Boşanmada Ziynet Eşyası: Düğün Takıları Kime Aittir? (2026)
İçindekiler
Boşanmada ziynet eşyası, boşanma sürecinin en duygusal tartışmalarından biridir: bilezikler, setler, çeyrekler ve takı parası kime aittir? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024 yılında yaptığı içtihat değişikliğiyle bu sorunun cevabı köklü biçimde değişti; artık kural, takıların kime takıldıysa ona ait olmasıdır. Bununla birlikte davaların kaderini yine ispat kuralları belirliyor. Bu rehberde ziynet eşyasının hukuki niteliğini, yeni ve eski içtihadı, ispat yükünü ve bozdurulan altınların iadesini güncel kararlarla açıklıyoruz.
Kısaca
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024 tarihli kararıyla (E. 2023/5704, K. 2024/2402) yerleşik içtihadını değiştirdi: düğünde takılan ve ekonomik değer taşıyan her şey, aksine anlaşma veya ispatlanmış yerel örf ve adet yoksa, kural olarak kime takıldıysa ona aittir. Bilezik, kolye, küpe gibi kadına özgü ziynetler ise kime takılırsa takılsın kadına verilmiş sayılır. Eski uygulamada erkeğe takılanlar dahil tüm takılar kadına bağışlanmış kabul ediliyordu. Ziynet talebi, mal rejimi tasfiyesinden bağımsız bir davanın konusudur; kadına özgü ziynetlerin elinden alındığını ispat yükü kadındadır.
Boşanmada Ziynet Eşyasının Hukuki Niteliği
Ziynet eşyası; bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar ile düğünde takılan altın ve paraları kapsar. Türk Medeni Kanunu’nda düğün takılarının aidiyetine ilişkin özel bir hüküm yoktur; bu boşluk, tarafların anlaşmaları, örf-adet ve Yargıtay içtihatlarıyla doldurulur. TMK m. 220/1 uyarınca yalnız kişisel kullanıma yarayan eşya kişisel maldır ve Yargıtay mücevher ile takıları bu kapsamda değerlendirir. Kadına ait olduğu belirlenen ziynetler kadının kişisel malıdır; edinilmiş mallara katılma rejimindeki tasfiye hesabına girmez ve mal paylaşımı davasından ayrı bir alacak davasının konusudur.
Ziynet alacağı, aile hukuku uyuşmazlıklarının mal rejimi ve boşanma talepleriyle en sık kesiştiği konulardan biridir.
Düğünde Takılan Altınlar Kime Aittir?
Güncel kurala göre paylaşım üç kademede belirlenir: (1) Taraflar arasında takıların paylaşımına ilişkin bir anlaşma varsa paylaşım anlaşmaya göre yapılır. (2) Anlaşma yoksa, iddia ve ispat edilen yerel örf ve adet uygulanır. (3) Bunlar da yoksa, düğünde takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kime takıldıysa ona aittir.
Kuralın önemli bir istisnası vardır: takılar içinde karşı cinse özgü bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Bilezik, kolye, küpe gibi kadına özgü ziynetler, damada takılmış olsa bile kadına aittir. Bir takının hangi cinse özgü olduğu çekişmeliyse bilirkişi incelemesi yapılır; her iki cinse özgü olduğu belirlenen eşya, takıldığı eşe ait olur. Takı sandığına ya da torbasına konulan değerlerde kime takıldığı bilinemeyeceğinden ölçüt cinse özgülüktür: kadına özgü olanlar kadına, erkeğe özgü olanlar erkeğe ait sayılır; her iki cinse özgü olduğu belirlenenler ise ortak kabul edilir.
“Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır.” (Yargıtay 2. HD, E. 2023/5704, K. 2024/2402, T. 04.04.2024)
Uygulamadaki en görünür sonuç çeyrek altınlar ve paralarda ortaya çıkıyor: erkeğe takılan çeyrek altın, para ve döviz artık kural olarak erkeğe aittir. Nitekim Yargıtay, düğün görüntülerinin bilirkişi çözümünde erkeğe 31 adet çeyrek altın takıldığı belirlenen bir dosyada, bu altınların da kadına verilmesini bozma nedeni saymıştır (2. HD, E. 2024/10540, K. 2025/2844, T. 18.03.2025).
