Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: 7589 Sayılı Kanun Sonrası Kısmi Dava, Talep Artırımı ve Yeni Kanuni Faiz

Kısaca

Belirsiz alacak davası kaldırıldı. 31 Temmuz 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesini yürürlükten kaldırdı; miktarı baştan bilinemeyen alacaklar artık kısmi dava olarak açılıyor. Kanun’un aynı gün yürürlüğe giren HMK m.109/4 hükmüyle davacı, talebini tahkikat sona erene kadar bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına takılmadan artırabiliyor; artırılan kısım için zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılıyor. 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davaları ise eski hükme göre görülmeye devam ediyor.

Aynı kanun kanuni faizi de yeniden tanımladı. 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesindeki sabit oran kalktı; yasal faiz artık Merkez Bankası reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanıyor. Buna göre 31 Temmuz 2026’dan itibaren işleyen kanuni faiz yıllık yüzde 31; bu tarihten önceki dönem için 1 Haziran 2024’ten beri uygulanan yüzde 24 geçerliliğini koruyor. Katılma alacağı, tenkis, ecrimisil ve tazminat davası açacak ya da yürüten herkes için bu iki değişiklik dava stratejisini doğrudan etkiliyor.


Belirsiz Alacak Davası Neydi, Neden Vardı?

Belirsiz alacak davası, 2011 yılında yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Türk hukukuna giren bir dava türüydü. Mülga m.107/1’e göre “davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası” açabiliyordu. Alacağın miktarı yargılama sırasında, çoğunlukla bilirkişi raporuyla netleştiğinde davacı, hakimin vereceği iki haftalık kesin süre içinde talebini iddianın genişletilmesi yasağına takılmadan tam olarak belirliyordu.

Kurumun amacı açıktı: Alacağını hesaplayamayan davacıyı, ya yüksek harç ödeyerek tahmini bir rakam yazmak ya da düşük bir rakamla kısmi dava açıp zamanaşımı riskini üstlenmek ikilemine mahkum etmemek. Belirsiz alacak davasında dava, asgari tutar üzerinden açılsa bile alacağın tamamı için zamanaşımı dava tarihinde kesiliyor, faiz de alacağın tamamı için dava tarihinden işletilebiliyordu.

Ne var ki uygulama, kurumun etrafında ağır bir “hukuki yarar” tartışması üretti. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, davacının dava açarken alacak miktarını belirleyebildiği hallerde belirsiz alacak davası açamayacağını, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin tek başına belirsizlik için yeterli olmadığını istikrarlı biçimde vurguladı (HGK, E.2023/1156, K.2024/445, 18.09.2024).

Daha da önemlisi, şartları bulunmadığı halde belirsiz alacak davası olarak açılan davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiği, bu eksikliğin sonradan süre verilerek de tamamlanamayacağı kabul edildi (HGK, E.2023/577, K.2025/32, 12.02.2025). Sonuç, aynı alacak için bir dairede belirsiz sayılan bir kalemin başka bir dairede belirli sayılabildiği, davaların esasına girilmeden usulden düştüğü ve yıllar kaybedildiği bir tabloydu. Kanun koyucu bu tabloyu, kurumu kaldırıp işlevini kısmi davaya aktararak çözmeyi tercih etti.

7589 Sayılı Kanun ile Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: Ne Değişti?

16 Temmuz 2026’da kabul edilen ve 31 Temmuz 2026 tarihli, 33326 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, uygulamada “12. Yargı Paketi” olarak anılıyor. Hukuk yargılamasını ilgilendiren iki hükmü şunlar; kısaca söylemek gerekirse belirsiz alacak davası kaldırıldı, kısmi dava güçlendirildi:

Kanun’un 19. maddesiyle HMK’nın 107. maddesi yürürlükten kaldırıldı. Kanun’un 20. maddesiyle de HMK’nın kısmi davayı düzenleyen 109. maddesine şu dördüncü fıkra eklendi: “Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”

