Ölen Eşin Katılma Alacağı Mirasçılara Geçer mi? – Yargıtay Kararı Işığında Değerlendirme

Ölen Eşin Katılma Alacağı

Kısaca

Eşlerden birinin ölümü halinde, edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma alacağı mirasçılara geçer (TMK m.236). Mallar sağ kalan eş adına kayıtlı olsa dahi mirasçılar, mal rejiminin tasfiyesi davasıyla bu alacağı talep edebilir.

Eşlerden birinin ölümü hâlinde, ölen eşin edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma alacağı hakkı mirasçılarına geçer. Türk Medenî Kanunu‘nun 236. maddesi bu konuda açıktır: “Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar.” Bu nedenle mirasçılar, mal varlığı sağ kalan eş adına tapuda kayıtlı olsa dahi, evlilik birliği içinde edinilen mallar üzerindeki katılma alacağını mal rejiminin tasfiyesi davası yoluyla talep edebilir.

Bu yazıda katılma alacağının ne olduğunu, eşin ölümü hâlinde mirasçıların bu alacağı nasıl talep edebileceğini, alacağın nasıl hesaplandığını ve dava sürecinde nelere dikkat edilmesi gerektiğini, İzmir’de yakın tarihte karara çıkan emsal bir dosya üzerinden adım adım açıklıyoruz.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Katılma Alacağı Nedir?

1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medenî Kanunu ile eşler arasındaki yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimi olarak belirlenmiştir (TMK m. 202). Eşler aksini sözleşmeyle kararlaştırmadıkça, bu tarihten sonra edinilen mallar bakımından bu rejim uygulanır; 2002 öncesi dönem için ise kural olarak mal ayrılığı rejimi geçerlidir.

Edinilmiş mal, her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleridir (TMK m. 219). Çalışma karşılığı edinilen taşınmazlar, maaş ve ücretler, sosyal güvenlik ödemeleri ve kişisel malların gelirleri bu kapsamdadır. Miras yoluyla veya bağış olarak edinilen değerler ise kişisel mal sayılır (TMK m. 220).

Mal rejimi sona erdiğinde tasfiye gündeme gelir: Her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar düşülerek artık değer bulunur (TMK m. 231) ve her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur (TMK m. 236). Buna katılma alacağı denir. Önemli bir nokta şudur: Katılma alacağı malın kendisine yönelik ayni bir hak değil, para alacağıdır; yani mahkeme taşınmazın devrine değil, bir bedelin ödenmesine hükmeder.

Katılma Alacağı, Katkı Payı ve Değer Artış Payı Aynı Şey midir?

Uygulamada sıkça karıştırılan bu üç kavram farklı dönemlere ve farklı koşullara bağlıdır. Katkı payı alacağı, 2002 öncesi mal ayrılığı döneminde bir eşin diğerinin malına yaptığı katkıdan doğar ve katkı oranına göre hesaplanır. Değer artış payı (TMK m. 227), bir eşin diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunması hâlinde, o maldaki değer artışından katkısı oranında pay almasını sağlar. Katılma alacağı ise katkı şartı aranmaksızın, yasal rejim döneminde edinilen malların artık değerinin yarısı üzerindeki kanundan doğan haktır. Aynı dosyada birden fazla alacak türü birlikte talep edilebilir; hangi dönemde hangi rejimin geçerli olduğunun doğru tespiti bu yüzden kritiktir.

Eşin Ölümüyle Mal Rejimi Sona Erer ve Tasfiye Hakkı Doğar

Mal rejimi, eşlerden birinin ölümüyle kendiliğinden sona erer (TMK m. 225/1). Bu andan itibaren iki ayrı hukuki ilişki birbirinden dikkatle ayrılmalıdır: mal rejiminin tasfiyesi ve mirasın paylaşımı. Uygulamada en sık yapılan hata, bu ikisinin birbirine karıştırılmasıdır. Doğru sıralama şöyledir: Önce mal rejimi tasfiye edilir ve ölen eşin katılma alacağı belirlenir; bu alacak terekeye (mirasa) dahil edilir; ardından tereke, miras payları oranında mirasçılar arasında paylaşılır.

Ölen eşin sağlığında kullanmadığı katılma alacağı hakkı, mirasçılarına intikal eder. Mirasçılar bu hakkı, alacağın borçlusu konumundaki sağ kalan eşe karşı açacakları dava ile kullanır. Mirasçılık zinciri yoluyla hak sahipliği de mümkündür: Örneğin miras bırakandan önce veya sonra vefat eden çocuğun eşi ve çocukları (gelin ve torunlar) da kendi miras payları oranında bu alacağı talep edebilir.

