Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat): Şartları, Vasiyetnamede Sebep Gösterme ve İtiraz Davası
Mirasçılıktan çıkarma (ıskat), miras bırakanın saklı paylı bir mirasçısını, kanunda sayılan iki sebepten birine dayanarak ölüme bağlı bir tasarrufla mirasından tümüyle uzaklaştırmasıdır. Türk Medeni Kanunu m. 510’a göre bu ancak mirasçının miras bırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi halinde mümkündür. Çıkarma yalnızca vasiyetname veya miras sözleşmesiyle yapılabilir; sağlararası bir “mirasçılıktan çıkarma davası” yoktur ve çıkarma sebebi tasarrufta somut olarak gösterilmemişse çıkarma geçerli değildir.
Çıkarılan mirasçı itiraz ederse sebebin varlığını ispat yükü, çıkarmadan yararlanan mirasçıya düşer. Sebep ispat edilemezse tasarruf yalnızca saklı pay dışında uygulanır; yani çıkarılan mirasçı saklı payını alır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, aile yükümlülüklerinin ihlalinin ancak ağır bir suç kadar ağır ve aile bağlarını hem objektif hem sübjektif olarak koparacak yoğunlukta olması halinde çıkarmayı haklı kılacağını kabul etmektedir.
İçindekiler
Mirasçılıktan Çıkarma Nedir?
Türk miras hukukunda miras bırakanın tasarruf özgürlüğü sınırsız değildir. Altsoyu, ana babası veya eşi bulunan miras bırakan, TMK m. 505 uyarınca ancak saklı paylar dışında kalan kısım üzerinde serbestçe tasarruf edebilir; saklı payı ihlal eden kazandırmalar tenkis davasıyla indirilir. Mirasçılıktan çıkarma, bu koruyucu düzenin istisnasıdır. Kanun koyucu, davranışlarıyla miras bırakanla arasındaki aile bağını koparan mirasçıyı saklı pay güvencesinden yoksun bırakma imkanını miras bırakana tanımıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu kurumu “aile bağına layık olmadığını gösteren kimseye uygulanan bir medeni hukuk yaptırımı, bir çeşit özel hukuk cezası” olarak tanımlar (HGK, E.2023/3-53, K.2024/464, 25.09.2024).
Uygulamada “mirastan ıskat”, “evlatlıktan ret” veya “mirastan men etme” olarak da anılan kurum, TMK m. 510 ile 513 arasında iki ayrı biçimde düzenlenmiştir. Cezai çıkarma (TMK m. 510-512), mirasçının kusurlu davranışına dayanır ve saklı payın tamamını kapsar. Koruyucu çıkarma (TMK m. 513) ise borç ödemeden aciz halindeki altsoyun saklı payının yarısını, onun çocuklarına özgülenmek şartıyla alacaklılardan korumaya yöneliktir. Bu yazıda ağırlıklı olarak uygulamada uyuşmazlık doğuran cezai çıkarma ele alınmakta, koruyucu çıkarmaya ayrı bir başlıkta değinilmektedir.
Mirasçılıktan çıkarma yalnızca saklı paylı mirasçılar için anlamlıdır. Altsoy, ana baba ve sağ kalan eş dışındaki mirasçıların (örneğin kardeşlerin) saklı payı bulunmadığından, miras bırakan onları çıkarma sebebi göstermeksizin, sıradan bir vasiyetnameyle mirasından uzaklaştırabilir. Saklı paylı mirasçının ise ancak kanuni sebeplerin varlığı halinde mirastan tamamen yoksun bırakılması mümkündür.
Mirasçılıktan Çıkarma Şartları Nelerdir?
TMK m. 510, mirasçılıktan çıkarmayı iki sebebe bağlar. Birincisi, mirasçının miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesidir. İkincisi, mirasçının miras bırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesidir. Her iki sebepte de çıkarmanın ölüme bağlı tasarruf biçiminde yapılması ve sebebin bu tasarrufta gösterilmesi şarttır.