Her iki hüküm de Kanun’un 26. maddesi gereğince yayım tarihinde, yani 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi. Böylece belirsiz alacak davasının davacıya sağladığı iki temel güvence, yani talebi sonradan serbestçe belirleme imkanı ile zamanaşımının alacağın tamamı için dava tarihinde kesilmesi, kısmi davanın içine taşınmış oldu. Buna karşılık belirsiz alacak davasına özgü “hukuki yarar” tartışması ortadan kalktı: Kısmi dava açmak için alacağın belirsiz olması gerekmiyor; bölünebilir her alacağın bir kısmı dava edilebiliyor.

Yeni Kısmi Dava Usulü Nasıl İşliyor?

HMK m.109/1 uyarınca talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda alacağın yalnızca bir kısmı dava yoluyla ileri sürülebilir. Para alacakları bölünebilir nitelikte olduğundan katılma alacağı, tenkis, ecrimisil, tazminat ve işçilik alacakları gibi miktarı bilirkişi incelemesine bağlı tüm alacaklar bu kapsamdadır. Yeni usulde dava şu adımlarla yürüyor:

  1. Davacı, dava dilekçesinde davanın kısmi dava olduğunu ve şimdilik talep ettiği tutarı belirtir; harç bu tutar üzerinden ödenir. HMK m.109/3 gereği kısmi dava açılması, açıkça feragat edilmedikçe alacağın kalan kısmından feragat anlamına gelmez.
  2. Tahkikat aşamasında deliller toplanır, gerekiyorsa keşif ve bilirkişi incelemesi yapılır; alacağın gerçek miktarı bu aşamada ortaya çıkar.
  3. Davacı, tahkikat sona ermeden önce bir talep artırım dilekçesi verir. Bu artırım HMK m.109/4 gereği iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildir; karşı tarafın muvafakatine ihtiyaç yoktur ve ıslah şartlarına bağlı değildir. Artırılan kısma ilişkin nispi harç tamamlanır.
  4. Artırım hakkı aynı davada bir defaya mahsustur. Bu nedenle artırım dilekçesi, bilirkişi raporu kesinleştikten ya da rapora itirazlar sonuçlandıktan sonra, alacağın tamamını kapsayacak tutarla verilmelidir. Erken ve eksik yapılan bir artırım, ikinci bir artırım imkanı bırakmaz.
  5. Mahkeme, artırılmış talep üzerinden hüküm kurar; zamanaşımı bakımından alacağın tamamı için dava tarihi esas alınır. Kanun, artırılan kısma işleyecek faizin başlangıcını ayrıca düzenlemedi; borçlu daha önce temerrüde düşürülmemişse artırılan kısım için faizin dava tarihinden mi artırım tarihinden mi işleyeceği içtihatla netleşecektir. Bu nedenle dava öncesinde ihtarname ile temerrüt oluşturmak, faiz başlangıcını tartışmadan kurtarır.

Kanun artırımı ıslahtan bağımsız, kendine özgü bir usul olarak düzenledi. Islah, HMK m.176 ve devamı uyarınca tahkikatın sonuna kadar bir kez kullanılabilen ve davanın diğer unsurlarını da (vakıalar, deliller, dava sebebi) kapsayabilen genel bir kurumdur; talep artırımı ise yalnızca miktara ilişkindir. Uygulamada, artırım hakkı kullanıldıktan sonra ıslah hakkının başka bir konu için saklı kalıp kalmadığı içtihatla netleşecektir; ihtiyatlı yaklaşım, miktarı yalnızca m.109/4 yoluyla artırmak ve ıslahı başka bir ihtiyaca saklamaktır.