Tapu Sağ Kalan Eşin Üzerindeyse Mirasçılar Yine Hak Talep Edebilir mi?

Evet. Tapu kaydının kimin üzerinde olduğu, malın edinilmiş mal niteliğini tek başına değiştirmez. Kanun açık bir karine öngörür:

Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir (TMK m. 222/3).

Malın kendisine miras kaldığını veya bağışlandığını, dolayısıyla kişisel malı olduğunu iddia eden eş, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Bu nedenle, evlilik birliği içinde ölen eşin kazançlarıyla alınmış ancak tapuda sağ kalan eş adına tescil edilmiş bir taşınmaz, kural olarak tasfiyeye dahildir ve mirasçılar bu taşınmaz üzerindeki katılma alacağını isteyebilir. İspat faaliyetinde tanık beyanları, tapu ve banka kayıtları, tarafların gelir durumu ve sosyal-ekonomik durum araştırmaları belirleyici rol oynar.

Emsal Olay: İzmir’de Sonuçlanan Katılma Alacağı Davası – Bir Dava Dosyasının İncelenmesi

Urla Asliye Hukuk Mahkemesinde takip ettiğimiz ve kazandığımız emsal dava dosyasının detaylarını -kişisel bilgilerden arındırarak- sizlere sunuyoruz.

Uzun yıllar süren bir evlilikte koca 2022 yılında vefat etti. Evlilik birliği içinde, 2002 sonrasında edinilen ve tapuda sağ kalan eş adına kayıtlı olan bir taşınmaz hissesi bulunuyordu. Miras bırakanın ölen oğlundan olan gelini ve iki torunu, kendilerine intikal eden katılma alacağının tahsili için Aralık 2022’de sağ kalan eşe karşı belirsiz alacak davası açtı.

Dava sürecinde öne çıkan gelişmeler şunlardı:

  • İhtiyati tedbir satışı önledi: Dava ile birlikte taşınmaz hissesine ihtiyati tedbir konuldu. Nitekim yargılama sırasında dinlenen emlakçı tanık, taşınmazın satışa çıkarıldığını ancak tapuda tedbir şerhi görülünce devrin gerçekleşmediğini beyan etti. Tedbir alınmasaydı alacağın tahsili ciddi şekilde tehlikeye girebilirdi.
  • Kişisel mal savunması ispatlanamadı: Sağ kalan eş, taşınmazın babası tarafından alınıp kendisine bağışlandığını, dolayısıyla kişisel malı olduğunu savundu. Mahkeme, tanık beyanları, tarafların gelir durumu ve dosya kapsamını birlikte değerlendirerek taşınmazın edinilmiş mal niteliğinde olduğu ve ölen eşin katılma alacağının mirasçılara intikal ettiği sonucuna vardı.
  • Keşif ve bilirkişi incelemesi: Mahallinde yapılan keşif sonrasında taşınmazın değeri hem dava hem keşif tarihi itibarıyla ayrı ayrı hesaplandı; hesap bilirkişisi her mirasçının payına düşen alacağı raporladı.
  • Belirsiz alacak ve talep artırımı: Dava açılırken alacağın kesin tutarı bilinemediğinden dava belirsiz alacak davası olarak açıldı; bilirkişi raporuyla tutar netleşince talep artırım dilekçesi verildi.

Mahkeme Şubat 2026’da davanın kabulüne karar verdi; üç davacı lehine toplam yaklaşık 430.000 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalıya yükletilmesine hükmetti.

Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır?

Hesaplama dört adımda ilerler: Önce tasfiyeye dahil edinilmiş mallar belirlenir; ardından bu malların değerinden mallara ilişkin borçlar düşülerek artık değer bulunur; artık değerin yarısı ölen eşin katılma alacağını oluşturur; son olarak bu alacak, terekeye dahil edilerek mirasçılar arasında miras payları oranında paylaştırılır.

Değerleme tarihi uygulamada büyük önem taşır: Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre tasfiyeye konu malın değeri, karar tarihine en yakın tarihteki sürüm (rayiç) değeri üzerinden belirlenir (TMK m. 235). Yıllar süren yargılamalarda taşınmaz değerlerinin ciddi biçimde artması nedeniyle bu kural, alacaklı mirasçılar lehine sonuç doğurur. Nitekim yukarıdaki emsal olayda taşınmazın keşif tarihindeki değeri, dava tarihindeki değerinin iki katından fazlaydı.