2024 İçtihat Değişikliği: Eski Kural, Yeni Kural
2024 öncesinde yerleşik uygulama farklıydı: düğünde takılan ziynet ve paralar, kim tarafından ve hangi eşe takılırsa takılsın, aksine anlaşma ya da örf-adet yoksa kadına bağışlanmış sayılıyordu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2021 tarihli kararları bu çizgidedir:
“Düğün sırasında takılan ziynet eşyası ve paralar kim tarafından ve hangi eşe takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma ya da örf ve adet kuralı olmadığı takdirde kadına bağışlanmış sayılır ve artık kadının kişisel malı kabul edilir… Ziynetlerin geri istenmemek üzere verildiği iddia ve ispat edilmedikçe, bunları alan iade etmekle yükümlüdür.” (Yargıtay HGK, E. 2017/1038, K. 2021/458, T. 13.04.2021)
2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024 tarihli kararıyla bu içtihadı değiştirdi. Daire, değişikliğin gerekçesini toplumsal ve ekonomik dönüşümle açıklıyor: düğünlerde artık yalnızca kadına özgü ziynetler değil, ortak bir yaşam kurma aşamasındaki eşlere maddi katkı sağlamak amacıyla ekonomik değeri olan pek çok şey takılıyor; bu nedenle içtihat değişikliği zorunlu görüldü. İki dönem arasındaki fark şöyle özetlenebilir:
| Eski çizgi (HGK 2021/458) | Yeni çizgi (2. HD 2024/2402 ve sonrası) | |
|---|---|---|
| Kadına takılanlar | Kadının | Kadının |
| Erkeğe takılan çeyrek altın, para, döviz | Kadına bağışlanmış sayılır | Erkeğin |
| Kadına özgü ziynet (bilezik, kolye, küpe) | Kadının | Kime takılırsa takılsın kadının |
| Öncelik sırası | Anlaşma → örf-adet → kadın lehine karine | Anlaşma → örf-adet → kime takıldıysa o |
| Sandığa/torbaya konulan, cinse özgü olmayan değerler | Kadının | Ortak |
Yeni içtihat tek seferlik bir karar değildir: Daire bunu “ilkesel görüş” olarak nitelendirmekte ve o tarihten bu yana istikrarlı biçimde uygulamaktadır (örn. E. 2024/5797, K. 2024/10388; E. 2024/9259, K. 2025/1648 — bu kararda uygulamanın “istikrarlı bir şekilde devam ettiği” açıkça vurgulanır; E. 2025/8772, K. 2026/3891; E. 2025/10276, K. 2026/5181).
Bu örneklerin önemli kısmı, değişiklikten önce açılmış davalarda verilen bozma kararlarıdır; yani yeni ilkeler kural olarak derdest dosyalarda da uygulanmaktadır. Değişikliğe kadar verilmiş HGK kararları eski kuralı yansıttığından geçiş döneminde ilk derece ve istinaf aşamasında farklı yönde kararlarla karşılaşılabilmekte; ancak temyiz incelemesini yapan 2. Hukuk Dairesi uyuşmazlıkları yeni ilkelere göre çözmektedir. Bu nedenle dava ve savunma stratejisinin en başından yeni içtihada göre kurulması gerekir.
Ziynet Davasında İspat Yükü
Ziynet davalarının çoğu ispat aşamasında kazanılır ya da kaybedilir. Dört temel kural şöyledir:
İspat yükünün dağılımı
Varlığın ispatı kadında
Dava konusu ziynetlerin cins, sayı, nitelik ve miktar olarak varlığı önce kanıtlanmalıdır: düğün fotoğraf ve videoları, takı listesi ve görgü tanıkları burada belirleyicidir. Düğün görüntülerinin bilirkişi çözümü, hangi takının hangi eşe takıldığının belirlenmesinde de esas alınır.
“Elimden alındı” iddiası kadında
Olağan olan, kadına özgü ziynetlerin kadının himayesinde olmasıdır. Evden ayrılırken götürülmediğini veya erkek tarafından alındığını iddia eden kadın, bu iddiasını şüpheye yer bırakmayacak biçimde ispatla yükümlüdür (TMK m. 222/1, HMK m. 190).
Aksine örf iddiası ileri sürende
“Bizim yörede takılar erkeğe kalır” savunması, yerleşik içtihattaki yaygın örften daha köklü bir âdetin varlığının ispatını gerektirir; soyut tanık beyanı yetmez.
