Tahliye Taahhüdü Geçerli mi? Kiraya Verenler İçin Rehber

Tahliye taahhüdü kapak görseli: noter onaylı tahliye taahhütnamesi, takvim, kum saati ve ev anahtarı
Kısaca

Tahliye taahhüdü, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltacağını yazılı olarak üstlendiği beyandır (TBK m. 352/1). Geçerli olması için yazılı olması, kiralanan teslim edildikten sonra verilmesi, belirli bir tahliye tarihi içermesi ve kiracının serbest iradesine dayanması gerekir. Kira sözleşmesiyle aynı gün alınan taahhüt kural olarak geçersiz sayılır.

Kiraya veren, taahhüt edilen tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde icra takibi başlatmalı ya da sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açmalıdır. Bu süre kaçırılırsa geçerli bir taahhüde de dayanılamaz.

KonuKuralDayanak
ŞekilYazılı olmalı; adi yazılı belge yeterli, noter şart değilTBK m. 352/1
Ne zaman alınmalı?Kiralanan teslim edildikten sonra; kira sözleşmesiyle aynı gün alınan taahhüt kural olarak geçersizYargıtay 3. HD, E. 2024/4396, K. 2025/3416
İçerikBelirli ve kesin bir tahliye tarihi; “ihtiyaç halinde” gibi genel ifadeler yetmezTBK m. 352/1
Kim imzalar?Kiracı ya da yetkili temsilcisi; birden fazla kiracı varsa kural olarak hepsi—
SüreTahliye tarihinden itibaren 1 ay içinde takip ya da dava (hak düşürücü)TBK m. 352/1
Yollarİcra dairesinde tahliye takibi ya da sulh hukuk mahkemesinde tahliye davasıTBK m. 352/1; İİK m. 272
Tahliye emriKiracıya 15 gün içinde tahliye emredilir; itiraz için 7 gün vardırİİK m. 272

Kira ilişkilerinde en çok başvurulan tahliye yollarından biri tahliye taahhüdüdür. Ancak uygulamada kiraya verenlerin elindeki taahhütnamelerin önemli bir kısmı, geçerlilik şartlarındaki eksiklikler nedeniyle dava ya da icra takibi aşamasında sonuç vermemektedir. Bu rehberde, tahliye taahhüdünün geçerlilik şartlarını, dava ve takip sürelerini, kiraya verenlerin uygulamada en sık karşılaştığı riskleri ve yargı kararlarının çizdiği çerçeveyi kiraya verenlerin anlayabileceği biçimde ele alıyoruz.

Tahliye Taahhüdü Nedir?

Tahliye taahhüdü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltacağını yazılı olarak üstlendiği tek taraflı bir irade beyanıdır.

Borçlar Kanunu madde 352/1

Kanun, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının korunmasına ilişkin kuralları çoğunlukla kiracı lehine düzenler. Tahliye taahhüdü ise bu genel çerçevenin istisnalarından biridir: Kiracı, kanunun kendisine tanıdığı korumadan, yazılı bir beyanla ve belirli bir tarih için, kendi iradesiyle vazgeçer.

Bu özelliği nedeniyle Yargıtay, tahliye taahhüdünün geçerliliğini sıkı şekil ve içerik şartlarına bağlamakta; kiracının iradesinin gerçekten serbest ve sözleşmenin baskısı altında oluşmamış olmasını aramaktadır.

Tahliye Taahhüdünün Geçerlilik Şartları Nelerdir?

Bir tahliye taahhüdünün hukuken sonuç doğurabilmesi için aşağıdaki şartların birlikte (kümülatif olarak) bulunması gerekir.

1. Taahhüt yazılı olmalıdır. Sözlü tahliye vaadi hukuken sonuç doğurmaz. Kanun açıkça yazılı şekil şartı aramıştır. Yazılı belgenin adi yazılı olması yeterlidir; ancak noter onayı veya noterlikçe düzenleme ispat gücünü artırır.

2. Taahhüt, kiracı veya yetkili temsilcisi tarafından verilmiş olmalıdır. Kiracı dışında bir kişinin imzaladığı belge, kural olarak kiracıyı bağlamaz. Tüzel kişi kiracılarda taahhüdü imzalayan kişinin temsil yetkisi de incelenmelidir.