Ağır suç işlenmesi. Suçun mağduru miras bırakan olabileceği gibi onun “yakınlarından biri” de olabilir; kanun bu ifadeyle akrabalıkla sınırlı olmayan, miras bırakanın duygusal bağ içinde olduğu kişileri de kapsar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre bu sebebe dayanmak için kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı gerekmez; aile bağlarını koparacak seviyede kusurlu ve suç teşkil eden bir eylemin varlığı, ispat yükü üzerinde olan tarafça hukuk mahkemesinde ortaya konabilir. Suçun “ağır” olup olmadığını hakim, ceza hukuku ölçütleriyle değil, eylemin aile bağlarına yaptığı etki bakımından medeni hukuk esaslarına göre değerlendirir (HGK, E.2023/3-53, K.2024/464).
Miras bırakana yönelik kasten yaralama, hakaret ve tehdidin ağır biçimleri, dolandırıcılık veya hırsızlık bu kapsamda tartışılan tipik örneklerdir.
Aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde ihlali. Bu sebebin dayanağı, TMK m. 322’de düzenlenen ve ana, baba ile çocuğu birbirine yardım etmek, saygı ve anlayış göstermek, aile onurunu gözetmekle yükümlü kılan kuraldır; eşler arasında ise TMK m. 185’teki sadakat ve yardım yükümlülükleri gündeme gelir. Yargıtay, bu yükümlülüklerin kapsamına sadakat, yardım ve bağlılığı, çocuklara özen gösterme görevini, ana baba ile çocukların karşılıklı sevgi ve saygı bağlarını, yoksulluğa düşmede yardım ve nafaka yükümlülüğünü, aile birlik ve huzurunu bozan davranışlardan kaçınmayı dahil etmektedir (3. HD, E.2019/5571, K.2021/471, 26.01.2021).
Hukuk Genel Kurulu’nun 2024 tarihli kararı, bu ikinci sebebin sınırlarını belirgin biçimde çizmiştir. Kurul’a göre ilk bentteki “ağır suç” şartı ile ikinci bentteki “önemli ölçüde ihlal” şartı birbiriyle uyumlu ve orantılı yorumlanmalıdır; aksi halde ikinci bent, saklı paydan yoksun bırakmanın kolay yolu haline gelir. Bu nedenle aile yükümlülüklerinin ihlali, ağır bir suç işlenmiş gibi mirasçının saklı payından mahrum bırakılmasını haklı kılacak ağırlık ve yoğunlukta olmalı; bazı yükümlülüklerin ihlal edilmiş olması tek başına yeterli sayılmamalıdır.
Ayrıca mirasçının eylemi objektif olarak aile bağlarını koparacak nitelikte olmakla kalmamalı, fiilen yani sübjektif olarak da bağları koparmış olmalıdır. Kurul, aksi yorumun mirasçılıktan çıkarmayı miras bırakanın mirasçıları üzerinde bir baskı aracına dönüştüreceği uyarısını da yapmıştır (HGK, E.2023/3-53, K.2024/464). Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli bir kararında aynı ölçütleri sağ kalan eş yönünden uygulamış ve eşin çıkarılmasına ilişkin sebeplerin bu ağırlıkta olup olmadığının öncelikle belirlenmesini istemiştir (7. HD, E.2024/4654, K.2025/2660, 15.05.2025).
Borçlar hukukundan doğan ihlaller sebep değildir. Mirasçının miras bırakanla arasındaki bir sözleşmeye aykırı davranması, örneğin kendisine verilen vekaleti kötüye kullanması, tek başına mirasçılıktan çıkarma sebebi sayılmaz. Hukuk Genel Kurulu, babasından aldığı vekaletle taşınmaz devirleri yapan oğulun çıkarılmasına ilişkin uyuşmazlıkta, vekaletin kötüye kullanılmasının borçlar hukukuna ait bir sorumluluk türü olduğunu ve TMK m. 510’daki koşulları tek başına sağlamadığını kabul etmiştir (HGK, E.2023/3-53, K.2024/464; aynı yönde 3. HD, E.2019/5522, K.2020/8054, 22.12.2020).
Miras bırakanın kusuru. Aile yükümlülükleri karşılıklıdır. Miras bırakan, kendi kusurlu davranışıyla ilişkinin kopmasına yol açmışsa çıkarma şartları oluşmayabilir. Yargıtay, oğlunun istediği kişiyle evlenmesine karşı çıkarak kız isteme törenine dahi gitmeyen babanın sonradan yaptığı çıkarmayı bu bağlamda değerlendirmiş; tartışma sırasında söylenen hakaret niteliğindeki sözlerin dahi, çıkarmayı haklı kılacak ağırlıkta bir ihlal sayılmadığına hükmetmiştir (HGK, E.2023/3-53, K.2024/464). Benzer biçimde, yurt dışından babasını ziyarete gelen ancak kapının açılmadığı oğulun evlatlık görevlerini yerine getirmeye çalıştığı tanık beyanlarıyla anlaşıldığında çıkarma geçersiz sayılmıştır (3. HD, E.2015/19402, K.2017/4866, 06.04.2017).