“Geri istenmemek üzere verildi” iddiası erkekte
Ziynetler erkeğe ya da ailesine verilmiş/bozdurulmuşsa, iade edilmemek üzere (bağış olarak) verildiğini ispat yükü bunu ileri süren taraftadır.
“Hayat deneyimlerine göre olağan olan bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanarak muhafaza edilmesidir. Bunların erkeğin zilyetlik ve korunmasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir.” (Yargıtay HGK, E. 2018/345, K. 2021/1562, T. 02.12.2021)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin güncel bir kararı, ispatın niteliğine ilişkin çıtayı da gösterir: kadın tanıklarının beyanları kadından duyuma dayalıysa ispat için yeterli değildir; başka delil yoksa ve kadın yemin deliline de dayanmamışsa dava reddedilir (2. HD, E. 2024/10485, K. 2025/11756, T. 23.12.2025). Bu nedenle dava dilekçesinde delil listesinin ve “sair deliller ile yemin” kaydının özenle kurgulanması gerekir.
Ziynet Davası Nasıl Açılır: Aynen İade veya Bedel
Ziynet alacağı davası aile mahkemesinde görülür; boşanma davasıyla birlikte (harcı ayrıca ödenmiş bağımsız bir talep olarak) ya da ayrı bir dava olarak açılabilir. Talep kural olarak kademeli kurulur: ziynetlerin aynen iadesi, mümkün olmazsa bedelinin ödenmesi. Bedel, ziynetlerin niteliğine göre bilirkişi marifetiyle hesaplanır; altın fiyatlarındaki dalgalanma nedeniyle talep kurgusu ve ıslah stratejisi önem taşır. Ziynet talebi boşanmanın eki niteliğinde olmadığından ayrı harca tabidir; bu teknik ayrıntı gözden kaçtığında talep incelenmeden kalabilir.
Bozdurulan Altınlar: Düğün Masrafı, Ev veya Araç Alımı
Uygulamada en sık senaryo şudur: takılar evliliğin ilk yıllarında bozdurulur; düğün borçları, ev eşyası, konut peşinatı veya araç alımı için harcanır. Bu durum, kadına ait ziynetler yönünden kadını alacağından yoksun bırakmaz: geri istenmemek üzere (bağış olarak) verildiği ispat edilmedikçe, bozduran ya da kullanan eş kadına ait ziynetleri iade etmekle yükümlüdür. Yeni içtihat döneminde de Yargıtay, takıların ev borcu ve düğün masraflarına harcandığı ispatlanan bir dosyada kadının alacağını kabul etmiş; ancak hesabın, erkeğe takılanlar dışarıda bırakılarak yalnızca kadına ait ziynetler üzerinden yapılmasını aramıştır (2. HD, E. 2025/4787, K. 2025/11126, T. 11.12.2025).
Bozdurulan ziynetlerle edinilen mal hala mevcutsa, ayrıca mal rejimi tasfiyesinde kişisel mal katkısına dayalı değer artış payı hesabı gündeme gelebilir. Katılma alacağı ve değer artış payının nasıl hesaplandığını boşanmada mal paylaşımı rehberimizde ayrıntılı olarak açıkladık.
Özet Tablo: Senaryolara Göre Sonuçlar
| Senaryo | Güncel kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Kadına takılan takı ve paralar | Kadının kişisel malı; tasfiye hesabına girmez | 2. HD 2024/2402; TMK m. 220 |
| Erkeğe takılan çeyrek altın, para, döviz | Kural olarak erkeğin (2024 içtihat değişikliği) | 2. HD 2024/2402; 2025/2844 |
| Kadına özgü ziynet (bilezik, kolye, küpe) | Kime takılırsa takılsın kadının | 2. HD 2024/2402 |
| Sandığa konulan, cinse özgü olmayan değerler | Ortak kabul edilir | 2. HD 2024/2402 |
| Takıların evden götürüldüğü savunması | Olağan durum karinesi; aksini kadın şüpheye yer bırakmadan ispatlar | 2. HD 2025/3346; HGK 2021/1562 |
| Takıların bozdurulup harcanması | Bağış ispatlanmadıkça kadına ait ziynetler iade edilir | 2. HD 2025/11126 |
| Duyuma dayalı tanık + yemin yok | İspatlanamayan ziynet talebi reddedilir | 2. HD 2025/11756 |
Ziynet Davasında İşe Yarayan Deliller
Delil kontrol listesi
Ziynetlerin varlığı; cins, sayı ve nitelik düzeyinde somutlaştırılmalıdır.
