Süresiz Nafaka İptal Edildi: Anayasa Mahkemesi Kararı Ne Getiriyor? (2026)
Süresiz nafaka iptal edildi: Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” istenebileceğini öngören Türk Medeni Kanunu m. 175/1’deki ibareyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. 4 Haziran 2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı karar 30 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. İptal hükmü hemen değil, yayımdan dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Bu tarihe kadar mevcut kural uygulanmaya devam ediyor. Daha önce bağlanmış nafakalar da kararla kendiliğinden sona ermiyor; iptal kararları geriye yürümüyor.
Mahkemeye göre sorun, nafakanın süresiz olabilmesi değil, hakimin süre konusunda hiçbir takdir yetkisinin bulunmaması. Gerekçede, nafakanın süresinin evliliğin süresi, nafaka alacaklısının yaşı, eğitimi, sağlık durumu ve kendi geçimini sağlayabilme kapasitesi gibi ölçütlerle belirlenmesi, bazı hallerde ise süresiz nafakaya imkan tanınması gerektiği belirtildi. Kanun koyucunun dokuz ay içinde yeni bir düzenleme yapması bekleniyor. Nafaka ödeyen ve nafaka alan taraf için bu dönem, dosyalarını yeni ölçütlere göre değerlendirme dönemidir.
İçindekiler
Süresiz Nafaka AYM Kararı Ne Diyor?
Antalya 12. Aile Mahkemesi, önündeki bir boşanma davasında TMK m. 175/1‘deki “süresiz olarak” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürerek itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurdu. Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla bu ibareyi oy çokluğuyla iptal etti. Karar, 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı.
İptal edilen yalnızca “süresiz olarak” ibaresidir. Yoksulluk nafakası kurumu yürürlükte kalmaktadır. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan taraf, diğer taraftan mali gücü oranında nafaka istemeye devam edecektir. Nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağına ilişkin ikinci fıkra da aynen yürürlüktedir.
Kararın önemi, Anayasa Mahkemesinin aynı kural hakkında daha önce verdiği karardan dönmesidir. Mahkeme 17 Mayıs 2012 tarihli, E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında ibareyi Anayasa’ya aykırı bulmamış, süresizliğin her durumda ömür boyu nafaka anlamına gelmediğini kabul etmişti. 2026 kararında ise bu tarihten sonra da yargısal uygulamanın kuralı emredici kabul etmeye devam ettiği tespit edilerek farklı sonuca ulaşıldı.
İptal Kararı Ne Zaman Yürürlüğe Giriyor?
Süresiz nafaka AYM kararı hemen uygulanmayacaktır. İptal hükmü, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra, yani 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecek. Anayasa Mahkemesi, ibarenin hemen yürürlükten kalkmasının doğuracağı hukuki boşluğun kamu yararını ihlal edeceğini değerlendirmiş ve Anayasa m. 153/3 ile 6216 sayılı Kanun m. 66/3 uyarınca yürürlük tarihini ertelemiştir. Yürürlüğün ertelenmesi kararı oybirliğiyle verilmiştir.
Bu erteleme kanun koyucuya süre tanımak içindir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 30 Haziran 2027’ye kadar yoksulluk nafakasının süresini ve süresiz nafakanın hangi hallerde mümkün olacağını düzenleyen yeni bir hüküm kabul etmesi beklenmektedir. Bu tarihe kadar mahkemeler TMK m. 175’i mevcut haliyle uygulamaya devam edecektir.
| Tarih | Gelişme |
|---|---|
| 17.05.2012 | AYM, “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’ya aykırı bulmadı (E.2011/136, K.2012/72). |
| 04.06.2026 | AYM, ibarenin iptaline karar verdi (E.2025/156, K.2026/131). |
| 30.09.2026 | Karar Resmi Gazete’de yayımlandı (sayı 33386). |
| 30.09.2026 – 30.06.2027 | Mevcut kural uygulanmaya devam ediyor; yasal düzenleme bekleniyor. |
| 30.06.2027 | “Süresiz olarak” ibaresi yürürlükten kalkıyor. |

Anayasa Mahkemesi Süresiz Nafakayı Neden İptal Etti?
Mahkeme kuralı Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ve belirlilik ilkesi ile 5. ve 17. maddelerinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı bakımından incelemiştir. Gerekçenin iki ayağı vardır.