Zamanaşımı: Yeni Düzenin En Önemli Kazanımı

Eski sistemde kısmi davanın en büyük riski zamanaşımıydı. Kısmi dava yalnızca dava edilen kısım için zamanaşımını kesiyor, dava dışı bırakılan kısım için süre işlemeye devam ediyordu. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre ıslahla artırılan kısım bakımından zamanaşımı ıslah tarihinde kesiliyor, bu nedenle davalı ıslaha karşı zamanaşımı def’i ileri sürebiliyordu. Zamanaşımı süresi kısa olan alacaklarda bu risk, davacıyı belirsiz alacak davasına yöneltiyor; belirsiz alacak davasının şartları yoksa da davacı iki riskin arasında sıkışıyordu.

HMK m.109/4’ün ikinci cümlesi bu riski kaldırdı: “Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.” Artık kısmi dava açan davacı, alacağının tamamı için zamanaşımını dava tarihinde kesmiş sayılıyor; tahkikat sonunda yaptığı artırıma karşı zamanaşımı def’i ileri sürülemiyor. Bu hüküm, belirsiz alacak davasının en değerli sonucunu, hukuki yarar tartışmasına girmeden kısmi davaya bağlamış oldu.

Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Kesilme etkisi “aynı davada” yapılan artırım için geçerlidir. Kısmi davada saklı tutulan kısım için sonradan ayrı bir dava açılırsa, o dava bakımından zamanaşımı ancak yeni davanın açıldığı tarihte kesilir. Dolayısıyla alacağın tamamı için güvence, bakiyeyi ayrı bir davaya bırakmakta değil, aynı davada artırım yapmaktadır.

Eski ve Yeni Düzen Karşılaştırması

KonuBelirsiz alacak davası (mülga HMK m.107)Yeni kısmi dava (HMK m.109/4)
Açılma şartıAlacağın tam ve kesin belirlenmesinin davacıdan beklenememesi (hukuki yarar şartı)Alacağın bölünebilir olması yeterli; belirsizlik aranmaz
Şartı taşımayan davaHukuki yarar yokluğundan usulden ret; eksiklik sonradan tamamlanamazBöyle bir ret sebebi yok
Talebin belirlenmesiHakimin vereceği iki haftalık kesin süre içinde tam ve kesin belirlemeTahkikat sona erene kadar, bir defaya mahsus talep artırımı
Genişletme yasağıUygulanmazUygulanmaz
ZamanaşımıAlacağın tamamı için dava tarihinde kesilirArtırılan kısım için de dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır
Faiz başlangıcıKural olarak alacağın tamamı için dava tarihiKanunda düzenlenmedi; artırılan kısım için içtihatla belirlenecek, önceden oluşmuş temerrüt saklı
HarçAsgari tutar üzerinden; belirlemede tamamlamaDava edilen kısım üzerinden; artırımda tamamlama
Uygulama dönemi31.07.2026’dan önce açılan davalar31.07.2026 ve sonrasında açılan davalar

31 Temmuz 2026’dan Önce Açılan Davalara Ne Olacak?

7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin onuncu fıkrası açık bir geçiş hükmü içeriyor: “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur.” Belirsiz alacak davası kaldırıldı ama derdest davalar için değil: 31 Temmuz 2026’dan önce belirsiz alacak davası olarak açılmış davalar, eski m.107’ye göre görülüp sonuçlandırılacak; bu davalarda talep, mülga hükümdeki usulle (hakimin vereceği kesin süre içinde tam ve kesin belirleme) netleştirilecektir.

Buna karşılık 31 Temmuz 2026’dan önce kısmi dava olarak açılmış ve henüz tahkikatı tamamlanmamış davalarda m.109/4’ün uygulanıp uygulanmayacağı Kanun’da ayrıca düzenlenmedi. HMK m.448 uyarınca usul hükümleri kural olarak tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır; bu ilkeye göre derdest kısmi davalarda tahkikat sona ermemişse yeni artırım usulünden yararlanılabileceği savunulabilir. Ancak zamanaşımının dava tarihinden kesilmiş sayılması hükmünün, kanunun yürürlüğünden önce artırılmış kısımlara geriye dönük etkisi tartışmalı olacaktır. Derdest kısmi davalarda artırım dilekçesi verilirken bu belirsizliğin hesaba katılması, mümkünse artırımın m.109/4’e açıkça dayandırılması yerinde olur.