3. Taahhüt, kiralananın tesliminden sonra düzenlenmiş olmalıdır. Bu şart, taahhüdün geçerliliği bakımından en kritik unsurlardan biridir. Kira sözleşmesinin yapıldığı sırada verilen taahhüt geçerli sayılmaz; Yargıtay, taahhüdün kiralananın tesliminden makul bir süre sonra verilmesini aramaktadır (Yargıtay 3. HD, E. 2024/4396, K. 2025/3416, 18.06.2025). Taahhüdün sözleşmeyle birlikte alındığını ispat yükü ise kiracıdadır (Yargıtay HGK, E. 2017/975, K. 2021/1108, 28.09.2021).

4. Belirli ve açık bir tahliye tarihi içermelidir. Kira sözleşmelerinde sıkça rastlanan “ihtiyaç halinde tahliye edilir”, “sözleşme sona erdiğinde boşaltılır” gibi tarih içermeyen genel ifadeler tahliye taahhüdü sayılmaz. Yargıtay, tahliye tarihi belli bir şekilde yer almayan belgeyi TBK m. 352 anlamında tahliye taahhüdü olarak kabul etmemektedir (Yargıtay 12. HD, E. 2020/1175, K. 2020/2309, 09.03.2020). Buna karşılık belirli bir tarih içeren taahhüdün ayrıca bir şarta (örneğin kiranın ödenmemesine) bağlanması, onu kendiliğinden geçersiz kılmaz; şartlı tahliye taahhüdü de tarafları bağlar (Yargıtay 6. HD, E. 2015/11188, K. 2016/839, 11.02.2016).

5. Kiracının serbest iradesiyle verilmiş olmalıdır. İrade fesadı (yanılma, hile, korkutma) hallerinin varlığı taahhüdü sakatlayabilir. Bu nedenle kiracının iradesinin baskı altında oluşup oluşmadığı somut olayda değerlendirilir.

6. Tahliye iradesi açık, kesin ve tereddütsüz olmalıdır. Kiracının “düşünebilirim”, “gerekirse boşaltırım” gibi ifadeleri tahliye taahhüdü oluşturmaz. Beyan, belirli bir tarihte taşınmazın boşaltılacağını açıkça ifade etmelidir.

7. Birden fazla kiracı varsa imza meselesi önemlidir. Kira sözleşmesi birden fazla kiracı tarafından imzalanmışsa, tahliye taahhüdünün de kural olarak tüm kiracılar tarafından imzalanması beklenir. Yalnızca bir kiracının imzasıyla yetinilmesi, uygulamada tartışmaya yol açan başlıca nedenlerden biridir.

8. Aile konutu ihtimalinde eş rızası gündeme gelebilir. Kiralanan, aile konutu olarak kullanılıyorsa, kiracının eşinin rızası bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekebilir. Bildirimin taahhütten önce mi sonra mı yapıldığı belirleyicidir; ayrıntı için aşağıdaki aile konutu bölümüne bakınız.

Kira Sözleşmesiyle Aynı Tarihte Alınan Tahliye Taahhüdü Geçerli midir?

Uygulamada kiraya verenlerin en sık yaptığı hata, kira sözleşmesinin imzalandığı gün kiracıdan ayrıca tahliye taahhüdü almaktır. Kiraya veren açısından pratik görünen bu yöntem, çoğu durumda taahhüdü baştan sakatlamaktadır.

Yargıtay içtihatlarında, kira sözleşmesiyle ya da kiralananın teslimiyle aynı tarihte düzenlenen tahliye taahhütleri, kiracının serbest iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle geçersiz kabul edilmektedir (Yargıtay 12. HD, E. 2023/3249, K. 2023/3586, 22.05.2023; Yargıtay 3. HD, E. 2024/4396, K. 2025/3416). Bu yaklaşımın temelinde, kiracının taşınmazı kiralayabilmek için kiraya verenin koyduğu tüm koşulları kabul etmek zorunda kaldığı; dolayısıyla iradesinin gerçek anlamda serbest olmadığı düşüncesi yatmaktadır.

Buna karşılık, kira sözleşmesi kurulduktan ve kiracı taşınmaza fiilen yerleştikten sonra verilen taahhütler kural olarak geçerlidir. Bu durumda kiracı, kira ilişkisinin baskısı altında olmaksızın, taşınmazı belirli bir tarihte boşaltacağını bağımsız iradesiyle beyan etmiş kabul edilir.