Mirasçılıktan Çıkarma Nasıl Yapılır?
Mirasçılıktan çıkarma yalnızca ölüme bağlı bir tasarrufla, yani vasiyetname veya miras sözleşmesiyle yapılabilir. Vasiyetname resmi, el yazılı ya da sözlü şekilde düzenlenebilir; ancak çıkarmanın ölümden sonra tartışılacağı ve ispat yükünün yararlanan mirasçıda olacağı düşünüldüğünde, noterde düzenlenen resmi vasiyetname en güvenli yoldur. Resmi vasiyetnamede şekil eksikliği iddiaları asgariye iner ve metin, tanıklar önünde miras bırakanın iradesini yansıtır.
Tasarrufta çıkarma sebebinin gösterilmesi bir geçerlilik şartıdır (TMK m. 512/1). Yargıtay’a göre sebep açık olmalı, belirli bir eyleme, işleme veya davranışa dayanmalıdır; “mirastan ıskat ettim”, “miras dışı bıraktım”, “bana ilgi göstermedi” gibi gerekçesiz sözler yeterli değildir. Çıkarma sebebi kabul edilen olayların delillerinin de tasarrufta gösterilmesi, mirasçının itirazı halinde yararlanan tarafa ispat kolaylığı sağlayacağından tavsiye edilir (3. HD, E.2019/5571, K.2021/471). Uygulamada iyi hazırlanmış bir çıkarma metni şu unsurları içerir: çıkarılan mirasçının açık kimliği; olayların tarih, yer ve kişi belirtilerek anlatımı; varsa ceza soruşturması, tutanak, mesaj kaydı, tanık gibi delillere atıf; çıkarmanın kapsamı (tüm miras payı) ve çıkarılanın payının kime kalacağına ilişkin irade.
Miras bırakan sağlığında vasiyetnamesini her zaman değiştirebilir veya geri alabilir (TMK m. 542). Çıkarmadan sonra taraflar barışmışsa, tasarrufun geri alınması ya da yeni bir vasiyetnameyle değiştirilmesi gerekir; aksi halde barışma olgusu, ölümden sonraki itiraz davasında sübjektif unsurun, yani aile bağlarının fiilen kopmuş olup olmadığının değerlendirilmesinde önem taşır.
Mirasçılıktan Çıkarma Davası Açılabilir mi?
Hayır. Mirasçılıktan çıkarma, miras bırakanın tek taraflı ölüme bağlı tasarrufuyla gerçekleşir; sağlığında bir mahkemeden “mirasçımı çıkarın” biçiminde karar alması mümkün değildir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, kızının kendisini zehirlemeye çalıştığını ve evini soyduğunu ileri sürerek onun mirasından mahrum bırakılmasını isteyen babanın davasını, çıkarmanın dava yoluyla kullanılamayacağı ve çıkarma sebepleri bakımından tespit davası da açılamayacağı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan usulden reddeden kararı onamıştır (7. HD, E.2022/3968, K.2023/4693, 12.10.2023). Aynı Daire, boşanma sürecinde yedi yıl görüşmediği oğlunu mirasçılıktan çıkarmak isteyen babanın davasında da bu ilkeyi tekrar etmiştir (7. HD, E.2023/2319, K.2024/2388, 06.05.2024).
Bu nedenle çocuğunu veya eşini mirasından çıkarmak isteyen kişinin yapması gereken, dava açmak değil, sebebi somut olarak gösteren bir vasiyetname düzenlemektir. Uyuşmazlık ancak miras bırakanın ölümünden ve vasiyetnamenin açılmasından sonra, çıkarılan mirasçının itirazıyla mahkeme önüne gelir.
Mirasçılıktan Çıkarmanın Sonuçları
Geçerli bir çıkarmanın sonuçları TMK m. 511’de düzenlenmiştir. Çıkarılan kimse mirastan pay alamaz ve tenkis davası da açamaz. Saklı paylar hesaplanırken çıkarılan mirasçı da dikkate alınır; ancak ona düşen saklı pay oranı miras bırakanın tasarruf oranına eklenir. Miras bırakan aksine bir tasarrufta bulunmamışsa çıkarılanın payı, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi, varsa altsoyuna, yoksa miras bırakanın yasal mirasçılarına geçer.