Birincisi belirlilik sorunudur. Mahkemeye göre kanun metni her durumda süresiz nafakaya hükmedilmesini açıkça zorunlu kılmamaktadır. Buna karşılık yerleşik yargısal uygulama kuralı emredici saymış, hakimin nafakanın süresi konusunda takdir yetkisi bulunmadığını ve irat biçimindeki yoksulluk nafakasının süresiz belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Mahkeme bu yaklaşıma örnek olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.12.2017 tarihli, 2016/8859 E., 2017/14407 K. sayılı kararını göstermiştir. Lafız ile uygulama arasındaki bu fark nedeniyle kuralın tereddüde yer vermeyecek ölçüde açık olduğu söylenemeyecektir.
İkincisi menfaat dengesidir. Mahkeme, boşanmada ağır kusuru olmayan eşe evlilikten kaynaklanan dayanışma çerçevesinde parasal katkı sağlanmasını meşru görmekle birlikte, bu yükümlülüğün hiçbir ölçüt belirlenmeden kategorik olarak süresiz öngörülmesinin, kusurlu olması bile gerekmeyen nafaka borçlusu açısından ağır bir külfet doğurduğunu belirtmiştir. Yükümlünün ömür boyu sona ermiş bir evliliğin sonuçlarıyla bağlı kalması, devletin çatışan haklar arasında kurması gereken makul dengeyi bozmaktadır.
Kararın uygulama için en önemli bölümü, Mahkemenin olması gereken sistemi tarif ettiği paragraftır. Mahkemeye göre yoksulluk nafakası durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabilmeli; bazı hallerde ise öngörülecek koşulların varlığında süre uzatılarak ömür boyu nafakaya hükmedilebilmelidir. Hakime nafakanın süresini belirlerken şu unsurları dikkate alma yetkisi tanınmalıdır:
- evliliğin süresi,
- nafaka alacaklısı eşin yaşı,
- eğitim durumu,
- sağlık durumu,
- ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayabilme kapasitesi.
Mahkeme, süresiz nafakayı gerektiren hallere ilişkin ölçütlerin de kanunda açık ve net biçimde yer almasını makul dengenin şartı saymıştır. Dolayısıyla karar süresiz nafakayı tamamen yasaklamamaktadır; süresiz nafakanın ancak kanunda açıkça belirlenmiş ölçütlere bağlı olarak verilmesini istemektedir.
Yoksulluk Nafakasının Şartları Değişti mi?
Hayır. İptal yalnızca nafakanın süresine ilişkindir; yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin şartları aynen korunmaktadır. TMK m. 175’e göre üç şart birlikte aranır: nafaka talep edilmiş olmalı, talep eden eş boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmalı ve boşanmada diğer eşten daha ağır kusurlu olmamalıdır. Eşit kusurlu, daha az kusurlu veya kusursuz eş nafaka isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusurlu olması ise aranmaz.
Kanunda yoksulluk tanımlanmamıştır. Anayasa Mahkemesi kararında da aktarıldığı üzere Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi zorunlu harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayan kişi yoksul sayılır (Yargıtay HGK, 07.10.1998, E.1998/2-656, K.1998/688). Başka bir ifadeyle geçimini kendi mali kaynakları ve çalışma gücüyle sağlayamayan taraf, diğer şartlar da varsa nafaka isteyebilir (Yargıtay HGK, 04.10.2022, E.2019/2-807, K.2022/1221). Bu ölçütler, yeni dönemde nafakanın süresi belirlenirken de yol gösterici olacaktır.
Nafaka, TMK m. 176/1 uyarınca toptan veya irat biçiminde, yani düzenli ödemelerle bağlanabilir. Toptan nafakada yükümlü tek seferde ödeme yapar ve nafaka ilişkisi kesin olarak sona erer. Süre tartışmasının yaşandığı alan irat biçimindeki nafakadır; Anayasa Mahkemesinin gerekçesi de bu türe ilişkindir. Karşıoyda da hatırlatıldığı gibi toptan ödeme seçeneği, süresizlik sorununu bugün de çözebilecek bir araçtır ve özellikle anlaşmalı boşanmalarda değerlendirilmelidir.
Karşıoy Gerekçesinde Ne Savunuldu?
Karar üç üyenin karşıoyuyla verilmiş, bir üye ise çoğunluğa farklı gerekçeyle katılmıştır. Karşıoy gerekçesine göre yoksulluk nafakasının ölçütü zaman değil ihtiyaçtır ve kural her somut olayda mutlaka süresiz nafakaya hükmedilmesini zorunlu kılmaz. TMK m. 176 zaten nafakanın azaltılmasına, kaldırılmasına ve toptan ödenmesine imkan veren mekanizmalar içermektedir. Bu nedenle karşıoya göre ileri sürülen sakıncalar anayasal bir norm sorunu değil, uygulama ve içtihat sorunudur.