Değişiklik Hangi Davaları Etkiliyor?

Belirsiz alacak davası kaldırıldı; bu değişiklik, miktarı yargılama sırasında belirlenen her para alacağını ilgilendiriyor. Büromuzun çalışma alanlarında en sık karşılaşılan örnekler şunlardır:

Katılma alacağı ve mal rejimi tasfiyesi. Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde artık değer, tasfiye tarihindeki sürüm değerleri üzerinden bilirkişi hesabıyla bulunur; davacı dava açarken alacağını hesaplayamaz. Bu davalar uzun süredir belirsiz alacak davası olarak açılıyordu. 31 Temmuz 2026’dan itibaren boşanmada mal paylaşımı ve ölen eşin katılma alacağı davaları kısmi dava olarak açılacak; bilirkişi raporundan sonra m.109/4 uyarınca talep artırılacaktır.

Tenkis davası. Saklı payın ihlal edilip edilmediği ve tenkis oranı, terekenin ölüm tarihindeki değeri üzerinden yapılan hesapla belirlenir. Tenkis davası da tipik bir kısmi dava alanına dönüşmüştür.

Ecrimisil ve haksız işgal tazminatı. Yargıtay, ecrimisil alacağını uzun süre belirsiz alacak davasına elverişli saymıştı. Yeni dönemde ecrimisil davaları, dönemler itibarıyla hesaplanacak tutarın bir kısmı üzerinden kısmi dava olarak açılıp bilirkişi raporu sonrasında artırılacaktır.

Eser sözleşmesi ve inşaat tazminatları. Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde eksik ve ayıplı iş bedeli ile gecikme tazminatı da bilirkişi hesabına bağlı olduğundan aynı usule tabidir.

Kira alacakları ve tahliye sonrası tazminatlar. Kira farkı, kira tespitine bağlı fark alacakları ve erken tahliye tazminatı gibi alacaklarda da kısmi dava ve artırım yolu kullanılacaktır.

İşçilik alacakları. Fazla çalışma, kıdem ve ihbar tazminatı gibi alacaklarda belirsiz alacak davasının şartları en çok tartışılan alan iş yargısıydı; yeni usul bu tartışmayı da kapatmıştır.

Kanuni Faiz de Değişti: Yüzde 24’ten Yüzde 31’e

7589 sayılı Kanun’un 10. maddesi, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesini tümüyle değiştirdi. Eski hükme göre kanuni faiz yıllık yüzde 12 idi; Cumhurbaşkanı bu oranı yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkiliydi. Bu yetkiyle oran 2006’dan itibaren yüzde 9 olarak uygulanmış, 20 Mayıs 2024 tarihli ve 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 1 Haziran 2024’ten geçerli olmak üzere yüzde 24’e çıkarılmıştı.

Değişikliğin arkasında Anayasa Mahkemesi kararı var. Anayasa Mahkemesi, 22 Temmuz 2025 tarihli ve E.2024/24, K.2025/164 sayılı kararıyla (RG 1 Aralık 2025, 33094), sabit oranın ve Cumhurbaşkanı’nın artırım yetkisinin en fazla yüzde 24 ile sınırlı olmasının, enflasyon karşısında alacağın değer kaybını telafi edecek bir mekanizma içermediği gerekçesiyle hükmü sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden Anayasa’nın 35. ve 40. maddelerine aykırı bularak iptal etti; iptal hükmünün yürürlüğü dokuz ay ertelenmişti. Kanun koyucu bu süre dolmadan, oranı ekonomik göstergeye bağlayan yeni bir formül getirdi.