Kiraya verenler açısından pratik sonuç şudur: Tahliye taahhüdü, kira sözleşmesinin imzalandığı gün değil, kiracı taşınmaza yerleştikten sonra alınmalıdır. Tarihler arasındaki makul bir aralık, taahhüdün geçerliliğini güçlendirir.

Kira Sözleşmesi Yenilenirken Alınan Tahliye Taahhüdü Geçerli midir?

Kira ilişkisi devam ederken veya kira sözleşmesinin yenilenmesi sırasında verilen tahliye taahhütleri, Yargıtay kararlarında kural olarak geçerli kabul edilmektedir. Bu aşamada kiracının taşınmaza yerleşmiş olduğu ve kiralayanla arasındaki ilk pazarlık döneminin geride kaldığı varsayılır.

Bununla birlikte, kiracının taahhüdü baskı veya zorlama altında imzaladığı iddiası her olayda ayrıca değerlendirilir. Özellikle kira yenileme dönemlerinde, kiraya verenin tahliye taahhüdünü kira artışına alternatif olarak dayatması gibi iddialar somut delillerle birlikte mahkemece incelenebilir. Kira bedelinin güncellenmesi isteniyorsa bunun hukuki yolu tahliye taahhüdü değil, kira tespit davasıdır.

Boş Tahliye Taahhüdü Geçerli midir?

Uygulamada en sık karşılaşılan durumlardan biri, kiraya verenin kiracıdan tanzim ve tahliye tarihleri boş bir taahhütname almasıdır. Halk arasında “beyaza imza” olarak da bilinen bu uygulamanın geçerliliği, özellikle son yıllardaki yargı kararlarında dengeli bir çerçeveye oturmuştur.

Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında, tarihlerin boş bırakılarak imzalanmış olması belgeyi kendiliğinden geçersiz kılmamaktadır. Hukuk Genel Kurulu, düzenleme ve boşaltma tarihlerinin sonradan tamamlanmasının belgeyi geçersiz kılmadığını ve anlaşmaya aykırı doldurma iddiasını kiracının ispatlaması gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, E. 2017/975, K. 2021/1108, 28.09.2021). Kararlarda kabul edilen yaklaşıma göre, boş kâğıda imza atan kiracı, belgenin sonradan doldurulmasının hukuki sonuçlarına katlanmayı peşinen kabul etmiş sayılabilir.

Bu noktada ispat yüküne ilişkin şu kurallar önem taşır:

  • Kiracı, tanzim veya tahliye tarihinin rızasına aykırı şekilde doldurulduğunu iddia ediyorsa, bu iddiasını kural olarak aynı ispat gücüne sahip yazılı bir belgeyle kanıtlamak durumundadır (Yargıtay 3. HD, E. 2022/8307, K. 2023/168, 21.02.2023).
  • Tanıkla ispat çoğu durumda yeterli görülmemektedir.
  • Adi yazılı belgede tarihe açıkça itiraz edilmesi halinde, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirebileceği ve icra mahkemesinde hızlı sonuç alınmasının her zaman mümkün olmayabileceği yargı kararlarında vurgulanmaktadır.
  • Belge noterlikçe re’sen düzenlenmişse, aksini ispat çok daha güçlü delillere bağlanmıştır.

Sonuç olarak boş tahliye taahhüdü, her durumda geçersiz değildir; ancak kiraya veren açısından ciddi uyuşmazlık riski taşır. Kiracının imza, tarih veya irade fesadı iddiasıyla itiraz etmesi ihtimali her zaman gündemde olduğundan, tarihlerin baştan doldurulması ve mümkünse noter düzenlemesi daha güvenli bir yol olarak değerlendirilebilir.

Tahliye Taahhüdüne Dayalı Tahliye Nasıl Yapılır?

Elinde geçerli bir tahliye taahhüdü bulunan kiraya verenin önünde iki temel hukuki yol vardır:

1. İcra takibi yoluyla tahliye. Kiraya veren, taahhüdün dayanak yapıldığı icra emri ile icra dairesinde tahliye takibi başlatabilir. Kiracı, takibe yedi gün içinde itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur ve kiraya verenin icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna gitmesi gerekir.

2. Sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası. Kiraya veren, doğrudan sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası da açabilir. Bu yol, taahhüdün adi yazılı olması ve tarihe itiraz edilmesi gibi durumlarda daha sağlıklı bir yargılama imkânı sunabilir.