Karşıoyda ayrıca yoksulluk nafakasının, kanun metninde cinsiyet bakımından tarafsız olsa da uygulamada önemli ölçüde kadınların ekonomik korunmasına hizmet ettiği, bu yönüyle Anayasa’nın 10. maddesindeki maddi eşitlik anlayışı ve 41. maddesindeki ailenin korunması amacıyla uyumlu olduğu vurgulanmıştır. Bu görüşler, kanun koyucunun yapacağı yeni düzenlemenin tartışılmasında da ağırlık taşıyacaktır.
Diğer Ülkelerde Boşanma Sonrası Nafakanın Süresi Nasıl Belirleniyor?
Anayasa Mahkemesi kararında karşılaştırmalı hukuka da yer verilmiş ve boşanma sonrası nafakanın süresi konusunda tek bir model bulunmadığı tespit edilmiştir. Kararda aktarılan örnekler, kanun koyucunun önündeki seçenekleri göstermesi bakımından yol göstericidir:
- İsviçre: Nafakanın miktarı ve süresi, tarafların ekonomik ve kişisel durumuna göre somut olayda belirlenir.
- Almanya: Eşlerin kural olarak kendi geçimlerini sağlaması esastır; belirli hallerde nafaka istenebilir, ancak kesin bir azami süre öngörülmemiştir.
- Fransa: Nafaka esas olarak toplu ödeme şeklinde yerine getirilir; taksitlendirme ve istisnaen ömür boyu irat mümkündür.
- İngiltere: Ekonomik bağımlılığın makul bir sürede sona erdirilmesi amacıyla süreli nafaka uygulaması vardır.
- Hollanda: Mahkeme ayrıca süre belirlemediyse nafaka kural olarak evlilik süresinin yarısı kadar ve en fazla beş yıldır; on beş yıldan uzun evliliklerde ve ortak çocuk bulunması halinde farklı azami süreler uygulanır.
- Belçika: Nafaka süresi kural olarak evlilik süresini aşamaz; alacaklının ihtiyacı devam ediyorsa süre uzatılabilir.
Türk hukukunda da 743 sayılı eski Türk Kanunu Medenisi’nin ilk halinde yoksulluk nafakası bir yılla sınırlıydı. Bu sınır 1988 yılında 3444 sayılı Kanun’la kaldırılmış ve süresiz nafaka dönemi başlamıştı. Anayasa Mahkemesinin kararı, bu tercihin otuz yılı aşkın bir süre sonra yeniden tartışmaya açılması anlamına gelmektedir. Hangi modelin benimseneceği, yapılacak yasal düzenlemeyle belli olacaktır.
Halihazırda Ödenen Nafakalar Kendiliğinden Sona Erer mi?
Hayır. Anayasa’nın 153. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca iptal kararları geriye yürümez. Kesinleşmiş boşanma kararlarıyla bağlanmış yoksulluk nafakaları, iptal kararının yayımlanmasıyla veya 30 Haziran 2027’de kendiliğinden sona ermez. Nafaka yükümlüsünün ödemeyi kendiliğinden kesmesi, icra takibi ve faiz riskini beraberinde getirir.
Mevcut nafakalar bakımından bugün de kullanılabilen yollar TMK m. 176’da düzenlenmiştir. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde irat biçimindeki nafaka kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi halinde ise nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde nafakanın azaltılması ya da artırılması da istenebilir; artırım tarafındaki ölçütler nafakanın artırılması davası yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Asıl belirsizlik, iptal hükmü yürürlüğe girdikten sonra mevcut süresiz nafakaların süreyle sınırlandırılmasının istenip istenemeyeceğidir. Anayasa Mahkemesi kararı bu konuda bir hüküm içermemektedir. Sonucu büyük ölçüde kanun koyucunun getireceği geçiş hükümleri ve Yargıtay’ın bu hükümlere bakışı belirleyecektir. Bu nedenle bugün için kesin bir cevap vermek mümkün değildir; yasal düzenlemenin metni izlenmelidir.
Devam Eden Boşanma Davalarında Ne Değişir?
30 Haziran 2027’ye kadar verilecek kararlarda TMK m. 175 mevcut haliyle uygulanacaktır. Bu tarihten sonra karara bağlanacak davalarda ise “süresiz olarak” ibaresi artık kanun metninde yer almayacağından, hakimin yoksulluk nafakasının süresini belirleme imkanı doğacaktır. Hangi ölçütlerle belirleneceği ise çıkarılacak kanuna bağlıdır; kanun çıkmazsa Anayasa Mahkemesi gerekçesinde sayılan unsurların uygulamaya yön vermesi beklenebilir.