Yeni 3095 sayılı Kanun m.1’e göre kanuni faiz, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni” üzerinden hesaplanır. Reeskont oranı 30 Haziran günü, önceki yılın 31 Aralık günündeki orandan beş puan veya daha çok farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran’daki oranın yüzde sekseni geçerli olur. Cumhurbaşkanı’nın oran belirleme yetkisi kaldırıldı; oran artık Merkez Bankası’nın açıkladığı reeskont oranına göre kendiliğinden değişiyor.

Somut rakam şudur: Merkez Bankası’nın 20 Aralık 2025’ten itibaren uyguladığı ve 31 Aralık 2025 günü geçerli olan reeskont oranı yüzde 38,75’tir. Bunun yüzde sekseni yüzde 31’dir. 30 Haziran 2026 itibarıyla reeskont oranında beş puanlık bir değişiklik olmadığından 2026 yılının ikinci yarısında da oran yüzde 31 olarak uygulanır. Yeni hüküm 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdiğinden, kanuni faiz 31 Temmuz 2026’dan itibaren yıllık yüzde 31’dir.

Uygulamada faiz dönemsel olarak hesaplanır ve mahkeme hükümleri “değişen oranlarda yasal faiz” şeklinde kurulur. Buna göre bir alacak için 1 Haziran 2024 ile 30 Temmuz 2026 arasında yüzde 24, 31 Temmuz 2026’dan itibaren yüzde 31 üzerinden faiz işler; 1 Haziran 2024’ten önceki dönem için ise yüzde 9 geçerlidir. Katılma alacağında karar tarihinden, ecrimisilde dönem sonlarından, haksız fiil tazminatında olay tarihinden itibaren işleyen faizler de bu dönemsel oranlara tabidir. Ticari işlerde temerrüt faizi bakımından 3095 sayılı Kanun m.2/2’deki avans faizi mekanizması değişmedi; Merkez Bankası’nın 31 Aralık 2025 günü uyguladığı avans faiz oranı yüzde 39,75’tir.

Aynı Kanun’un 18. maddesiyle Türk Borçlar Kanunu m.55’e eklenen fıkra, bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faizin başlangıcını da yeniden düzenledi: Zarar görenin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata olay tarihinden, bilinemediği döneme ilişkin tazminata karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecek. Geçici m.1/9 uyarınca bu hüküm yalnızca 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen haksız fiiller için uygulanır.

7589 Sayılı Kanun’un Diğer Usul Değişiklikleri

Aynı Kanun, hukuk yargılamasında dava süresini kısaltmaya yönelik başka hükümler de getirdi. HMK m.147’ye eklenen üçüncü fıkra ile duruşmalar arasındaki sürenin üç ayı geçemeyeceği kurala bağlandı; bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek daha uzun süre verebilecek.

HMK m.166 ve 168 değişiklikleriyle birleştirme kararına karşı yalnızca istinaf yolu açıldı; ayırma kararları ile bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararlarına ancak hükümle birlikte kanun yoluna gidilebilecek ve bu husus tek başına bozma sebebi olmayacak. HMK m.362’ye eklenen üçüncü fıkra, istinafta kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen kararlarda temyiz sınırını, kabul veya ret edilen kısmın m.341/2’deki parasal sınırı aşmasına bağladı. 31 Ekim 2026’da yürürlüğe girecek HMK m.149/4 ile de ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılanlar hakkında ikrar, yemin, feragat, kabul ve sulh dışında elle atılan imza hükümleri uygulanmayacak.

Miras yoluyla edinilen taşınmazların satışında ilk artırmanın yalnızca mirasçılar arasında yapılmasını öngören İİK m.114 değişikliği de aynı Kanun’la geldi; bu konuyu ortaklığın giderilmesinde mirasçılara öncelik yazımızda ayrıntısıyla ele aldık.

Sık Sorulan Sorular

Belirsiz alacak davası ne zaman kaldırıldı?

7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle HMK m.107 yürürlükten kaldırıldı. Kanun 31 Temmuz 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve bu hüküm yayım tarihinde yürürlüğe girdi. 31 Temmuz 2026 ve sonrasında belirsiz alacak davası açılamaz.