Her iki yolda da Türk Borçlar Kanunu’nun 352/1. maddesi ve İcra ve İflas Kanunu’nun 272. maddesi gereği temel sürelere uyulması zorunludur.

Tahliye Taahhüdünde Bir Aylık Süre Nasıl İşler?

Tahliye taahhüdüne dayalı tahliye sürecinde en kritik unsur süredir: Kiraya veren, taahhüt edilen tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde ya icra takibi başlatmalı ya da tahliye davası açmalıdır.

Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Süre kaçırıldığında, geçerli bir taahhüdün dahi hukuki sonuç doğurmayabileceği unutulmamalıdır.

Bu konuda dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta daha vardır: Kiracıya bir aylık süre içinde gönderilen ihtarname, tek başına dava ya da takip süresini korumaz. Buna karşılık, bir ay içinde icra takibi başlatılmışsa, daha sonra dava açılması bakımından sürenin korunmuş sayılacağı Yargıtay kararlarında benimsenmiştir; kiracıya önceden bildirilen tahliye iradesinin ise süre koruyucu niteliği yoktur (Yargıtay 3. HD, E. 2017/5326, K. 2017/13620, 10.10.2017). Yine de bu husus, her olayın özelliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Kiracı Tahliye Taahhüdüne İtiraz Ederse Ne Olur?

Tahliye taahhüdüne dayalı icra takibinde kiracının itirazı, sürecin seyrini belirleyen başlıca etkendir. Kiracı genellikle şu yollardan birine başvurur:

  • İmzaya itiraz: Kiracı, belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürebilir. Bu itiraz, imza incelemesini gerektirir.
  • Tanzim tarihine itiraz: Kiracı, belgenin gerçekte gösterilen tarihte değil, daha önceki bir tarihte (örneğin kira sözleşmesiyle aynı gün) düzenlendiğini iddia edebilir.
  • Tahliye tarihinin sonradan doldurulduğu iddiası: Kiracı, boş taahhüdü imzaladığını ve tahliye tarihinin sonradan rızası dışında yazıldığını ileri sürebilir.
  • İrade fesadı: Kiracı, baskı, hile, tehdit veya yanılma iddiasıyla taahhüdün geçersizliğini ileri sürebilir.
  • Aynı gün düzenleme iddiası: Belgenin kira sözleşmesiyle aynı tarihte alındığı ileri sürülerek geçersizlik iddia edilebilir.

İtiraz süresi ve şekli

Takip tahliye taahhüdüne dayanıyorsa icra dairesi kiracıya tahliye emri gönderir. Kiracı itirazını tahliye emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde, dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine bildirir; süresinde yapılan itiraz tahliye takibini durdurur (İİK m. 274/1-2). Aynı maddenin yaptığı yollama nedeniyle İİK m. 63 tahliye takiplerinde de uygulanır. Bu nedenle kiracı, icra dairesine bildirmediği itiraz sebeplerini sonradan icra mahkemesinde genişletemez ve değiştiremez. İmzaya veya tarihe itiraz edilecekse bunun ilk itiraz dilekçesinde açıkça yazılması gerekir.

İtirazın kaldırılması mı, itirazın iptali davası mı?

İtiraz üzerine kiraya verenin önünde iki yol vardır. Tahliye taahhüdü noterlikçe resen düzenlenmiş, tarihi ve imzası noterce onaylanmış ya da kiracı tarafından ikrar edilmişse kiraya veren icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Kiracı kiranın yenilendiğine veya uzatıldığına dair aynı güçte bir belge gösteremezse itiraz kaldırılır; aksi halde talep reddedilir ve tarafların genel mahkemelere başvurma hakkı saklı kalır (İİK m. 275). Kiraya veren, isterse İİK m. 67 uyarınca sulh hukuk mahkemesinde itirazın iptali davası da açabilir. Yargıtay, bu iki yol arasında kiraya verenin seçimlik hakkı bulunduğunu, itirazın iptali davasında sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunu açıkça belirtmiştir (Yargıtay 3. HD, E. 2024/3875, K. 2025/759, T. 11.02.2025). Kiracı imzaya ve tarihlere itiraz ettiyse uyuşmazlık yargılamayı gerektirir; bu durumda icra mahkemesi yerine sulh hukuk mahkemesindeki itirazın iptali davası daha uygun yoldur.