Uzun sürecek boşanma davalarında taraflar bugünden şu olguları dosyaya kazandırmalıdır: evliliğin süresi ve fiili ayrılık tarihi, tarafların yaşı, eğitim düzeyi ve mesleği, sağlık durumu, evlilik boyunca çalışıp çalışmadıkları ve kariyerlerinden fedakarlık edip etmedikleri, çalışma hayatına dönüş imkanları. Bu olgular bugün nafaka miktarını etkilerken, yeni dönemde nafakanın süresini de belirleyecektir.
Yoksulluk nafakasının ön şartı olan kusur dengesi değişmemiştir. Kusuru daha ağır olan taraf yine yoksulluk nafakası isteyemeyecektir. Kusur değerlendirmesinde ağırlık taşıyan davranışlara bir örnek olarak eşe iftira atmak yazımıza bakılabilir. Boşanma davası sürerken bağlanan tedbir nafakası ise kusura bakılmaksızın hükmedilen ayrı bir nafaka türüdür ve bu karardan doğrudan etkilenmez.
Nafaka Ödeyen ve Nafaka Alan Taraf Şimdi Ne Yapmalı?
Nafaka yükümlüsü açısından: Ödemeler kesilmemeli; yürürlük tarihine kadar mevcut karar bağlayıcıdır. Alacaklının durumunda TMK m. 176/3 kapsamında bir değişiklik varsa, örneğin düzenli bir gelir elde etmeye başlamış ya da fiilen evli gibi yaşıyorsa, nafakanın kaldırılması veya azaltılması için bugünden dava açılabilir. Bu dava iptal kararının yürürlüğünü beklemeyi gerektirmez.
Nafaka alacaklısı açısından: Bağlanmış nafaka devam etmektedir. Ancak yeni düzenleme süre sınırı getirirse, geçiş hükümlerine göre mevcut nafakaların yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir. Bu nedenle yaş, sağlık durumu, çalışma imkanı ve evlilik süresine ilişkin belgelerin, özellikle sağlık raporlarının ve gelir durumunu gösteren kayıtların güncel tutulması yararlı olacaktır.
Boşanma aşamasındaki taraflar açısından: Anlaşmalı boşanma protokollerinde yoksulluk nafakasının süresi ve sona erme koşulları açıkça düzenlenebilir; protokol hakimin uygun bulmasıyla hükme geçer. Çekişmeli davalarda ise yukarıda sayılan olgular delil listesine eklenmelidir. Nafakanın yanında mal rejiminin tasfiyesi de boşanmanın ekonomik sonuçlarının bütünü içinde birlikte değerlendirilmelidir.
Nafaka davalarındaki çalışma kapsamımız için İzmir nafaka avukatı ve İzmir boşanma avukatı sayfalarımıza bakabilirsiniz.
Sonuç ve Değerlendirme
Süresiz nafaka iptal edildi, ancak yoksulluk nafakası kurumu varlığını koruyor. Anayasa Mahkemesinin itiraz ettiği nokta nafakanın kendisi değil, süresinin her durumda sınırsız olması ve hakimin bu konuda takdir yetkisinin bulunmamasıdır. Önümüzdeki dokuz ay, kanun koyucunun nafakanın süresini hangi ölçütlere bağlayacağını ve mevcut nafakalar için nasıl bir geçiş düzeni kuracağını belirleyecektir.
Bu süreçte nafaka ödeyen tarafın ödemeleri kesmemesi, nafaka alan tarafın ise kendi durumunu belgeleyen kayıtları güncel tutması gerekir. Devam eden boşanma davalarında evliliğin süresi, yaş, sağlık ve çalışma imkanına ilişkin olguların dosyaya şimdiden kazandırılması, yeni dönemde nafakanın süresine ilişkin tartışmada belirleyici olacaktır. Yasal düzenleme kabul edildiğinde bu yazı güncellenecektir.
Sık Sorulan Sorular
Süresiz nafaka iptal edildi mi?
Anayasa Mahkemesi TMK m. 175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti, ancak iptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Bu tarihe kadar mevcut kural uygulanıyor. Yoksulluk nafakası kurumu ise kaldırılmadı; yalnızca süresinin her durumda sınırsız olması Anayasa’ya aykırı bulundu.