Alacağın mirasçılar arasında dağılımı ise miras paylarına göre yapılır. Emsal olayda sağ kalan eş ile iki çocuk 8/32’şer, iki torun 3/32’şer, ölen oğlun eşi ise 2/32 oranında pay sahibiydi.

Dava Süreci: Görevli Mahkeme, Zamanaşımı, Faiz ve Tedbir

  • Görevli ve yetkili mahkeme: Mal rejiminin tasfiyesi davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir; müstakil aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Mal rejiminin ölümle sona ermesi hâlinde, mirasın açıldığı yer mahkemesi yetkilidir (TMK m. 214).
  • Zamanaşımı: Katılma alacağı davası, mal rejiminin sona erdiği tarihten, yani eşin ölümünden itibaren on yıllık zamanaşımı süresine tabidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik uygulaması).
  • Faiz: Katılma alacağına, Yargıtay uygulaması uyarınca karar tarihinden itibaren yasal faiz işletilir; dava tarihinden itibaren faiz talep edilse dahi hüküm karar tarihinden kurulur.
  • Belirsiz alacak davası: Alacağın tutarı bilirkişi incelemesi yapılmadan bilinemeyeceğinden dava, belirsiz alacak davası olarak açılabilir; tutar netleştiğinde harç tamamlanarak talep artırılır.
  • İhtiyati tedbir: Tasfiyeye konu malın devri veya kaçırılması riskine karşı, dava ile birlikte taşınmaz kaydına ihtiyati tedbir konulması talep edilmelidir. Emsal olayda tedbir şerhi, taşınmazın yargılama sırasında satılmasını fiilen önlemiştir.
  • Adli yardım: Yargılama giderlerini karşılama gücü bulunmayan davacılar adli yardımdan yararlanabilir; emsal olayda dava adli yardımlı olarak yürütülmüştür.

Sıkça Sorulan Sorular

Ölen eşin katılma alacağı mirasçılara geçer mi?

Evet. TMK m. 236/1 uyarınca her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir. Ölen eşin kullanmadığı katılma alacağı hakkı terekeye dahil olur ve mirasçılar tarafından talep edilebilir.

Katılma alacağı davası kime karşı açılır?

Tasfiyede borçlu konumda olan sağ kalan eşe karşı açılır. Sağ kalan eş de vefat etmişse dava onun mirasçılarına yöneltilir.

Taşınmaz sağ kalan eş adına kayıtlıysa yine hak talep edilebilir mi?

Evet. Tapu kaydı malı tek başına kişisel mal yapmaz; bir eşin bütün malları aksi ispatlanana kadar edinilmiş mal sayılır (TMK m. 222/3). Kişisel mal iddiasını ileri süren taraf bunu ispatlamak zorundadır.

Katılma alacağı davasında zamanaşımı ne kadardır?

Mal rejiminin ölümle sona erdiği tarihten itibaren on yıldır.

Katılma alacağına hangi tarihten itibaren faiz işler?

Yargıtay uygulamasına göre karar tarihinden itibaren yasal faiz işler.

Dava ne kadar sürer?

Delillerin kapsamına, tanık sayısına, keşif ve bilirkişi aşamalarına göre değişir; yukarıda özetlenen emsal dosya ilk derece mahkemesinde yaklaşık üç yılda sonuçlanmıştır.

Sonuç

Ölen eşin katılma alacağı, mirasçılara intikal eden ve sağ kalan eşe karşı dava yoluyla ileri sürülebilen güçlü bir mal varlığı hakkıdır. Tapu kaydının sağ kalan eş üzerinde olması bu hakkı ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte değerleme tarihi, zamanaşımı, ispat yükü, ihtiyati tedbir ve usul tercihleri (belirsiz alacak, talep artırımı) davanın sonucunu doğrudan etkileyen teknik konulardır. Hak kaybı yaşanmaması için sürecin alanında deneyimli bir avukatla yürütülmesinde yarar vardır.

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için bir avukata başvurunuz.

Katılma alacağının mirasçılara geçmesi, mal rejimi ile mirasın kesiştiği bir konudur; İzmir miras avukatı ve İzmir aile avukatı sayfalarımızda ilgili çalışma alanlarımızı görebilirsiniz.