Çıkarılan mirasçının altsoyu, TMK m. 511/3 uyarınca, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir. Kanun koyucu böylece çıkarma yaptırımını kişisel tutmuş, torunların dedelerinden kalan saklı paydan yoksun kalmasını önlemiştir. Miras bırakan çıkarılanın payının torunlara değil başkalarına gitmesini isterse bunu ayrıca vasiyet etmelidir; ancak torunların saklı payı bu durumda da korunur.
Çıkarmaya İtiraz: İspat Yükü ve Dava
Çıkarılan mirasçının elinde iki ayrı hukuki yol vardır ve bunların sonuçları farklıdır. Hukuk Genel Kurulu bu ayrımı açıkça ortaya koymuştur (HGK, E.2023/3-53, K.2024/464).
Vasiyetnamenin iptali davası (TMK m. 557-559). Miras bırakanın ehliyetsizliği, vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucu yapılmış olması, içeriğinin ya da bağlandığı koşulların hukuka veya ahlaka aykırılığı yahut şekil eksikliği iddiasıyla açılır. İptal kararı verilirse çıkarma da ortadan kalkar ve mirasçı yalnızca saklı payını değil, tüm miras payını alır. İptal davası, davacının tasarrufu ve iptal sebebini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl, her halde tasarrufun açılmasından itibaren on yıl (kötü niyetli davalıya karşı yirmi yıl) içinde açılmalıdır (TMK m. 559). Bu yolun ayrıntıları için vasiyetnamenin iptali davası yazımıza bakabilirsiniz.
Çıkarmaya itiraz (TMK m. 512). Mirasçı, vasiyetnamede gösterilen sebebin gerçek olmadığını ileri sürer. Bu durumda sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer (TMK m. 512/2); çıkarılan mirasçı kendi masumiyetini kanıtlamak zorunda değildir. Yararlanan taraf, vasiyetnamede gösterilen sebeple bağlı olarak, o sebebi tanık, belge, ceza dosyası gibi delillerle ispat etmelidir; vasiyetnamede yazmayan yeni sebepler ileri sürülemez.
Sebep ispat edilemez veya tasarrufta hiç gösterilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir (TMK m. 512/3). Vasiyetname tümden geçersiz olmaz; mirasçı saklı payını alır, kalan kısımda miras bırakanın iradesi uygulanır. Miras bırakan çıkarma sebebi hakkında açık bir yanılmaya düşmüşse, örneğin mirasçının işlemediği bir suçu işlediğini sanarak çıkarma yapmışsa, çıkarma tümüyle geçersiz olur ve mirasçı tam miras payını alır.
Mahkeme kendiliğinden tenkis incelemesi yapar. Uygulamada bu davalar çoğunlukla “vasiyetnamenin iptali” adıyla açılır ve davacı tenkis talep etmeyi unutur. Hukuk Genel Kurulu, TMK m. 512/3’ün taleple bağlılık ilkesinin (HMK m. 26) kanuni bir istisnası olduğunu, çıkarmanın yerinde olmadığını kabul eden mahkemenin açık talep olmasa da davacının saklı payını tespit edip tenkis yönünde inceleme yapmakla yükümlü olduğunu kabul etmiştir (HGK, E.2023/3-53, K.2024/464).
Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da aynı yöndedir: Sebebin ispat edilemediği hallerde vasiyetnamenin tümden iptaline karar verilemeyeceği gibi davanın tümden reddi de mümkün değildir; yargılamaya tenkis davası olarak devam edilir ve terekenin aktif ve pasifi belirlenerek bilirkişi raporuyla saklı pay hesaplanır (3. HD, E.2017/975, K.2018/10793, 31.10.2018; 14. HD, E.2019/3317, K.2019/8525, 10.12.2019). Tenkis hesabının işleyişini tenkis davası yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Davanın tarafları, görevli ve yetkili mahkeme, süre. Çıkarmaya itiraz davasını çıkarılan mirasçı açar; dava, miras bırakanın yasal mirasçılarına ve çıkarılanın varsa altsoyuna karşı yöneltilmelidir. Yargıtay, mirasçılık belgesi alınmadan ve tüm mirasçılar ile altsoy davaya dahil edilmeden verilen kararı taraf teşkili sağlanmadığı gerekçesiyle bozmuştur (14. HD, E.2016/3076, K.2018/8074, 22.11.2018).
Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 576). Tenkis talebi, mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde vasiyetnamenin açılmasından itibaren on yıl içinde ileri sürülmelidir (TMK m. 571). Vasiyetnamenin açılması ve tebliğiyle başlayan bu süreler kısa olduğundan, çıkarıldığını öğrenen mirasçının vakit kaybetmeden İzmir miras avukatı sayfamızda anlattığımız kapsamda hukuki destek alması yerinde olur.
Aciz Sebebiyle Mirasçılıktan Çıkarma (Koruyucu Iskat)
TMK m. 513, cezai çıkarmadan farklı amaçla bir çıkarma türü daha öngörür. Miras bırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir; ancak bu yarıyı çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır. Amaç, borca batık mirasçının alacaklılarının tereke üzerinden tatmin edilmesini kısmen önleyerek aile malını torunlara aktarmaktır. Burada bir kusur aranmaz; koşul, çıkarma tarihinde geçerli bir aciz belgesinin varlığıdır.
Bu çıkarma türünde kanun, çıkarılan altsoya bir güvence de tanır: Miras açıldığında aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur (TMK m. 513/2). Dolayısıyla borcunu ödeyen ya da borcu küçülen altsoy, miras bırakanın ölümünden sonra çıkarmanın kaldırılmasını isteyebilir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Miras bırakan tarafında en sık rastlanan hata, vasiyetnamede sebep göstermemek ya da “beni üzdü, ilgilenmedi” gibi genel ifadelerle yetinmektir; bu halde çıkarma daha baştan geçersizdir ve mirasçı saklı payını alır. İkinci hata, borçlar hukukuna ait uyuşmazlıkları (vekaletin kötüye kullanılması, borcun ödenmemesi, ortaklık anlaşmazlığı) çıkarma sebebi olarak yazmaktır. Üçüncüsü, çıkarmaya dayanak olayların delillerini toplamadan ve kayıt altına almadan vasiyetname düzenlemektir; miras bırakan öldükten sonra ispat yükü yararlanan mirasçıya düşeceğinden, delillerin sağlıkta belirlenmesi gerekir.
Çıkarılan mirasçı tarafında ise iki hata öne çıkar. Birincisi, vasiyetnamenin açılmasından sonra süreleri kaçırmaktır; iptal ve tenkis için bir yıllık süreler öğrenmeyle işlemeye başlar. İkincisi, davayı yalnızca ehliyetsizlik veya şekil eksikliği gibi genel iptal sebeplerine dayandırıp TMK m. 512 anlamında itirazı, yani sebebin gerçek olmadığı iddiasını dile getirmemektir. Hukuk Genel Kurulu’nun incelediği dosyada mahkeme ilk kararında yalnızca ehliyet yönünden inceleme yapmış, çıkarmanın haklılığı yıllar sonra bölge adliye mahkemesinin müdahalesiyle gündeme gelebilmiştir (HGK, E.2023/3-53, K.2024/464). Dava dilekçesinde her iki yolun birlikte ve açıkça ileri sürülmesi, terditli talep kurgusuyla önce iptal, olmazsa saklı payın tenkisle sağlanmasının istenmesi doğru yöntemdir.
Sık Sorulan Sorular
Mirasçılıktan çıkarma nedir?
Miras bırakanın, saklı paylı mirasçısını kanunda sayılan sebeplerden birine dayanarak ölüme bağlı bir tasarrufla mirasından tümüyle uzaklaştırmasıdır. TMK m. 510-512’de düzenlenir; uygulamada mirastan ıskat olarak da anılır.
Mirasçılıktan çıkarma sebepleri nelerdir?
İki sebep vardır: mirasçının miras bırakana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi ya da miras bırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre ikinci sebep, ağır suç kadar ağır ve aile bağlarını fiilen koparan bir ihlali gerektirir.
Mirasçılıktan çıkarma davası açılabilir mi?
Hayır. Çıkarma yalnızca vasiyetname veya miras sözleşmesiyle yapılır; miras bırakan sağlığında mahkemeden çıkarma kararı alamaz, tespit davası da açamaz. Yargıtay bu tür davaları hukuki yarar yokluğundan usulden reddetmektedir.