Adi yazılı taahhütte imza ve tarih açıkça inkâr edilmelidir

Adi yazılı bir taahhütte kiracı, itirazında imzayı ve tarihi ayrıca ve açıkça inkâr etmemişse bunları ikrar etmiş sayılır ve kiraya veren icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Yargıtay, kiracının itirazında taahhütnamenin boş olarak verilip sonradan doldurulduğunu ve süresinde ihtar gönderilmediği için sözleşmenin bir yıl uzadığını ileri sürdüğü bir dosyada, bu beyanların tarih ve imzaya açık bir itiraz niteliği taşımadığını belirtmiştir. Buna göre itirazın kaldırılması gerektiğine karar vererek uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle verilen ret kararını bozmuştur (Yargıtay 12. HD, E. 2024/2693, K. 2024/5602, T. 30.05.2024). Kiracı icra dairesinde imzayı inkâr ettiği halde sonradan açılan davada imzanın kendisine ait olduğu anlaşılırsa, İİK m. 275’in son fıkrası uyarınca para cezasına mahkûm edilir. Boş imzalanan belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası ise kural olarak yazılı delille ispatlanmalıdır; bu konudaki ilkeler yukarıdaki “Boş Tahliye Taahhüdü Geçerli midir?” bölümünde açıklanmıştır.

Aile konutunda eşin bildirimi taahhüdü etkiler mi?

Aile konutu olarak kullanılan bir konutu eşlerden yalnızca biri kiralamışsa, diğer eş kiraya verene bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı haline gelir (TMK m. 194). Uygulamada, bu bildirimden önce kiracı eşin tek başına verdiği tahliye taahhüdünün bildirimle geçersiz hale gelip gelmeyeceği konusunda bölge adliye mahkemeleri farklı kararlar veriyordu. Bunlardan biri, taahhüdün geçersiz hale geleceğini kabul eden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin kararıydı. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu uyuşmazlığı giderirken, taahhüdün geçerliliğinin verildiği tarihteki duruma göre değerlendirileceğini belirtmiştir. Buna göre bildirimden önce kiracı eşin verdiği taahhüt geçerlidir; diğer eşin sonradan yaptığı bildirim bu taahhüdü geriye etkili olarak geçersiz kılmaz (Yargıtay 3. HD, E. 2025/3374, K. 2025/4997, T. 20.10.2025). Aynı kararda, bildirimden sonra verilecek bir taahhüdün her iki eş tarafından imzalanması veya bir eşin taahhüdüne diğer eşin açıkça rıza göstermesi gerektiği de vurgulanmıştır.

Dava yolunda arabuluculuk ve bir aylık süre

Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır; ancak kiralanan taşınmazların İİK’ya göre ilamsız icra yoluyla tahliyesi bu zorunluluğun dışındadır (6325 sayılı Kanun m. 18/B-1-a). Kiraya veren tahliye taahhüdüne dayanarak doğrudan dava açmak isterse önce arabuluculuk bürosuna başvurmalıdır. Başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar hak düşürücü süre işlemez (m. 18/A-15). Yargıtay, ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında arabuluculukta geçen sürenin dava süresinin hesabında dikkate alınmayacağını (Yargıtay 3. HD, E. 2025/2548, K. 2025/5852, T. 03.12.2025), arabuluculuk başvurusunun ise dava açma hakkı doğduktan sonra, dava süresi içinde yapılması gerektiğini (Yargıtay 3. HD, E. 2025/1495, K. 2025/3048, T. 26.05.2025) kabul etmiştir. Bu kararlar ihtiyaç nedenine dayalı davalara ilişkindir. Aynı yapıdaki bir aylık süre bakımından tahliye taahhüdünde de güvenli yol, arabuluculuğa taahhüt edilen tahliye tarihinden sonra ve bir aylık süre içinde başvurmaktır.

Kiracının itiraz ihtimali yüksekse, icra takibi ile dava arasındaki seçim belgenin türüne göre yapılmalıdır. Noterlikçe düzenlenmiş veya onaylanmış bir taahhüt icra mahkemesinde hızlı sonuç verebilir. Adi yazılı belgede imza ya da tarih tartışmalıysa uyuşmazlık genellikle sulh hukuk mahkemesinde çözülür.

Tahliye Taahhüdü İçin Noter Şart mı?