- ✓ Düğün video kayıtları ve fotoğraflar (takı merasimi dahil)
- ✓ Takı defteri / takı listesi ve davetiye-organizasyon kayıtları
- ✓ Kuyumcu fiş ve faturaları, alım-bozdurma kayıtları
- ✓ Bozdurma sonrası banka hareketleri ve ödeme izleri (peşinat, borç kapama)
- ✓ Görgüye dayalı tanıklar (duyum değil, bizzat görme)
- ✓ Dilekçede “yemin dahil her türlü delil” kaydı
Sık Sorulan Sorular
Boşanmada altınlar kime kalır?
Yargıtay’ın 2024’te değişen içtihadına göre, aksine anlaşma veya ispatlanmış yerel örf ve adet yoksa, düğünde takılan altın ve paralar kural olarak kime takıldıysa ona aittir. Bilezik, kolye, küpe gibi kadına özgü ziynetler ise kime takılırsa takılsın kadınındır.
Erkeğe takılan çeyrek altınlar ve paralar kime aittir?
2024 içtihat değişikliğinden bu yana erkeğe takılan çeyrek altın, para ve döviz kural olarak erkeğe aittir; eski uygulamada bunlar da kadına bağışlanmış sayılıyordu. Hangi takının kime takıldığı, çoğunlukla düğün görüntülerinin bilirkişi çözümüyle belirlenir.
Ziynet alacağı mal paylaşımı davasında mı istenir?
Hayır. Ziynetler kişisel mal olduğundan edinilmiş mallara katılma rejimindeki tasfiye hesabına girmez; aynen iade veya bedele yönelik bağımsız bir alacak davasının konusudur. Boşanma dosyasıyla birlikte ileri sürülse bile ayrı harca tabidir.
Takıların bozdurulup ortak masrafa harcanması hakkı düşürür mü?
Düşürmez. Kadına ait ziynetlerin geri istenmemek üzere (bağış olarak) verildiği ispat edilmedikçe, bozduran veya kullanan eş bunları iade etmekle yükümlüdür. Harcamanın düğün borcu ya da ev alımı için yapılmış olması tek başına bağış anlamına gelmez; ancak hesap, erkeğe takılanlar dışarıda bırakılarak kadına ait ziynetler üzerinden yapılır.
Ziynetlerin evde kaldığını nasıl ispatlarım?
Olağan durum, kadına özgü takıların kadının himayesinde olmasıdır; evden ayrılırken götüremediğini veya elinden alındığını iddia eden kadın bunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlamalıdır. Ayrılma anına ilişkin görgü tanıkları, olayın hemen sonrasındaki mesaj ve şikâyet kayıtları ile yemin delili bu noktada belirleyicidir; duyuma dayalı tanık beyanı yeterli görülmemektedir.
Ziynet davasında zamanaşımı var mı?
Aynen iade talebi mülkiyete dayandığından kural olarak zamanaşımına uğramaz; bedel talebi ise alacak niteliğinde olup TBK m. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir. Evlilik devam ettiği sürece eşler arasındaki alacaklarda zamanaşımı işlemez (TBK m. 153). Somut nitelendirme dosyaya göre değişebileceğinden süre yönetimi ihmal edilmemelidir.
Erkek eş ziynet talep edebilir mi?
Evet. Yeni içtihada göre kendisine takılan ve kadına özgü olmayan takı ve paralar erkeğe ait olduğundan, erkek eş bunların iadesini veya bedelini talep edebilir. Ayrıca taraflar arasında anlaşma ya da aksine yerel örf-adet ispatlanırsa paylaşım buna göre yapılır.
Ziynet alacağınızın mal rejimi tasfiyesiyle birlikte değerlendirilmesi için İzmir mal paylaşımı avukatı sayfamız üzerinden, boşanma sürecinin bütünü için İzmir boşanma avukatı sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya taahhüt niteliği taşımaz. Somut durumunuz için mutlaka bir avukata danışınız.