Belirsiz alacak davasının yerine ne geldi?

Kısmi dava. HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkra ile davacı, alacağının bir kısmını dava edip tahkikat sona erene kadar bir defaya mahsus olmak üzere talebini artırabiliyor. Artırım iddianın genişletilmesi yasağına tabi değil; zamanaşımı da artırılan kısım için dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılıyor.

Kısmi davada talep artırımı kaç kez yapılabilir?

Aynı davada bir kez. Bu nedenle artırım dilekçesi, bilirkişi raporu ve rapora itirazlar sonuçlandıktan sonra, alacağın tamamını kapsayacak şekilde verilmelidir.

Talep artırımı için karşı tarafın muvafakati veya ıslah gerekir mi?

Hayır. HMK m.109/4 uyarınca artırım, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın yapılır; karşı tarafın muvafakatine ya da ıslaha ihtiyaç yoktur. Artırılan kısım için nispi harcın tamamlanması gerekir.

Kısmi davada zamanaşımı alacağın tamamı için kesilir mi?

Aynı davada artırım yapıldığı takdirde evet: HMK m.109/4’ün ikinci cümlesine göre zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Kalan kısım için ayrı bir dava açılırsa zamanaşımı ancak o davanın tarihinde kesilir.

31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davaları ne olacak?

7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin onuncu fıkrasına göre mülga HMK m.107, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam eder. Bu davalar eski usule göre görülüp sonuçlandırılır.

Katılma alacağı davası artık nasıl açılır?

Kısmi dava olarak. Dava dilekçesinde şimdilik talep edilen tutar belirtilir, bilirkişi hesabından sonra HMK m.109/4 uyarınca talep artırılır. Faiz katılma alacağında karar tarihinden itibaren işlemeye devam eder; bu konuda değişiklik yoktur.

2026 yılında yasal faiz oranı yüzde kaç?

31 Temmuz 2026’dan itibaren yıllık yüzde 31. Yeni 3095 sayılı Kanun m.1’e göre oran, Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni olarak hesaplanır; 31 Aralık 2025’te geçerli reeskont oranı yüzde 38,75’tir. 1 Haziran 2024 ile 30 Temmuz 2026 arasındaki dönem için yüzde 24 uygulanır.

Yasal faiz oranı her yıl değişecek mi?

Evet. Oran, her yıl 31 Aralık günü geçerli reeskont oranına göre kendiliğinden yenilenir; 30 Haziran’da reeskont oranı beş puan veya daha fazla değişmişse yılın ikinci yarısı için de güncellenir. Cumhurbaşkanı’nın oran belirleme yetkisi kaldırılmıştır.

Eski alacaklara hangi faiz oranı uygulanır?

Faiz dönemsel olarak hesaplanır. Aynı alacak için 1 Haziran 2024’ten önceki dönemde yüzde 9, 1 Haziran 2024 ile 30 Temmuz 2026 arasında yüzde 24, 31 Temmuz 2026’dan itibaren yüzde 31 oranı uygulanır. Mahkeme hükümleri bu nedenle “değişen oranlarda yasal faiz” şeklinde kurulur.

Dayanaklar ve Kaynakça

Mevzuat: 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (RG 31.07.2026, 33326) m.10, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26 ve geçici m.1; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.107 (mülga), 109, 147, 166, 168, 176, 362, 448; 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m.1 ve 2; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55, 120; 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (RG 21.05.2024).

Kararlar: Anayasa Mahkemesi, E.2024/24, K.2025/164, 22.07.2025 (RG 01.12.2025, 33094); Yargıtay HGK, E.2023/1156, K.2024/445, 18.09.2024; Yargıtay HGK, E.2023/577, K.2025/32, 12.02.2025.

Veri: TCMB reeskont ve avans faiz oranları (20.12.2025: reeskont %38,75, avans %39,75).