizlikle hesaplanması, satışla ilgili ilk öğrenme tarihinin doğru belirlenmesi ön alım davalarının başarısı bakımından kritik önemdedir.

Ön alım hakkının kullanılması ve dava açma

Ön alım hakkı, dava yoluyla kullanılır. Hakkını kullanmak isteyen paydaş, satış sözleşmesinin tarafları olan satıcı paydaş ve alıcı üçüncü kişiyi davalı olarak göstererek Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açar. Dilekçede ön alım hakkının kullanıldığı açıkça beyan edilir; satış bedelinin yatırılmaya hazır olduğu belirtilir.

Mahkeme, ön alım hakkının koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini ve sürelerin korunup korunmadığını inceler. Olumlu sonuç halinde, davacı paydaşın satış bedelini ve giderleri mahkeme veznesine depo etmesi şart koşulur. Bedel yatırıldıktan sonra mahkeme, davacı paydaşın yeni paydaş olarak tescilini ve önceki alıcının tescilinin iptalini hükme bağlar. Karar kesinleştikten sonra tapu sicilinde tescil işlemi yapılır.

Sözleşmesel ön alım (TMK md. 735)

TMK md. 735 uyarınca, taraflar aralarında yapacakları resmi şekilde düzenlenmiş sözleşme ile bir taşınmaz üzerinde ön alım hakkı kararlaştırabilirler. Sözleşmesel ön alım hakkı, paylı mülkiyetin varlığını gerektirmez; herhangi bir taşınmaz üzerinde de kurulabilir. Yazılı şekil zorunluluğu vardır ve resmi senet düzenlenmesi gerekir.

Sözleşmesel ön alım hakkı tapu kütüğüne şerh edilebilir. Şerh edilmiş hak, sözleşme tarihinden itibaren en çok on yıl süreyle tapuda kalır ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Şerh süresi dolduğunda hak otomatik olarak son bulur; ancak taraflar yeniden şerh tescil ettirebilir. Şerh edilmemiş sözleşmesel ön alım hakkı yalnızca kişisel nitelikte olup, yalnızca sözleşme tarafları arasında ileri sürülebilir.

Sözleşmesel ön alımda dava açma süresi de yasal ön alıma benzerdir; ancak sözleşmede farklı süreler kararlaştırılmış olabilir. Sözleşmedeki süre düzenlemesi açık değilse veya belirsizse, TMK md. 733’teki süreler uygulanır. Sözleşmesel ön alımın kullanılması da dava yoluyla gerçekleşir; satış bedelinin depo edilmesi yine zorunludur.

Ön alım hakkının kullanılamayacağı haller

Yasal ön alım hakkı, bazı durumlarda kullanılamaz veya etkisini yitirir. Cebri icra yoluyla yapılan satışlarda (ihale yoluyla satış), paydaşın kendi payını başka bir paydaşa satması halinde, bağışlama, takas, ölünceye kadar bakma gibi satış dışı devirlerde ve paylı mülkiyetin kat mülkiyetine çevrilmesi halinde ön alım hakkı kullanılamaz. Yine, taşınmazın tarımsal nitelikte olması ve özel kanunların uygulanması gereken hallerde ek koşullar gündeme gelebilir; bu durumlar her dosyada ayrı olarak değerlendirilir.

Hakkın kötüye kullanılması ve müdafaa

Davalı tarafın savunmaları arasında en sık karşılaşılanı hakkın kötüye kullanılması iddiasıdır (TMK md. 2). Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre paydaşın uzun süredir taşınmaza ilgisiz kalması, satışı bilmesine rağmen makul süre içerisinde dava açmaması veya alıcı ile zımni anlaşma içinde bulunması gibi haller hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. Ancak bu savunmanın kabul edilmesi istisnai niteliktedir; somut delillerle ispat gerekir. Davalı tarafta yer alan ön alım hakkına karşı çıkan paydaş veya alıcı için, hakkın kötüye kullanımı dışında satışın gerçek olmadığı, bildirimin usulüne uygun yapıldığı, sürelerin geçtiği gibi savunmalar da gündeme gelebilir.

Ön alımda kritik süreler

Ön alım hakkı, sıkı hak düşürücü sürelere tâbidir. Üç aylık ve iki yıllık süreler kaçırıldığında telafisi mümkün olmayan hak kayıpları doğar. Sürelerin doğru hesaplanması ve takip edilmesi, ön alım davalarının en kritik aşamasıdır.