Vasiyetnamede çıkarma sebebi gösterilmezse ne olur?
Çıkarma geçersizdir. TMK m. 512/3 uyarınca tasarruf yalnızca saklı pay dışında uygulanır; çıkarılan mirasçı saklı payını alır. Sebep, belirli bir olay ve davranışa dayanmalıdır; “ilgilenmedi” gibi genel ifadeler yeterli değildir.
Çıkarma sebebini kim ispat eder?
Çıkarılan mirasçı itiraz ederse sebebin varlığını ispat yükü çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer (TMK m. 512/2). Çıkarılan mirasçının kendi masumiyetini kanıtlaması gerekmez.
Mirasçılıktan çıkarılan kişi saklı payını alabilir mi?
Çıkarma geçerliyse alamaz; mirastan hiç pay alamaz ve tenkis davası da açamaz. Sebep ispat edilemez veya tasarrufta gösterilmemişse saklı payını alır. Miras bırakan sebep hakkında açık bir yanılmaya düşmüşse çıkarma tümden geçersiz olur ve mirasçı tam miras payını alır.
Mirasçılıktan çıkarılanın çocukları miras alır mı?
Evet. Çıkarılanın payı, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi altsoyuna geçer ve altsoy saklı payını isteyebilir (TMK m. 511). Miras bırakan aksini vasiyet etse bile torunların saklı payı korunur.
Çocuğun anne babasını ziyaret etmemesi mirasçılıktan çıkarma sebebi midir?
Tek başına genellikle değildir. Yargıtay, aile bağlarını objektif ve sübjektif olarak koparacak ağırlıkta bir ihlal arar; miras bırakanın kendi kusuruyla ilişkinin kopmasına yol açıp açmadığını da değerlendirir. Uzun süreli, kusurlu ve ağır bir ilgisizlik somut delillerle ispatlanırsa çıkarma haklı görülebilir.
Mirasçılıktan çıkarmaya itiraz süresi ne kadardır?
Vasiyetnamenin iptali için tasarrufu ve iptal sebebini öğrenmeden itibaren bir yıl, her halde açılmadan itibaren on yıl (TMK m. 559); tenkis için saklı payın zedelendiğini öğrenmeden itibaren bir yıl, her halde vasiyetnamenin açılmasından itibaren on yıl (TMK m. 571).
Kardeş mirasçılıktan çıkarılabilir mi?
Kardeşin saklı payı bulunmadığından ayrıca çıkarma sebebi göstermeye gerek yoktur; miras bırakan sıradan bir vasiyetnameyle mirasını başkasına bırakarak kardeşi mirastan uzaklaştırabilir. Mirasçılıktan çıkarma kurumu yalnızca saklı paylı mirasçılar, yani altsoy, ana baba ve eş için anlam taşır.
Borçlu çocuk mirasçılıktan çıkarılabilir mi?
Evet, TMK m. 513 uyarınca hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoy, saklı payının yarısı için çıkarılabilir; bu yarının onun çocuklarına özgülenmesi şarttır. Miras açıldığında aciz belgesi hükümsüz kalmış veya borç, miras payının yarısını aşmıyorsa çıkarılanın istemiyle çıkarma iptal edilir.
Dayanaklar ve Kaynakça
Mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 185, 322, 505, 510, 511, 512, 513, 542, 557, 558, 559, 560, 571, 576; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26.
Kararlar: Yargıtay HGK, E.2023/3-53, K.2024/464, 25.09.2024; Yargıtay 7. HD, E.2024/4654, K.2025/2660, 15.05.2025; Yargıtay 7. HD, E.2023/2319, K.2024/2388, 06.05.2024; Yargıtay 7. HD, E.2022/3968, K.2023/4693, 12.10.2023; Yargıtay 3. HD, E.2019/5571, K.2021/471, 26.01.2021; Yargıtay 3. HD, E.2019/5522, K.2020/8054, 22.12.2020; Yargıtay 14. HD, E.2019/3317, K.2019/8525, 10.12.2019; Yargıtay 14. HD, E.2016/3076, K.2018/8074, 22.11.2018; Yargıtay 3. HD, E.2017/975, K.2018/10793, 31.10.2018; Yargıtay 3. HD, E.2015/19402, K.2017/4866, 06.04.2017.