Mevcut nafakam kesilecek mi?
Hayır, kendiliğinden kesilmeyecek. İptal kararları geriye yürümez; kesinleşmiş kararla bağlanan nafaka devam eder. Nafakanın kaldırılması veya azaltılması için TMK m. 176’daki şartların varlığı halinde dava açılması gerekir. Yeni yasal düzenlemenin mevcut nafakalara nasıl uygulanacağı geçiş hükümlerine bağlıdır.
Kararın künyesi nedir?
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı karar. İtiraz yoluyla Antalya 12. Aile Mahkemesi başvurmuştur. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
İptal kararı ne zaman yürürlüğe girecek?
Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027 tarihinde. Mahkeme, hukuki boşluk oluşmaması için bu süreyi Anayasa m. 153/3 uyarınca oybirliğiyle belirlemiştir.
Yoksulluk nafakası en fazla kaç yıl olacak?
Bunu kanun koyucu belirleyecek. Anayasa Mahkemesi belirli bir süre öngörmedi; nafakanın süresinin evliliğin süresi, alacaklının yaşı, eğitimi, sağlık durumu ve kendi geçimini sağlayabilme kapasitesi gibi ölçütlerle somut olaya göre belirlenmesini ve bazı hallerde süresiz nafakaya da imkan tanınmasını istedi.
Nafaka ödemeyi şimdi bırakabilir miyim?
Hayır. Nafaka kararı yürürlüktedir ve ödenmeyen nafaka için icra takibi yapılabilir. Koşullar değişmişse nafakanın kaldırılması veya azaltılması için aile mahkemesinde dava açılması gerekir.
Devam eden boşanma davamda süresiz nafakaya hükmedilir mi?
30 Haziran 2027’den önce karara bağlanacak davalarda mevcut kural uygulanır. Bu tarihten sonra verilecek kararlarda “süresiz olarak” ibaresi uygulanmayacak ve hakimin nafakanın süresini belirleme imkanı doğacaktır. Uzun sürecek davalarda evlilik süresi, yaş, sağlık ve çalışma imkanına ilişkin delillerin şimdiden dosyaya sunulması önemlidir.
Bu karar iştirak nafakasını veya tedbir nafakasını etkiler mi?
Hayır. Karar yalnızca TMK m. 175’teki yoksulluk nafakasına ilişkindir. Çocuk için ödenen iştirak nafakası ve boşanma davası sırasında hükmedilen tedbir nafakası bu karardan doğrudan etkilenmez.
Süresiz nafaka iptali geriye yürür mü?
Hayır. Anayasa m. 153/5 uyarınca iptal kararları geriye yürümez. 30 Haziran 2027 öncesinde kesinleşmiş kararlarla bağlanan nafakalar, iptal kararı nedeniyle kendiliğinden ortadan kalkmaz; bu nafakaların akıbetini yapılacak yasal düzenlemedeki geçiş hükümleri belirleyecektir.
Yoksulluk nafakası toptan ödenebilir mi?
Evet. TMK m. 176/1 uyarınca nafakanın toptan ya da irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Toptan ödemede yükümlü tek seferde ödeme yapar ve nafaka ilişkisi sona erer. Bu seçenek özellikle anlaşmalı boşanmalarda süre tartışmasını baştan ortadan kaldırabilir.
Nafaka alan eş yeniden evlenirse nafaka ne olur?
TMK m. 176/3 uyarınca irat biçiminde ödenen nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun sona ermesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi halinde ise nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır.
Dayanaklar ve Kaynakça
Mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 174-176; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 2, 5, 17 ve 153; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 66/3.
Kararlar:
- Anayasa Mahkemesi, 04.06.2026, E.2025/156, K.2026/131 (RG 30.09.2026, 33386): TMK m. 175/1’deki “süresiz olarak” ibaresinin iptali, dokuz ay sonra yürürlük
- Anayasa Mahkemesi, 17.05.2012, E.2011/136, K.2012/72: aynı ibare hakkında ret kararı
- Yargıtay 2. HD, 12.12.2017, 2016/8859 E., 2017/14407 K. (AYM kararında yerleşik uygulamaya örnek olarak atıf yapılan karar)
- Yargıtay HGK, 07.10.1998, E.1998/2-656, K.1998/688 ve 04.10.2022, E.2019/2-807, K.2022/1221 (yoksulluk kavramı; AYM kararında atıf yapılan kararlar)
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıkta sonuç; dosyanın kendi olgularına ve çıkarılacak yasal düzenlemeye göre değişebilir.