Durum / Aşama Süre Dayanak
Bildirimden itibaren dava süresi 3 ay (hak düşürücü) TMK 733/3
Bildirim yapılmamışsa azami süre 2 yıl (satıştan itibaren) TMK 733/3
Sözleşmesel şufa şerh süresi En fazla 10 yıl TMK 735
Mahkeme bedel depo süresi Mahkemece tayin edilir HMK 119
İhtiyati tedbir başvurusu Dava ile birlikte mümkün HMK 389 vd.
Bedel yatırma sonrası tescil Karar kesinleştikten sonra TMK 1023
Karara karşı istinaf Tebliğden itibaren 2 hafta HMK 345

Yukarıdaki süreler genel hükümlere ilişkin olup somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Sürelerin doğru hesaplanması ve uygulanması için somut dosyanın değerlendirilmesi gerekir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatları

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararları, ön alım uygulamasında yol gösterici niteliğe sahiptir. Aşağıdaki içtihat çizgileri, davaların değerlendirilmesinde dikkate alınan temel ilkeleri yansıtır:

Bildirimin usulüne uygunluğu ve içeriği

TMK md. 733/3 uyarınca yapılacak bildirimin noter aracılığıyla yapılması ve satış bedeli, alıcı kimliği, ödeme koşulları gibi unsurları içermesi gerekir. Eksik veya gerçeğe aykırı içerikteki bildirimler üç aylık süreyi başlatmaz. Tapudan örnek alma, sözlü öğrenme veya gazete ilanı gibi yollar kural olarak yeterli sayılmaz.

Görünüşte satış ile bağışlama ayrımı

Ön alım hakkı yalnızca gerçek satış işlemlerinde doğar. Görünüşte satış olarak yapılmış ancak gerçekte bağışlama, takas veya başka bir devir biçimi olduğu anlaşılan işlemler bu hak doğurmaz. Ancak bu durumun davalı tarafça somut delillerle ispat edilmesi gerekir; ispat edilemezse satış olarak değerlendirilir ve ön alım hakkı kullanılabilir.

Hakkın kötüye kullanılması istisnası

Paydaşın uzun süre taşınmaza ilgisiz kalması, satışı bilmesine rağmen makul süre içinde dava açmaması veya alıcı ile zımni iş birliği içinde bulunması, hakkın kötüye kullanılması savunmasını gündeme getirebilir. Ancak bu savunmanın kabul edilmesi istisnai niteliktedir; somut ve güçlü delillerin varlığı aranır.

Bedel ve giderlerin mahkemeye depo edilmesi

Davacı paydaşın ön alım hakkını kullanabilmesi için satış bedelini ve devir giderlerini mahkeme veznesine yatırması kanuni zorunluluktur. Mahkeme tarafından verilecek süre içerisinde bedel yatırılmazsa, davacının ön alım hakkından feragat ettiği kabul edilir; dava reddedilir. Bu nedenle dava açılmadan önce ödeme imkânlarının değerlendirilmesi büyük önem taşır.

Yukarıdaki ilkeler genel içtihat çizgisini yansıtmakta olup, somut olayın özelliklerine göre farklı yönde kararlar verilmesi mümkündür. Her dosya kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Dava ve takip süreci

01

Tapu ve Bildirim İncelemesi

Tapu kaydının, satış işleminin ve varsa noter bildiriminin incelenmesi; sürelerin başlangıç tarihinin belirlenmesi.

02

Süre Hesaplaması

Üç aylık ve iki yıllık hak düşürücü sürelerin titizlikle hesaplanması; ihtiyati tedbir kararının değerlendirilmesi.

03

Davanın Açılması

Asliye Hukuk Mahkemesinde dilekçenin sunulması, satıcı ve alıcının davalı olarak gösterilmesi, harç ve gider avansı işlemleri.

04

Bedel Depo ve Karar

Mahkemenin verdiği süre içinde satış bedeli ve devir giderlerinin mahkeme veznesine yatırılması; karar verilmesi.

05

Tapu Tescili

Karar kesinleştikten sonra tapu sicil müdürlüğünde davacı paydaş adına tescil işlemi; önceki alıcının tescilinin iptali.

Yetkili ve görevli mahkeme

Ön alım davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu davalar genel mahkemenin görev alanına girer; HMK md. 2 uyarınca dava değeri ve niteliğine bakılarak Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili sayılır. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılan davalar görevsizlik nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilir; bu durum süre kayıplarına yol açabilir.

Yer yetkisi bakımından HMK md. 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin olup tarafların aksini kararlaştırması mümkün değildir. Birden fazla taşınmazın aynı davada konu edilmesi halinde, taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesi diğerleri için de yetkili olabilir.

İzmir’de paylı mülkiyete tabi taşınmazın Bayraklı, Karşıyaka, Bornova, Konak, Buca veya başka bir ilçede bulunmasına göre dava, ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır. Bayraklı’daki taşınmazlar bakımından Bayraklı Adliyesi; ilk derece kararına karşı istinaf incelemesi İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde yürütülür. Davanın açılması ile birlikte tapuya ihtiyati tedbir şerhi tescil ettirilmesi, dava süresince taşınmaz üzerinde yapılabilecek tasarrufların önlenmesi bakımından önemlidir.