Kanun, tahliye taahhüdü için noter şartı aramaz; adi yazılı belge yeterlidir. Ancak noter müdahalesi, ispat gücü açısından önemli bir avantaj sağlar.

Burada iki tür noter işlemi ayırt edilmelidir:

  • Noter onayı: Belge tarafların huzurunda noter tarafından onaylanır. Bu, imza ve tarih konusunda güçlü bir karine oluşturur.
  • Noterlikçe re’sen düzenleme: Belge doğrudan noter tarafından düzenlenir. Yargı kararlarında, noterlikçe re’sen düzenlenen taahhüdün aksinin ancak aynı kuvvette bir belgeyle ispatlanabileceği kabul edilmektedir.

Noter işlemi ek maliyet getirse de özellikle yüksek bedelli kira ilişkilerinde veya itiraz riskinin yüksek olduğu durumlarda kiraya veren açısından önemli bir koruma sağlar.

Tahliye Taahhüdü Hangi Durumlarda Geçersiz Olur?

Aşağıdaki durumlar, elinizdeki tahliye taahhüdünün hukuki sonuç doğurmasını engelleyebilir veya ciddi şekilde zayıflatabilir:

  • Kira sözleşmesiyle aynı tarihte alınan tahliye taahhüdü
  • Kiralanan teslim edilmeden önce alınan tahliye taahhüdü
  • Belirli tahliye tarihi içermeyen, sadece “ihtiyaç halinde tahliye edilir” veya benzeri genel ifadeler içeren belge
  • Belirli bir tarih yerine yalnızca bir şarta (örneğin “kira ödenmezse”) bağlanmış belge
  • Kiracı tarafından imzalanmamış belge
  • Yetkisiz kişi (örneğin temsil yetkisi olmayan bir aile bireyi veya şirket çalışanı) tarafından imzalanan belge
  • Tanzim tarihinde yıl hanesinin boş bırakılması gibi belgeyi tartışmalı kılan eksiklikler
  • Adi yazılı belgede imza veya tarih inkârına açık zayıf delil durumu
  • Baskı, tehdit veya hile iddiasına zemin hazırlayabilecek olağandışı koşullar

Bunlara ek olarak, kiraya verenlerin sıkça gözden kaçırdığı önemli bir nokta daha vardır: Tahliye taahhüdü verildikten sonra, taahhüt edilen tahliye tarihini de kapsayacak şekilde taraflar arasında yeni bir kira sözleşmesi yapılması, önceki tahliye taahhüdünü hükümsüz hale getirebilir. Yargıtay kararlarında bu yaklaşım açıkça benimsenmiştir (Yargıtay 6. HD, E. 2012/9893, K. 2012/11043, 05.09.2012; aynı yönde Yargıtay 3. HD, E. 2026/2877, K. 2026/2766, 05.05.2026). Uygulamada kiraya verenler, elinde geçerli taahhüt bulunduğu halde kiracıyla yeni bir kira sözleşmesi imzaladıklarında, taahhüde dayanma haklarını fiilen kaybedebilmektedir.

Taşınmazın Adresi Yazmıyorsa Tahliye Taahhüdü Geçersiz midir?

Uygulamada bazı tahliye taahhütnamelerinde taşınmazın açık adresi yer almaz; bunun yerine “kiracısı bulunduğum taşınmaz” gibi ifadeler kullanılır.

Yargıtay kararlarında benimsenen yaklaşıma göre (Yargıtay 6. HD, E. 2015/13230, K. 2016/7104, 30.11.2016), taşınmazın adresi açıkça yazılmamış olsa dahi, belgede “kiracısı olduğum taşınmaz” gibi bir ifade yer alıyor, taraflar arasında hangi taşınmazın söz konusu olduğu konusunda tereddüt bulunmuyor, imza ve kiracılık ilişkisi inkâr edilmiyorsa belge geçerli kabul edilebilmektedir.

Bununla birlikte, ispat kolaylığı açısından taşınmazın açık adresinin, tapu bilgilerinin veya en azından bağımsız bölüm numarasının taahhüde yazılması her zaman daha güvenlidir.

Yeni Malik Eski Tahliye Taahhüdüne Dayanabilir mi?

Tahliye davasının kural olarak kiralayan tarafından açılması gerekir. Kiralayan sıfatı bulunmayan malikin, doğrudan tahliye davası açma hakkı yoktur.

Ancak yeni malik, taşınmazın mülkiyetini devraldığında, eski malik ve kiralayanın halefi konumuna gelir. Bu halefiyet çerçevesinde, eski malik döneminde verilmiş geçerli bir tahliye taahhüdüne dayanarak tahliye davası açma veya icra takibi başlatma hakkına sahiptir (Yargıtay 6. HD, E. 2015/4245, K. 2015/4075, 21.04.2015). Ancak yeni malik de taahhüt edilen tarihten itibaren bir aylık süreye bağlıdır; aynı kararda süre geçtikten sonra başlatılan takip nedeniyle yeni malik aleyhine sonuca varılmıştır.

Bu durumda yine de somut olayda; malikin, kiralayanın, sözleşme tarafının ve taahhüt tarihinin dikkatle incelenmesi gerekir. Taahhüt tarihinin malik değişikliğinden önce mi sonra mı olduğu, taahhütteki kiralayan sıfatının kim üzerinde olduğu gibi sorular yanıtlanmadan halefiyete dayanmak hatalı sonuçlar doğurabilir.

Kiraya Verenler İçin Pratik Kontrol Listesi

Elinizdeki tahliye taahhüdüne dayanmadan önce şu soruları gözden geçirmeniz, ciddi hak kayıplarını önleyebilir:

  1. Taahhüt, kira sözleşmesinden sonra mı alındı?
  2. Kiralanan teslim edildikten sonra mı düzenlendi?
  3. Tahliye tarihi açıkça yazıyor mu?
  4. Tanzim tarihi (gün, ay ve yıl) eksiksiz mi?
  5. İmza gerçekten kiracıya mı ait?
  6. Birden fazla kiracı varsa hepsi imzalamış mı?
  7. Taşınmaz aile konutu olarak kullanılıyor olabilir mi?
  8. Taahhütten sonra taraflar arasında yeni bir kira sözleşmesi yapıldı mı?
  9. Tahliye tarihinden itibaren bir aylık süre henüz dolmadı mı?
  10. Belge adi yazılı mı, yoksa noterlikçe mi düzenlendi?
  11. Kiracının imza veya tarih itirazında bulunma ihtimali var mı?
  12. Taşınmazın belgede tereddütsüz biçimde belirlenmesi mümkün mü?

Bu soruların her birine net biçimde olumlu yanıt verilemiyorsa, sürecin bir avukat tarafından değerlendirilmesi önerilir. Büronun bu alandaki çalışmaları için İzmir kira ve tahliye avukatı sayfasına bakabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

1. Tahliye taahhüdü için noter şart mıdır? Hayır. Kanun yazılı şekil şartı arar; noter düzenlemesi zorunlu değildir. Ancak noter onayı veya noterlikçe düzenleme, özellikle itiraz ihtimaline karşı ispat kolaylığı sağlar.

2. Tahliye taahhüdü kaç yıl geçerlidir? Tahliye taahhüdünün ayrı bir geçerlilik süresi yoktur; belirleyici olan taahhüt edilen tahliye tarihidir. Kiraya verenin bu tarihten itibaren bir ay içinde dava açması veya icra takibi başlatması gerekir. Süre kaçırıldığında o taahhüde dayanılamaz.

3. Tahliye taahhüdü ile kiracı nasıl çıkarılır? İki yol vardır: Tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde icra dairesinde tahliye takibi başlatmak ya da sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açmak.

4. Kiracı tahliye taahhüdüne rağmen çıkmazsa ne yapılır? Kiraya veren bizzat tahliyeye kalkışamaz. Yasal yol, icra takibi veya tahliye davası yoluyla mahkeme ya da icra dairesinin tahliye kararıyla kiracının çıkarılmasıdır.

5. Tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi ne zaman başlatılır? En geç tahliye taahhüdünde yazılı tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde başlatılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.

6. Tahliye taahhüdünde bir aylık süre kaçırılırsa ne olur? Süre kaçırıldığında, geçerli bir tahliye taahhüdüne dahi dayanılması mümkün olmayabilir. Bu durumda diğer tahliye sebeplerinin (ihtiyaç, iki haklı ihtar, temerrüt vb.) somut olayda değerlendirilmesi gerekir.

7. Kira sözleşmesiyle aynı gün alınan tahliye taahhüdü geçerli midir? Kural olarak hayır. Yargıtay kararlarında, kira sözleşmesiyle aynı tarihte veya kira ilişkisi kurulmadan önce alınan tahliye taahhütleri kiracının serbest iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle geçersiz kabul edilmektedir.