Ön alım sürecinde merak edilenler.

Aşağıdaki sorular, ilk görüşme öncesi sıkça karşılaşılan konulara genel cevap vermek amacıyla hazırlanmıştır. Somut dosyanız hakkında ayrıntılı değerlendirme için doğrudan iletişime geçebilirsiniz.

Yasal ön alım hakkı yalnızca üçüncü kişilere yapılan satışlarda doğar. Bir paydaşın kendi payını başka bir paydaşa satması halinde diğer paydaşların ön alım hakkı bulunmaz. Bu kural, paydaşların birbirleri arasında pay devirlerini özgürce yapabilmelerini sağlar. Ancak, satışın görünüşte aynı paydaşlar arasında yapılmış gibi düzenlenmesine rağmen gerçekte üçüncü bir kişiye yapılmış olduğu anlaşılırsa, ön alım hakkı kullanılabilir.
TMK md. 733/3 uyarınca usulüne uygun yapılmış noter bildiriminden itibaren üç aylık hak düşürücü süre başlar. Süre, bildirim tebliğ tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar; üç aylık süre sonunda dava açılmazsa hak düşer. Bildirim eksik veya gerçeğe aykırı içerikteyse, üç aylık süre kural olarak başlamaz; ancak bu durumun ileri sürülebilmesi yine de gecikmeden hareket etmeyi gerektirir.
Hayır. Bildirim yapılmamış olsa bile satış tarihinden itibaren iki yıllık azami süre bulunur. Bu süre de hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re’sen gözetilir. Satıştan itibaren iki yıl geçtikten sonra ön alım davası açılamaz. Tapu kaydının düzenli olarak takip edilmesi, satış işlemlerinin zamanında öğrenilmesi bakımından önemlidir.
Tapu kaydında satış bedeli yer alır; ancak gerçek satış bedeli ile tapuda gösterilen bedel arasında fark olabilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre tapudaki bedel taraflar arasındaki kanuni karine olmakla birlikte, davalı taraf gerçek bedelin daha yüksek olduğunu iddia ederse gerçek bedeli ispatlamak zorundadır. Davacı paydaş, kural olarak tapudaki bedeli ödemekle yükümlüdür; ancak somut olay koşullarına göre değerlendirilebilir.
Mahkeme, ön alım hakkı koşullarının gerçekleştiğini tespit ederse davacıya satış bedeli ve devir giderlerinin mahkeme veznesine yatırılması için süre verir. Bu süre içinde bedel yatırılmazsa davacının ön alım hakkından feragat ettiği kabul edilir ve dava reddedilir. Bu nedenle dava açılmadan önce ödeme imkânının değerlendirilmesi büyük önem taşır; gerekirse banka kredisi veya finansman planının önceden hazırlanması önerilir.
Aile içi devirler genellikle satış değil bağışlama niteliği taşır; bu durumda yasal ön alım hakkı doğmaz. Ancak görünüşte satış olarak gösterilen ancak gerçekte aile içi karşılıksız devir olduğu anlaşılan işlemler de ön alım kapsamına girmez. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, satışın görünüşte yapıldığını ispat yükü davalı tarafa aittir; ispat edilemezse satış olarak değerlendirilir.
Hayır. Cebri icra yoluyla yapılan satışlarda (icra dairesinde açık artırma ile satış) yasal ön alım hakkı kullanılamaz. Bu durumda paydaşların yapabileceği, ihaleye katılarak kendi başlarına teklif vermek ve taşınmazı bu yolla edinmektir. İhale sonucunda en yüksek teklifi veren satışı alır; ön alım hakkı dayanağıyla satışın iptali talep edilemez.
TMK md. 735 uyarınca sözleşmesel ön alım hakkı tapuya şerh edildiğinde en çok on yıl süreyle geçerli olur. On yıllık süre dolduğunda şerh otomatik olarak hükmünü kaybeder; ancak taraflar yeniden şerh tescili ettirebilir. Şerh edilmemiş sözleşmesel ön alım hakkı yalnızca sözleşme tarafları arasında ileri sürülebilir; üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Sözleşmenin yazılı şekilde düzenlenmiş olması yasal zorunluluktur.

Ön alım hakkınız için ön değerlendirme

Tapu kaydınızı, satış bildirimini veya satış işlemine ilişkin belgeleri paylaşmanız halinde dosyanızın ön değerlendirmesi yapılır. Üç aylık ve iki yıllık hak düşürücü süreler bakımından erken iletişim önerilir.

Adalet Mh., 1593/1. Sokak, Toki No:51 J6 Blok D:2, Bayraklı / İzmir
Çalışma saatleri: Pazartesi — Cuma · 09:00 — 18:00