8. Boş tahliye taahhüdü geçerli midir? Tarihlerin boş bırakılarak imzalanmış olması belgeyi kendiliğinden geçersiz kılmaz. Ancak kiracının imza, tarih veya rıza itirazları sürecin uzamasına neden olabilir. Bu nedenle boş taahhütname almak, kiraya veren açısından her zaman riskli bir yöntemdir.

9. Kiracı imzaya itiraz ederse ne olur? İmza itirazı, icra takibinde takibin durmasına ve imza incelemesinin yapılmasına yol açar. Adi yazılı belgede imzaya itiraz halinde uyuşmazlığın yargılamayı gerektirebileceği unutulmamalıdır.

10. Yeni malik eski tahliye taahhüdüne dayanabilir mi? Yeni malik, halefiyet ilkesi gereği, eski malik ve kiralayan döneminde verilmiş geçerli bir tahliye taahhüdüne dayanarak tahliye sürecini başlatabilir. Ancak somut olayda taahhüt tarihi, kiralayan sıfatı ve mülkiyet devri bilgileri ayrıca incelenmelidir.

11. Tahliye taahhüdünden sonra yeni kira sözleşmesi yapılırsa ne olur? Taahhüt edilen tahliye tarihini de kapsayacak şekilde yeni bir kira sözleşmesi yapılması, önceki tahliye taahhüdünü hükümsüz hale getirebilir. Bu nedenle elinde taahhüt bulunan kiraya verenlerin, yeni bir kira sözleşmesi imzalamadan önce hukuki sonuçları değerlendirmeleri önerilir.

12. Tahliye taahhüdünde adresin yazmaması belgeyi geçersiz yapar mı? Tek başına geçersiz yapmaz. “Kiracısı olduğum taşınmaz” gibi ifadeler bulunması ve taraflar arasında hangi taşınmazın kastedildiği konusunda tereddüt bulunmaması halinde belge geçerli kabul edilebilir. Ancak ispat kolaylığı açısından adresin açıkça yazılması her zaman daha güvenlidir.

13. Tahliye taahhüdüne itiraz süresi kaç gündür? Tahliye emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür. İtiraz icra dairesine dilekçeyle veya sözlü olarak yapılır ve takibi durdurur (İİK m. 274). İmzaya veya tarihe itiraz edilecekse bu, ilk itirazda açıkça belirtilmelidir; sonradan icra mahkemesinde itiraz sebepleri genişletilemez.

14. Eşin aile konutu bildirimi, daha önce verilen tahliye taahhüdünü geçersiz kılar mı? Hayır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kiracı olmayan eşin TMK m. 194 uyarınca sonradan yaptığı bildirimin, bildirimden önce kiracı eşin verdiği yazılı tahliye taahhüdünün geçerliliğini etkilemediğine karar vermiştir. Bildirimden sonra verilecek taahhütte ise her iki eşin imzası veya diğer eşin açık rızası gerekir.

Sonuç

Tahliye taahhüdü, kiraya verenler için güçlü bir hukuki araçtır; ancak gücü, şekil ve içerik şartlarına sıkı sıkıya bağlıdır. Yazılı olmak, kiralananın tesliminden sonra düzenlenmek, belirli bir tahliye tarihi içermek, kiracının serbest iradesiyle verilmiş olmak ve özellikle bir aylık hak düşürücü süre içinde dava veya icra takibi yoluyla işletilmek; geçerliliğin temel taşlarıdır.

Uygulamada en sık karşılaşılan hak kayıpları, kira sözleşmesiyle aynı gün taahhüt alınması, bir aylık sürenin kaçırılması ve taahhütten sonra yeni bir kira sözleşmesi yapılması nedeniyle gerçekleşmektedir. Bunlara ek olarak boş taahhütname uygulaması, geçersizlikten çok ispat sorununa yol açmakta ve süreci uzatmaktadır.

Her tahliye taahhüdü, kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gereken bir belgedir. Tahliye sürecine başlamadan önce taahhütnamenin tarih, imza, içerik ve süre bakımından bir avukat tarafından incelenmesi, hem hak kayıplarının önlenmesi hem de sürecin doğru yoldan yürütülmesi açısından önem taşımaktadır.


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme değişebilir.